Kandaki toplam lökosit (beyaz kan hücresi) sayısının fizyolojik sınırların üzerine çıkarak 10000/mm3 ve daha yüksek değerlere ulaşması durumudur.
Kandaki toplam lökosit sayısının fizyolojik sınırların altına inerek 4000/mm3 ve daha düşük değerlere gerilemesi durumudur.
İnflamasyon veya enfeksiyon sırasında lökositlerin kan akımının merkezinden damar duvarına doğru yönelerek endotel hücrelerine tutunması sürecidir.
Damar duvarına tutunan lökositlerin, endotel hücrelerinin arasından sızarak damar dışındaki doku aralığına geçmesi olayıdır.
Hücrelerin, ortamda bulunan kimyasal çekici maddelerin (kemokinler) yoğunluk gradyanını takip ederek hasarlı veya enfekte bölgeye doğru yönlenmiş hareketidir.
Hücrelerin mikroorganizmaları, yabancı partikülleri veya hücre döküntülerini sitoplazmik uzantılarıyla sarıp yutarak hücre içinde sindirmesi işlemidir.
Monositler ve dokularda yerleşik uzun ömürlü makrofajlardan oluşan, fagositoz ve antijen sunumu yapan hücrelerin oluşturduğu sistemdir.
Makrofajların Toll-like reseptörler (TLR) ve IFN-gamma uyarımıyla etkinleşerek mikroorganizmaları parçaladığı ve inflamasyonu tetiklediği klasik yoldur.
Güçlü TLR uyarısı yokluğunda IL-4 ve IL-13 sitokinleri ile tetiklenen, inflamasyonu baskılayan ve doku onarımını sağlayan makrofaj etkinleşmesidir.
Makrofaj, eozinofil ve bazofil gibi hücrelerin yüzeyinde bulunan ve antikorların (özellikle IgG veya IgE) Fc (kuyruk) kısmına bağlanan özel reseptörlerdir.
Hücre yüzeyinde bulunan ve işlenmiş yabancı antijenlerin T lenfositlerine sunulmasını sağlayan insan lökosit antijenleridir.
Monoklonal antikorlar tarafından tanınan, makrofajların yüzeyinde yer alan ve hücre yapışmasında rol oynayan bir yüzey molekülüdür.
Kandaki eozinofil sayısının normal değerlerin üzerine çıkması durumudur; sıklıkla allerjik reaksiyonlarda ve paraziter enfeksiyonlarda görülür.
Eozinofillerin granüllerinde depolanan ve parazitlerin larva formlarına karşı doğrudan öldürücü (larvasidal) etki gösteren polipeptiddir.
Bazofil ve mast hücrelerinden salgılanan ve eozinofilleri allerjik reaksiyon bölgesine çeken kimyasal maddedir.
Bazofil ve mast hücreleri gibi granüllü hücrelerin, uyarılma sonucunda içlerindeki aktif maddeleri hücre dışına salması sürecidir.
Özellikle dendritik hücreler tarafından yüksek miktarda üretilen, antiviral ve doğal bağışıklığı uyarıcı etkilere sahip sitokin grubudur.
Subepitelyal dokularda bulunan, antijenleri yakalayıp T hücrelerine sunarak doğal ve edinsel bağışıklık arasında köprü kuran hücrelerdir.
Lenfositlerin %10'unu oluşturan, antijen reseptörü taşımayan ancak enfekte ve tümör hücrelerini doğrudan yok edebilen hücrelerdir.
NK hücreleri ve T hücreleri tarafından salgılanan, makrofajları aktive ederek onların mikrop öldürme yeteneğini artıran kritik bir sitokindir.
Lenfositlerin sadece kendilerine özgü, belirli bir yabancı antijeni tanıma ve ona karşı özel olarak reaksiyon gösterme yeteneğidir. Bu özellik sayesinde bağışıklık sistemi her mikroorganizmaya farklı silahlarla saldırır.
Lenfositlerin daha önce karşılaştıkları ve mücadele ettikleri bir antijeni hafızaya alarak, aynı antijenle tekrar karşılaştıklarında çok daha hızlı, güçlü ve etkili bir yanıt oluşturabilme yeteneğidir.
Lenfositlerin ilk olarak üretildiği ve antijenden bağımsız olarak olgunlaştığı organlardır. B lenfositleri için kemik iliği ve fetüs karaciğeri bu organlara örnek teşkil eder.
Olgunlaşan lenfositlerin kan yoluyla göç ederek yerleştiği, yabancı antijenlerle ilk kez karşılaştığı ve bağışıklık yanıtını başlattığı dalak ve lenf düğümleri gibi periferik organlardır.
B lenfosit gelişiminin kendini yenileyebilen en erken aşamalarından biri olup, yüzeyinde CD34, CD117 kök hücre belirteçleri ile CD19 ve CD22 gibi B hücresine özgü molekülleri taşır.
B hücresi gelişiminde antijenden bağımsız olan ve hücre sitoplazmasında IgM antikorunun ağır zinciri olan mikro (µ) zincirini barındıran ara gelişim evresidir.
Gelişimi antijene bağımlı olan, otoantijenlere (vücudun kendi yapılarına) duyarlılığı test edilen ve otoreaktif olanların apopitoz ile elendiği olgunlaşmamış B hücresi aşamasıdır.
Yüzeyinde hem IgD hem de IgM antikorlarını birlikte taşıyan, CD19, CD21, CD22, CD23 ve CD37 eksprese eden ve dolaşımda aktif olarak görev yapmaya hazır olgun folliküler B hücresidir.
Aktifleşen B lenfositlerinin dönüştüğü, yüzeyinde antikor reseptörü taşımayan ancak vücut sıvılarına salgılanmak üzere tek bir tip spesifik antikor üreten nihai salgı hücresidir.
Periferik lenfoid organlarda, antijenle karşılaşan B lenfositlerinin yoğun şekilde çoğalarak, olgunlaşarak ve farklı antikor sınıflarını üretecek şekilde reaksiyona girerek oluşturduğu aktif odak bölgeleridir.