Hayvan grupları, yayılım alanları bakımından birbirlerinden önemli farklılıklar göstermektedir. Canlıların hareket kabiliyetleri, yaşam koşulları, coğrafik konumları ve yükselti gibi ekolojik faktörler, onların yayılma alanlarının sınırlarını belirleyen temel unsurlardır. Hayvan türlerinin kendine özgü yapıları, doğrudan yayılım alanlarına da yansımaktadır. Örneğin omurgasızlar, böcekler, balıklar, amfibiyanlar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler doğada birbirinden farklı yayılış modelleri sergilerler. Dünyanın yaşam alanları, bu canlı yayılımları esas alınarak belirli zoocoğrafik bölümlere ayrılmıştır. Tarihsel süreçte ilk kez Schlater, dünyayı kuşların yayılım alanlarına göre Palearktik, Etiyopya, Hindistan (Oriyental), Avustralya, Nearktik ve Neotropikal olmak üzere altı temel bölgeye ayırmıştır. Daha sonra Wallace (1876), bu sınıflandırmayı memeli hayvanlar üzerine uygulamış ve bilimsel temellerini güçlendirmiştir. Söz konusu altı coğrafik bölge; hayvan formlarının topluluğu, zoolojik açıdan zenginlik dereceleri, izolasyon oranları ve diğer bölgelerle olan ilişkileri göz önüne alınarak tanımlanmıştır. Bu bölgeler arasında Avustralya en izole ve özel yapıya sahipken, Neotropikal bölge ise izole ve özel ikinci bölge olmasına rağmen yaşam formları bakımından son derece zengindir. Etiyopya ve Oriyental bölgeleri zengin olmakla birlikte çok yaygın türleri barındırır; Palearktik ve Nearktik bölgeler ise daha az zengin olup birbirine benzeyen canlıları içerir. Palearktik bölge, Avrupa'yı, Sahra Çölü'nün güneyine kadar olan Afrika'yı, Arap Yarımadası'nın kuzeyini ve Güneydoğu Asya hariç tüm Asya kıtasını içine alan en büyük zoocoğrafik bölgedir. Genel olarak karasal ve ılıman bir iklim rejiminin egemen olduğu bu alan, çok değişik yaşam ortamlarını bünyesinde barındırır. Güneyde Etiyopya bölgesinden çöllerle, Oriyental bölgesinden Himalayalar'la ve Nearktik bölgeden ise Bering Boğazı aracılığıyla ayrılmaktadır. Palearktik bölgede memeli çeşitliliği orta düzeydedir ve buradaki hayvan ailelerinin yaklaşık yüzde ellisi Nearktik bölge ile ortaktır. Bölgenin en dikkat çekici özelliklerinden biri, kendine özgü endemik bir memeli ailesine sahip olmamasıdır. Geniş coğrafi yayılışına rağmen türlerin birçoğu komşu bölgelerle paylaşılmaktadır. Etiyopya bölgesi ise Kuzey Afrika hariç tüm Afrika kıtasını kapsayan ve büyük bir kısmı tropikal iklim kuşağında yer alan bir alandır. Diğer bölgelerle kıyaslandığında oldukça fazla memeli ailesi çeşitliliği barındırır. Bu bölge; Rodent, primat, insectivor, artiodactyl ve aardvark gibi kendine has endemik memeli ailelerine ev sahipliği yapmasıyla ön plana çıkar. Oriyentalis bölgesi; Tibet Yaylası'ndan başlayarak Hindistan'ı, tropikal Asya'yı, Güney Çin'i ve Filipinler'i kapsayan bir coğrafyayı içerir. Pangea süper kıtasının parçalanmasından itibaren izole duruma geçmesi, bu bölgeye kendine özgü bir fauna yapısı kazandırmıştır. Geniş çöl ve yüksek dağ zincirleri bölgenin kuzeyini sınırlandırmaktadır. Büyük kısmı tropikal olan bu alanda Tree Shrew, Colugos, Tarsier ve Gibbon olmak üzere 4 endemik aile ve çok çeşitli memeli faunası yaşamaktadır. Avustralya bölgesi, Avustralya kıtası ile Tazmanya Adası'nı kapsayan ve dünyadaki en izole zoocoğrafik alandır. Bu uç düzeydeki izolasyon nedeniyle memeli faunasının yalnızca yüzde yirmisi diğer bölgelerle ortak özellik gösterir. Bölge, keseli ve plazentalı memelilere ait toplam 17 endemik aileye sahip olmasıyla ekolojik açıdan eşsiz bir konuma sahiptir. Avustralya bölgesi en izole ve özel bölge olma unvanını taşırken, aynı zamanda en küçük yüz ölçümüne sahip ve gelişmiş canlılar açısından en fakir bölge olarak da nitelendirilmektedir. Buna rağmen barındırdığı endemik türlerin evrimsel tarihleri bilim dünyası için büyük önem taşır. Nearktik bölge, Panama Kanalı'ndan kuzeyde kalan tüm Kuzey Amerika kıtasını içine alır. Kuzeye doğru gidildikçe subtropik iklimden yılın 12 ayı don özellikleri gösteren sert iklim koşullarına kadar geniş bir yelpaze gözlenir. Jeolojik dönemlerde, özellikle Pliyosen'de Kuzey ve Güney Amerika arasında kara bağlantısının kurulmasıyla, Nearktik ve Neotropikal bölgelerin faunaları birbirine karışmıştır. Kuzeydeki yırtıcıların güneydeki keseli memelileri ortadan kaldırması, Neotropikal bölgenin faunal yapısını kökten etkilemiştir. Uzun bir süre izole kalması ve soğuk iklimi nedeniyle Nearktik bölgede memeli çeşitliliği azdır; faunasının yarısı Palearktik ve Neotropikal bölgelerle ortaktır. Bölgeye endemik olan başlıca aileler Aplodontidae (kemirgenler) ve Antilocapridae (çift toynaklılar) gruplarıdır. Neotropikal bölge ise Meksika'dan başlayarak Orta ve Güney Amerika'yı kapsayan, flora ve fauna bakımından diğer kıtalardan oldukça farklı ve izole bir sahadır. Pangea'nın parçalanmasından sonra Pliyosen dönemine kadar izole kalan Neotropikal bölge, oldukça sıcak ve canlılar için elverişli iklimi sayesinde endemik özellikler sergiler. Rodent, insectivor, xenarthrans ve keseli memeliler bu bölgede endemik olarak görülürken, memeli çeşitliliği genel olarak güneyden kuzeye doğru bir artış eğilimi göstermektedir.