Manuel Castells, bilgi çağında baskın olan işlevlerin ve süreçlerin artık ağlar tarafından örgütlendiğini savunur. Ağların toplumun yeni morfolojisini oluşturduğunu ve toplumsal hareketlerin internet ağlarında başlayıp büyüdüğünü belirtir.
Van Dijk, dijital eşitsizliklerin sadece fiziksel erişimle sınırlı olmadığını savunarak süreci Erişim, Beceri, Kullanım ve Sonuç düzeyleri olmak üzere dört farklı aşamada analiz eden çok düzeyli modeli geliştirmiştir.
Almanya, İspanya, Portekiz, Estonya, Gürcistan, Tayland, Dubai, Hırvatistan ve Yunanistan gibi ülkeler, uzaktan çalışan profesyonelleri çekmek ve ekonomilerine katkı sağlamak amacıyla resmi olarak 'Dijital Göçebe Vizesi' vermektedir.
Christian Fuchs ve Sebastian Sevignani, 2013 yılındaki çalışmalarında, kullanıcıların sosyal medyadaki gönüllü içerik üretimlerinin platform kapitalizmi tarafından ücretsiz emek olarak sömürüldüğünü ve şirketler için ekonomik değere dönüştürüldüğünü savunmuştur.
Devletlerin ve kamu işlerinin dijitalleşmesi sürecini ifade eden Demokrasi 2.0, vatandaşların kamusal sorumluluklarını ve hak arama süreçlerini çevrimiçi teknolojiler üzerinden yürütmesini tanımlar.
Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen bu koalisyon, dijital uçurumu kapatmak amacıyla üye ülkelerde dijital okuryazarlığı artırmayı ve toplumun her kesimine dijital beceriler kazandırmayı hedefleyen somut bir politika örneğidir.
Web 3.0 ve Web 4.0 teknolojilerinin sunduğu güvenlik iddialarına rağmen, Wikileaks gibi küresel sızıntı olayları, bireylerin ve devletlerin dijital veri gizliliği konusuna mesafeli ve şüpheci yaklaşmalarına neden olmuştur.
Kablosuz ağ teknolojilerinde Wi-Fi 6 ve 6E standartlarına ulaşılması, veri işleme, üretme ve aktarma hızlarını maksimuma çıkararak sosyal medyanın ve yapay zekâ uygulamalarının mobil cihazlarda yaygınlaşmasını tetiklemiştir.
Jean Baudrillard, 2006 tarihli eserinde gerçekliğin ortadan kaybolmasını 'kusursuz cinayet' olarak adlandırmış, ekranlar ve simülasyonlar aracılığıyla otantik kimliklerin yok edilerek yapay kimliklerin üretildiğini savunmuştur.
Ramazan Ata (2023), dijital vatandaşlığı eğitimsel (okuryazarlık), davranışsal (çevrimiçi nezaket) ve yasal (haklar ve veri kullanımı) olmak üzere üç temel boyuta ayırarak kavramsallaştırmıştır.
OECD'nin 2021 yılında yayınladığı rapora göre, gelişmiş ülkelerde internete fiziksel erişim oranları çok yüksek seviyelere ulaşmış olsa da düşük gelirli haneler beceri ve kullanım düzeyinde hala ciddi yapısal engellerle karşılaşmaktadır.