TÜİK'in 2021 yılında yayınladığı 'İstatistiklerle Gençlik, 2020' bültenine göre, Türkiye'deki öğrenciler okul dışındaki zamanlarında en fazla aileleriyle vakit geçirmektedir. İkinci sırada ders çalışmak yer alırken, bunu kitap/dergi okumak ve dördüncü sırada arkadaşlarla vakit geçirmek takip etmektedir.
TÜİK'in 2021 verilerine göre, Türkiye'de 6-15 yaş grubundaki çocukların %55,6'sı bilgisayar (masaüstü, dizüstü veya tablet) kullandığını belirtmiştir. Yaş gruplarına göre bilgisayar kullanım oranı 6-10 yaş grubunda %53,4 iken, 11-15 yaş grubunda %57,8 olarak beyan edilmiştir.
Psikolog G. Stanley Hall, 1904 yılında yayınladığı çalışmasında 'ergenlik' terimini popülerleştirmiş ve bu dönemi fırtınalı, isyankar ve kaotik bir aşama olarak tanımlamıştır. Sanayileşmenin getirdiği ekonomik refah ve çocuk işçiliğinin yasaklanması, bu yeni yaşam evresinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
2013 yılında yayınlanan araştırmada, yaşlı yetişkinlerde sosyal izolasyon ve yalnızlığın beyin ve beden sağlığı üzerindeki yıkıcı etkileri incelenmiştir. Sosyal ağlara ve etkileşimlere daha fazla entegre olan yaşlıların, izole yaşayan akranlarına kıyasla 4 yıl sonra yapılan bilişsel testlerde çok daha dinamik kaldığı saptanmıştır.
Sosyolog Garrett-Peters, ekonomik kriz döneminde işini kaybeden yeni işsizler üzerinde yaptığı etnografik çalışmada, bireylerin 'işsiz' olma durumunu yeniden tanımladıklarını bulmuştur. Katılımcıların geçmiş başarılarına odaklanarak ve gönüllü işlere değer vererek Erving Goffman'ın 'izlenim yönetimi' ve 'yüz çalışması' stratejilerini uyguladıklarını göstermiştir.
Jeffrey Arnett, post-endüstriyel toplumlarda 18-29 yaş arasındaki dönemi tanımlamak için 'beliren yetişkinlik' (emerging adulthood) terimini geliştirmiştir. Bu dönemde gençlerin eğitim sürelerinin uzaması, evliliği geciktirmeleri ve iş hayatına geç başlamaları nedeniyle yetişkinliğe geçişin uzadığını savunmuştur.
Anderson ve Greene gibi araştırmacıların son 20 yılda yaptığı medya çalışmaları, medyadaki şiddet içeriklerinin bireyleri gerçek hayattaki şiddeti kanıksamaya yönelttiğini göstermiştir. Özellikle kadınlara yönelik medya şiddetinin, erkekler arasında cinsel şiddet ve tecavüze karşı hoşgörüyü artırdığı saptanmıştır.
Slovak ve Singer (2011) tarafından yapılan araştırmalar, siber zorbalığın okul sosyal hizmet uzmanları ve psikologlar için büyüyen akut bir sorun olduğunu göstermiştir. Gerçek hayatta zorbalığa uğrayan çocukların, internette anonim olarak siber zorbaya dönüşerek intikam almaya çalıştıklarını ve bunun bir şiddet döngüsü yarattığını ortaya koymuştur.
Psikolog Erik Erikson, 1950 tarihli 'Childhood and Society' çalışmasında sosyalleşmenin ve kimlik gelişiminin sadece çocuklukla sınırlı olmadığını, bireyin sosyal dünya ile temas halinde olduğu sekiz farklı gelişimsel evre boyunca yaşam boyu sürdüğünü savunmuştur.
Sosyolojik literatürde mezuniyet törenleri, düğünler veya askere uğurlama gibi geçiş ayinleri mercek altına alınmıştır. Bu törenlerin ani rol değişikliklerini toplum nezdinde meşrulaştırmak için son derece dramatik, kurumsallaşmış ve sembolik ritüellerle bezendiği gösterilmiştir.
Erving Goffman'ın analizlerine göre, hapishane veya askeri kışla gibi total kurumlara giren bireylerin kişisel kıyafetleri alınır, saçları tek tip kesilir ve kendilerine bir numara verilir. Bu süreç, bireyin eski benlik duygusunu yıkarak onu yeniden sosyalleşmeye hazırlayan sistematik bir kimliksizleştirme aşamasıdır.