TMK m. 407/2 uyarınca, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, kendi isteği olmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması amacıyla vesayet makamı tarafından resen kısıtlanabilir.
TMK m. 410/1 uyarınca kısıtlama kararı kesinleştiğinde, derhal kısıtlının hem yerleşim yerinde hem de nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir. Bu ilan, üçüncü kişilerin iyiniyetinin korunmasını engellemek ve hukuki işlem güvenliğini sağlamak amacıyla yapılır.
Özel vesayette denetim makamı tarafından 4 yıl için atanan en az 3 hısımdan oluşan aile meclisi kurulur. Bu meclis kurulduğunda, sulh hukuk mahkemesinin sahip olduğu tüm yetki ve sorumluluklar aile meclisine geçer.
TMK m. 422/1 uyarınca, vesayet makamı tarafından vasiliğe atanan kişi, bu atama kararının kendisine tebliğ edildiği günden başlayarak on gün içinde vasilik görevinden kaçınma hakkını yazılı olarak kullanabilir.
TMK m. 449 uyarınca vasinin, vesayet altındaki kişi adına kefil olması, vakıf kurması ve önemli bağışlarda bulunması mutlak olarak yasaklanmıştır. Bu işlemler vesayet dairelerinin izniyle dahi yapılamaz, yapılması halinde kesin hükümsüzdür.
TMK m. 456 uyarınca vasinin görev süresi kural olarak iki yıldır. Vesayet makamı bu süreyi her defasında ikişer yıl uzatabilir. Kesintisiz dört yıl görev yapan vasi, sürenin sonunda vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.
TMK m. 468 uyarınca, vasinin kusurlu davranışıyla verdiği ancak vasiye tazmin ettirilemeyen zararlardan devlet doğrudan sorumludur. Devlet, ödediği bu tazminatı daha sonra kusurlu vasiye veya vesayet dairesi görevlilerine rücu eder.
TMK m. 492 ve m. 493 uyarınca, vesayetten doğan tazminat davaları, kesin hesabın vasi tarafından verilip tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Her halükarda bu davalar on yıllık mutlak zamanaşımı süresine tabidir.