Geleneksel bağların güçlü olduğu doğu toplumlarında yaygın olan planlanmış (görücü usulü) evliliklerin, yaşlı aile bireylerine bakma, aile içi saygınlık ve çocuk yetiştirme gibi işlevler açısından modern evliliklere göre daha fonksiyonel ve uzun ömürlü olduğu saptanmıştır.
Sigmund Freud tarafından ortaya atılan catharsis kavramı, bireyin içinde biriken saldırganlık dürtülerini ve enerjisini dışa vurarak veya boks gibi sert spor dallarına yönlendirerek zararsız bir şekilde boşaltabileceğini ve böylece rahatlayacağını savunur.
Etki yasasına göre, bir davranışın ardından gelen pekiştirme (ödül) o davranışın tekrarlanma sıklığını artırırken, ceza ise azaltır. Çocukların saldırganca davranışlarının anne-baba tarafından cezalandırılması bu eylemi geçici olarak durdurabilir.
Yapılan sosyal psikoloji araştırmaları, bireylerin yanlarında silah veya benzeri yaralayıcı aletler taşımalarının onlarda yapay bir güçlülük duygusu yarattığını ve en küçük bir kışkırtmada saldırganca davranışa başvurma olasılığını ciddi oranda artırdığını göstermiştir.
Metinde devamlı etkileşim beklentisini somutlaştırmak için Bihter ve komşunun oğlu Ali örneği verilir. Bihter, Ali ile konuşmak istediği için Ali'nin kapıyı açtığı anı kollar ve hemen kendi kapısını da açarak 'günaydın' der; böylece planlı bir etkileşim süreci başlatır.
Metinde toplumsal benzerliklerin çekicilik ve yakınlaşma üzerindeki etkisini açıklamak amacıyla Almanların Almanları, Türklerin Türkleri veya İngilizlerin İngilizleri daha çok sevmesi ve yakın bulması örneği verilerek ulusal köken benzerliğinin önemi vurgulanmıştır.
Birbirini tamamlama derecesini açıklamak için verilen örnekte, kendisi hiçbir müzik aleti çalamayan bir bireyin, piyano çalan birinin bu yeteneğinden etkilenerek onunla arkadaş olmak istemesi ve kendisindeki eksikliği onunla tamamlamaya çalışması anlatılır.
İlişkilerde adalet ve paylaşım ilkeleri incelenirken, yapılan değerlendirmelere göre kadınların daha çok 'eşitlik' ilkesine (herkese aynı hak), erkeklerin ise 'denklik' ilkesine (katkı oranında hak elde etme) göre değerlendirme yapılmasından yana olduğu belirtilmiştir.
Duygu yönetiminin başarılı olabilmesi için bireylerin ve kurumların duygusal banka hesaplarının sevgi, saygı, hoşgörü, iyimserlik, bağlılık ve yardımseverlik gibi olumlu ahlaki ve sosyal sermayelerle dolu olması gerektiği vurgulanmıştır.
Metinde insana özgü olan 'içtepi' (açlık, cinsellik gibi fizyolojik dürtüler) ile hayvanlara özgü olan 'içgüdü' (aslanın saldırması, sincabın kaçması gibi türe özgü otomatik davranışlar) arasındaki fark net bir şekilde ortaya konulmuştur.
Saldırganlığı özendiren faktörler arasında akran gruplarında sıkça kullanılan 'vur, gebert, yere indir' gibi kışkırtıcı ve şiddet içeren sözcüklerin, zamanla bireylerin algı zemininde şartlanmalara yol açarak saldırganlığı tetiklediği belirtilmiştir.