Bruce Johnson tarafından 1980 yılında geliştirilen bu teori, özellikle 11-25 yaş arasındaki gençlerin madde bağımlılığını açıklamayı amaçlar. Madde kullanımının suç, alkolizm ve güvensiz cinsel ilişki gibi diğer riskli durumlarla birlikte bir alt kültür ritüeli olarak yaşandığını savunur.
Irving Lukoff tarafından 1980 yılında geliştirilen sosyolojik perspektif, madde kullanımının basit bir alışkanlıktan öte, belirli değerleri, amaçları ve ilişki örüntülerini içeren organize bir yaşam stili olduğunu ve toplumsallaşma sürecinden etkilendiğini belirtir.
Travis Hirschi'nin geliştirdiği bu teoriye göre, bireyin aile, okul, din ve arkadaş gibi geleneksel kurumlara olan bağlılığı sosyal denetimi oluşturur. Çocuklukta içsel denetimin gelişmemesi veya bu kurumlarla bağların kopması suç ve bağımlılığa yol açar.
Bandura'nın sosyal öğrenme kuramına göre, madde kullanma davranışı ebeveynlerin ya da akranların gözlemlenmesiyle öğrenilir. Birey, gözlemlediği modellerin davranışlarını taklit ederek maddeye başlar ve bu davranışı tekrarlar.
Lettieri, Sayers ve Wallenstein editörlüğünde 1980 yılında NIDA (National Institute on Drug Abuse) tarafından yayımlanan 'Theories On Drug Abuse' başlıklı 30. araştırma monografı, bağımlılık teorilerini sistematik hale getiren en önemli tarihsel kaynaklardan biridir.
Araştırmalar, risk ve koruyucu faktörlerin kümülatif olduğunu gösterir. Bireyin maruz kaldığı risk faktörü sayısı arttıkça bağımlılık geliştirme olasılığı katlanarak artarken, koruyucu faktörlerin sayısı arttıkça bu risk doğrusal olarak azalmaktadır.
Bağımlılık literatüründeki bulgulara göre, koruyucu faktörler çoğunlukla uzun dönemli madde kullanımı ve kümülatif sonuçlar üzerinde etkiliyken; risk faktörleri kısa dönemli, yakın zamanlı kullanım kararları üzerinde daha etkilidir.