Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) düzenlenmiş olan kambiyo senetleri; poliçe, bono ve çek olmak üzere sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtilmiştir. Kambiyo senetlerine, geçmişten gelen bir alışkanlık olarak 'ticari senetler' de denilmektedir. Bunun sebebi, 1926 tarihli eski Ticaret Kanunu'nda poliçe, bono ve çeke 'senedat-ı ticariye' denilmesidir. Kambiyo senetleri, kıymetli evrak türleri arasında soyutluk ilkesinin en bariz görüldüğü senetler olup, kamu güvenliğine sahip olmaları nedeniyle ticari hayatta çok özel bir önem taşımaktadırlar.
TTK'nın Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabında genel hükümler düzenlendikten sonra, kambiyo senetlerine geniş yer verilmiştir. Bu hükümler arasında poliçe en ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olan senettir; bono ve çekte ise kendilerine özgü nitelikler çerçevesinde hükümler konulmuş, benzer hususlarda ise doğrudan poliçe hükümlerine atıf yapılmıştır. Her üç kambiyo senedi de kanunen emre yazılı senetlerden olduğu için benzer özellikler taşırlar ve devredilebilir niteliktedirler.
Kambiyo senedinin düzenlenip lehdara verilmesiyle kambiyo ilişkisi ortaya çıkar. Her bir kambiyo türüne göre bu ilişkiye dahil olanların sayısı değişir. Kambiyo senedinin düzenlenip lehdara verilmesiyle kambiyo ilişkisi, düzenleyen ve lehdar arasında kurulur. Üçlü bir ilişki olan poliçede ise, muhatabın poliçeyi kabul etmesiyle muhatap da bu kambiyo ilişkisine dahil olur. Bunun yanında kambiyo senedinin ciro yoluyla devriyle senedi devralan cirantalar ve teminat amacıyla aval veren avalistler de kambiyo ilişkisine dahil olan kişiler olarak karşımıza çıkar.
Her bir kambiyo senedi, oluşumuna neden olan bir temel borç ilişkisi (örneğin satım, ödünç, hizmet sözleşmesi) nedeniyle düzenlenir ve ilgilisine verilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) md. 133/2 hükmüne göre, mevcut bir borç için kambiyo senedi düzenlenebilir. Kambiyo senedi düzenlenerek mevcut borcun ödenmesine ilişkin taraflar arasında yapılan bu anlaşmaya 'ifa anlaşması' denilir. Bu durumda kambiyo senedinin verilmesiyle alt borç ilişkisinin sona erip ermeyeceği ya da yenilenmiş (tecdit edilmiş) olup olmayacağı sorusu gündeme gelir.
TBK md. 133/2 hükmü, mevcut bir borç için kambiyo senedi düzenlenmesinin, tarafların açık iradeleri olmadıkça yenileme (tecdit) anlamına gelmeyeceğini açıkça ifade etmektedir. Temel borç ilişkisine dayalı olarak kambiyo senedi düzenlenmesi iki tür edimi ortaya çıkarır: 'ifa uğruna edim' ve 'ifa yerine edim'. İfa yerine edimde, temel borcu yerine getirmek için başka bir edimin verilmesi kararlaştırılır ve bu durumda temel borç ilişkisi anında sona erer. Kambiyo senetleri, ancak taraflarca açıkça kararlaştırılmak koşuluyla ifa yerine düzenlenebilir. Bu durumda senedin verilmesiyle temel borç ve ona bağlı tüm ayni ve şahsi teminatlar sona erer.
İfa uğruna edimde ise temel borçtan doğan talep hakkı devam ederken, temel borcu yerine getirmek için kararlaştırılan senetten doğan talep hakkı da birlikte varlığını sürdürür. Kanuni kural gereği, temel borç ilişkisine dayanarak verilmiş bir kambiyo senedinin ifa uğruna verildiği kabul edilir (ifa uğruna edim karinesi). Bu durumda temel borç, kambiyo senedinin vade tarihine kadar donmuş olur. Alacaklı, senedin vadesine kadar temel borcu talep edemez. Alacaklı alacağını senetle tahsil edemez ve başvurma hakkı doğarsa, asıl borcu talep edebilir; ancak bu durumda elindeki kambiyo senedini borçluya iade etmek zorundadır.
Kambiyo senedinin mutlaka bir borç ilişkisine dayanarak düzenlenmesi şart değildir. Taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığı halde, hatır ilişkisine dayalı olarak da kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu tür senetlere 'hatır senedi' denir. Hatır senedinde alacaklının borçludan gerçek bir alacağı yoktur, senet karşılıksızdır. Senedin alacaklısı senede dayanarak ödeme talep ederse, düzenleyen 'hatır def'ini' ileri sürerek ödemeden kaçınabilir. Ancak senet iyiniyetli üçüncü bir kişiye devredilmişse, bu kişi bilerek borçlunun zararına hareket etmediği sürece borçlu bu kişiye karşı hatır def'ini ileri süremez.
Kambiyo senetleri; ödeme, kredi ve teminat amaçlarıyla kullanıldıkları için ekonomik işlevleri yönünden piyasada çok büyük bir öneme sahiptirler. Ödeme işlevi açısından, her üç kambiyo senedi de (poliçe, bono, çek) ödeme işlevine sahiptir. Kambiyo senetleri, satım veya ödünç gibi temel ilişkilerden kaynaklanan borçların nakit para kullanılmaksızın ödenmesi amacıyla düzenlenebilir. Böylece alacaklı, senetle birlikte kolayca devredilebilir ve nakde çevrilebilir bir alacak hakkı elde etmiş olur.
Kredi işlevi açısından, poliçe ve bono birer kredi aracıdır. Poliçe ve bono belirli bir vadeye bağlanabildiği için borçlu, vadenin bitimine kadar ödemeyi erteleyerek kendisine kredi temin etmiş olur. Çek ise kural olarak bir kredi aracı değil, nakit para yerine geçen bir ödeme aracıdır. TTK gereği çek görüldüğünde ödenir ve çeke vade konulamaz. Ancak uygulamada yaygın olarak kullanılan ileri düzenleme tarihli çekler, çekin fiilen kredi aracı olarak işlev görmesine yol açmıştır. Ayrıca 31 Aralık 2028 tarihine kadar 5941 sayılı Çek Kanunu uyarınca çekin, üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce bankaya ibrazı yasaklanarak yasal olarak da kredi aracı gibi kullanılmasına imkan tanınmıştır.
Teminat işlevi açısından, kambiyo senetleri bir borcun ifasını güvence altına almak amacıyla teminat olarak verilebilir. Taraflar, aralarındaki sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirileceğini garanti etmek için teminat senedi düzenleyebilirler. Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiğini iddia eden borçlu, bu iddiasını yazılı delille ispat etmekle yükümlüdür. Çek, vade kaydı içermediği ve kısa ibraz sürelerine tabi olduğu için belirli olmayan borçlar açısından teminat işlevi oldukça zayıf ve tartışmalıdır.
Kambiyo senetlerinin ilk ortak özelliği, sıkı şekil şartlarına tabi olmalarıdır. Kanun koyucu, poliçe, bono ve çekin geçerli olabilmesi için senet üzerinde bulunması gereken zorunlu unsurları (TTK md. 671, 776, 780) ayrıntılı ve katı bir şekilde düzenlemiştir. Bu zorunlu unsurlardan birinin bile eksik olması halinde senet, kambiyo senedi niteliğini ve bu niteliğe bağlı özel hakları kaybeder. Örneğin, senet metninde 'poliçe', 'bono' veya 'çek' kelimesinin bulunmaması senedi geçersiz kılar.
İkinci ortak özellik, soyutluk (mücerretlik) ilkesinin geçerli olmasıdır. Soyutluk, senedin doğumuna yol açan temel ilişkiden bağımsız olması anlamına gelir. Senet metninde borcun sebebi yazılmaz ve temel ilişkideki sakatlıklar (örneğin sözleşmenin geçersizliği) senedin geçerliliğini etkilemez. Soyutluk, hamilin temel ilişkiyi kanıtlamak zorunda olmamasını ifade eden 'ispat soyutluğu' ve senedi devralan üçüncü kişinin temel ilişkiden bağımsız, temiz bir hak kazanmasını ifade eden 'maddi soyutluk' olarak ikiye ayrılır.
Üçüncü olarak, kambiyo senetleri kanunen emre yazılı senetlerdir. Bu nedenle senet üzerine ayrıca 'emre' kaydı konulmasına gerek yoktur; senet ciro ve zilyetliğin devriyle kolayca devredilebilir. Kambiyo senetleri ancak 'menfi emre kaydı' (namadır, emre değildir ibaresi) konularak nama yazılı hale getirilebilir. Sadece çek senedi hamile yazılı olarak düzenlenebilir. Diğer özellikler ise sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesinin geçerli olması, İcra ve İflas Kanunu'nda (İİK md. 167-176) kambiyo senetlerine özgü hızlı ve etkili özel takip usullerinin bulunması ve senetteki imzaların birbirinden bağımsız olmasıdır.
Ehliyet hususunda TTK md. 670 uyarınca, sözleşme ile borçlanmaya ehil olan her kişi kambiyo senetleriyle de borçlanmaya ehildir. Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan tam ehliyetli kişiler serbestçe kambiyo senedi düzenleyebilirler. Sınırlı ehliyetsizler (ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar) yasal temsilcilerinin rızasıyla; sınırlı ehliyetliler (kendilerine kanuni danışman atananlar) ise TMK md. 429/1-b.8 gereği ancak kanuni danışmanlarının yazılı görüşü/onayı ile kambiyo taahhüdü altına girebilirler. Çek hukukunda ise muhatap olma ehliyeti sadece bankalara tanınmıştır.
İmza hususunda, kambiyo senetleriyle borç altına girebilmek için beyanların el yazısı ile imzalanması zorunludur (TTK md. 756). Mekanik araçlar, mühür, damga, parmak izi veya resmi şahadetname el yazısı imza yerine geçemez; aksi halde senet geçersiz olur. Okur-yazar olmayanlar ancak temsilci vasıtasıyla borç altına girebilirler. Görme engelliler ise dilerlerse imzalarını noterlik kanununa göre iki tanık eşliğinde onaylatabilirler. Güvenli elektronik imza (e-imza) kambiyo senetlerinin düzenlenmesinde, kabulünde, avalinde veya cirosunda kesinlikle kullanılamaz.
Temsil hususunda, kambiyo senetlerinde temsilci vasıtasıyla işlem yapılması mümkündür. TTK md. 678 yetkisiz temsile ilişkin özel bir hüküm içerir: Temsil yetkisi olmadığı halde veya yetkisini aşarak bir başkası adına kambiyo senedine imza atan kişi, o seneden dolayı bizzat ve şahsen sorumlu olur; senedi ödediği takdirde ise temsil olunanın haklarına sahip olur. Çek Kanunu md. 5/3 uyarınca ise, gerçek kişi çek hesabı sahipleri kendi adlarına çek düzenlemek üzere temsilci veya vekil tayin edemezler; temsilci eliyle çek düzenlense dahi hukuki ve cezai sorumluluk doğrudan hesap sahibine ait olur.