Sesli Özet
← Ünite 13

Ünite 13: Hayvan Barınakları — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

Hayvancılık işletmelerinde ekonomik başarı ve yüksek verimlilik elde etmenin temel şartı, yetiştirilecek hayvan türüne uygun modern barınakların inşa edilmesidir. Yetiştirici ne kadar kaliteli damızlık temin ederse etsin, rasyonel besleme kurallarına ne kadar uyarsa uysun ve hastalıklara karşı ne kadar önlem alırsa alsın, uygun barınak koşulları sağlanamadığı sürece bu çabaların tamamı boşa gitmektedir. Yanlış planlanan barınakların inşasından sonra revize edilmesi son derece zor ve maliyetlidir. Bu nedenle, planlı barınak inşası hayvansal üretimin en büyük sigortası olarak kabul edilir. Barınaklar, hayvan türleri için optimum çevre şartlarının oluşmasına yardımcı olan yapılardır. Bu yapıların maliyetleri hayvan türlerine göre büyük farklılıklar gösterir. Örneğin, koyun ağılları oldukça düşük maliyetlerle inşa edilebilirken, kanatlı kümesleri teknolojinin ve otomasyonun yoğun olarak kullanıldığı birimler olduğu için çok yüksek maliyetlerle kurulur. Barınak tasarımı yapılırken bölgenin iklim şartları (tropik, ılıman veya soğuk) birincil derecede önemlidir. Kritik sıcaklık sınırlarının dışındaki bölgelerde bina ve işletme masraflarının ciddi oranda yükseldiği bilinmektedir. Hayvanların günlük rutin hareketlerinden kaynaklanan davranışsal özellikleri ve öğrenme yetenekleri barınak tasarımlarını doğrudan etkiler. Örneğin, sütçü inekler sağım zamanı yaklaştığında sağım ünitesine doğru hareket etme eğilimindedir. Kapalı barınak şartlarında yetiştirilen hayvanlarda ise kötü tasarım ve yüksek yerleşim yoğunluğu nedeniyle anormal davranışlar ortaya çıkabilir. Domuzlarda görülen kuyruk ve kulak ısırma davranışı; yüksek yerleşim yoğunluğu, yüksek nem, yetersiz havalandırma ve yetersiz suluk alanı gibi kötü barınak koşullarından kaynaklanmaktadır. Süt sığırları normalde sürü halinde yaşamayı tercih etseler de, doğum yapacak bir inek insanlardan ve diğer ineklerden rahatsız olur; sessiz, sakin ve korunaklı bir yer arar. Doğum sonrasında anne ile yavru arasında güçlü bir bağ kurulabilmesi için ineğin bir süre yalnız kalması gerekir. Bu nedenle, barınak planlamasında doğumu yaklaşan inekler için mutlaka ayrı bir doğum ünitesi tasarlanmalıdır. Benzer şekilde, buzağıların birbirlerinin ağızlarını yalamasını ve birbirlerini emme alışkanlığı kazanmasını önlemek için, süt emme dönemindeki buzağılar bireysel bölmelerde ayrı tutulmalıdır. Bir hayvanın verim kapasitesi genetik faktörler tarafından sınırlandırılsa da, bu genetik potansiyelin tam olarak ortaya çıkabilmesi için en ideal çevre şartlarının sağlanması zorunludur. Hayvansal üretimi etkileyen faktörler çiftlik yönetimi ve genetik faktörler olmak üzere iki ana başlıkta incelenir. Çiftlik yönetimi ise besleme ve çevresel faktörler (fiziksel, kimyasal, sosyal ve mikrobiyolojik) aracılığıyla verim üzerinde etkili olur. Fiziksel çevre faktörleri arasında iklimsel etkiler (sıcaklık, radyasyon, nem, hava hareketi, yağış) ve mekanik etkiler (barınak alanı, donanım, ekipman) yer alır. Bütün evcil hayvanlar homotermik canlılardır, yani vücut sıcaklıklarını genellikle 1-2 °C'lik dar bir sınır aralığında sabit tutarlar. Vücut ısısı hipotalamustaki ısı kontrol merkezleri tarafından bir termostat gibi yönetilir. Metabolik faaliyetler (et, süt, yumurta üretimi) sonucu oluşan ısının fazlası vücuttan uzaklaştırılır. Yüksek verimli hayvanlar daha fazla yem tükettikleri ve daha fazla üretim gerçekleştirdikleri için sıcak iklimlerde çok daha hızlı sıcaklık stresine maruz kalırlar. Sıcak iklim koşullarında rasyondaki kaba yem oranının azaltılıp kesif yem oranının artırılması, sindirim sırasında oluşan metabolik ısı üretimini düşürerek sıcaklık stresini azaltmaya yardımcı olur. Evcil hayvanların fizyolojik fonksiyonlarını etkileyen en önemli çevresel faktör sıcaklıktır. Isı dengesinin metabolik olaylarda bir değişme olmaksızın, sadece kan damarlarının daralması veya genişlemesi gibi küçük fiziksel düzenlemelerle sağlandığı sıcaklık dilimine 'Termik Konfor Bölgesi' denir ve çoğu çiftlik hayvanı için bu aralık 10-20 °C'dir. Vücut sıcaklığının metabolik çok sınırlı düzenlemelerle dengelenebildiği seviyeye 'Termik Nötral Bölge', hem metabolik hem de fizyolojik değişikliklerle dengelenebildiği geniş dilime ise 'Homotermi Bölgesi' adı verilir. Bu bölgenin dışındaki aşırı sıcaklıklarda vücut ısısı korunamayarak hipotermi veya hipertermi şekillenir. Kanatlı hayvanlarda ter bezleri bulunmadığı için vücutlarındaki fazla ısıyı sadece evaporasyon (solunum yoluyla buharlaşma) ile dışarı atabilirler. Sığır, koyun, keçi ve at gibi diğer çiftlik hayvanları ise ter bezleri sayesinde terleyerek ısı kaybederler. Bağıl nemin barınaklarda %40 ile %80 arasında tutulması önerilir; çünkü aşırı düşük nem mukoza tahrişlerine, aşırı yüksek nem ise mantar enfeksiyonlarına ve barınak yapısının bozulmasına yol açar. Ayrıca, zararlı gazların uzaklaştırılması ve oksijen ihtiyacı için barınaklarda minimum 0.2 m/s, sıcaklık üst sınıra yaklaştığında ise 1.0 m/s hava hızı sağlanmalıdır. Sığır ahırlarının tasarımında hayvan sağlığı, refahı, verimin korunması ve iş gücü tasarrufunun sağlanması temel amaçtır. İyi planlanmamış barınaklar doğrudan verim düşüklüğüne neden olur. Kompleks bir sığır barınağında sağmal inek, buzağı, genç hayvan, doğum, karantina bölmeleri ile sağım ünitesi, yem ve gübre depoları bir arada bulunmalıdır. Süt sığırcılığında kullanılan ahırlar yapı özelliklerine göre kapalı, yarı açık ve sundurma tipli ahırlar olmak üzere üç grupta incelenir. Kapalı ahırlar, dört tarafı duvarlarla kaplı ve çatıyla örtülmüş yapılardır. Türkiye'deki mevcut ahırların büyük kısmı bu gruptadır ancak bunlar genellikle yetersiz aydınlatma, kötü havalandırma ve yönetimsel faaliyetlerin (yemleme, gübre temizliği, sağım) zorluğu gibi dezavantajlara sahip iptidai yapılardır. Bu ahırlarda duvar yüksekliği en az 3 metre, pencere alanı ise taban alanının en az %5'i kadar olmalıdır. Yarı açık ahırlar ise üç tarafı kapalı, üstü kapalı ve genellikle güney cephesi açık olan, ılıman bölgelere uygun yapılardır. Sundurma tipli ahırlar ise dört veya üç tarafı açık, sadece üstü bir sundurmayla kapatılmış, daha çok et sığırı besisinde tercih edilen barınaklardır. Taban şekli ve serbestlik derecesine göre ahırlar bağlı duraklı, serbest duraklı ve serbest açık ahırlar olarak sınıflandırılır. Bağlı duraklı ahırlar, küçük kapasiteli işletmelerde tercih edilen, hayvan başına daha az alan gerektiren ancak hayvan refahına uygun olmayan sistemlerdir. Bu sistemde yemlik yolu genişliği traktör kullanımı için 240-350 cm, yemlik genişliği 50-70 cm, durak uzunluğu 150-175 cm ve durak genişliği 110-115 cm olmalıdır. Servis yolu genişliği ise iki sıralı ahırlarda 150-250 cm arasında planlanmalıdır. Serbest duraklı ahırlar, hayvanların bağlanmadan serbestçe hareket edebildiği, istediği zaman yatıp kalkabildiği, hayvan refahına ve modern yetiştiriciliğe en uygun sistemdir. Bu sistemde yataklık masrafı azdır, ineklerin kirlenme olasılığı düşüktür, sağım hane ayrı olduğu için süt kalitesi yüksektir ve iş gücünden büyük tasarruf sağlanır. Serbest açık ahırlar ise dinlenme yeri, gezinme yeri, yemleme yeri, sağım yeri ve süt odasından oluşur. Dinlenme yerinde inek başına 5-7 m², gezinme yerinde ise en az 9 m² alan ayrılmalı, yemliklerde inek başına 60-75 cm yemleme genişliği hesaplanmalıdır. Koyunlar, diğer çiftlik hayvanlarına kıyasla soğuk hava koşullarına en dayanıklı türdür. Koyun ağılları tasarlanırken bölgenin iklim koşulları, hayvan refahı ve ekonomiklik kriterleri bir arada değerlendirilir. Ağıllar genellikle kuzey rüzgarlarından korunmak amacıyla arkası kuzeye, önü güneye bakacak şekilde 'U' şeklinde planlanır ve U'nun açık olan orta kısmı hayvanların gezinme alanı (avlu) olarak değerlendirilir. Ağıl yeri seçiminde arazinin ucuz olması, taban su seviyesinin derin olması, meraya ulaşımın kolaylığı, eğimli yapısı sayesinde yağmur sularının kolayca tahliye edilebilmesi ve pazara yakınlık gibi unsurlar dikkate alınır. Koyun ağıllarında yıllık sürü yenileme (ayıklama) oranı ortalama %20'dir. Sürüdeki toklu sayısının %10'u kadar doğum bölmesi planlanmalı ve doğum bölmelerinde her ana için 1.5-2 m² alan ayrılmalıdır. Barınak planlamasında erişkin bir koyun için 1.1-1.4 m², kuzulu koyun için 1.4-1.6 m² ve koç için 1.8-2.0 m² taban alanı hesaplanmalıdır. Koyun başına yıllık ortalama 700-800 kg gübre elde edildiği ve hayvan başına yıllık 75 kg yataklık gerektiği planlama aşamasında göz önünde bulundurulmalıdır. Ağıllar açık ve kapalı ağıllar olmak üzere ikiye ayrılır. Açık ağıllar, ılıman bölgelerde tercih edilen, yatırım maliyeti oldukça düşük, toprak tabanlı ve sundurma şeklindeki yapılardır. Kapalı ağıllar ise kültür ırkı koyunların entansif yetiştiriciliğine uygun, soğuk ve karasal iklim bölgelerinde tercih edilen, havalandırma bacaları ve pencereleri bulunan yapılardır. Ağıl pencerelerinin toplam alanı, taban alanının 1/10'u ile 1/20'si arasında olmalıdır. Ağıl kapılarının genişliği ise hayvanların sıkışmadan geçebilmesi için en az 2.4 metre olarak tasarlanmalıdır. Ağıl ekipmanları arasında yemlikler, suluklar ve seyyar bölmeler kritik öneme sahiptir. Kaba ve kesif yemlerin birlikte verilebildiği karma yemliklerin genişliği tek taraflı olanlarda 40-50 cm, çift taraflı olanlarda 70-80 cm, yüksekliği ise 30-40 cm olmalıdır. Suluklar beton veya galvanizli saçtan yapılmalı, her 10 koyun için 40-50 cm suluk kenarı hesaplanmalıdır. Sulukların yemliklerden 25-30 metre uzaklıkta olması ve dinlenme alanlarına yerleştirilmemesi altlığın ıslanmasını önlemek açısından önemlidir. Doğum bölmeleri ise ağılın en sıcak ve rüzgar almayan loş alanlarında seyyar (portatif) panellerle oluşturulmalıdır. Tavukçuluk işletmelerinde yüksek verimli hibritlerin performansını koruyabilmek için kümeslerin yapısal özellikleri ve iç detayları kusursuz tasarlanmalıdır. Kümes yeri seçiminde tarıma elverişsiz ucuz araziler, rüzgar yönü, drenaj, elektrik ve su imkanları değerlendirilir. Kümeslerin uzun ekseninin doğu-batı doğrultusunda konumlandırılması, kış aylarında güneş ışığından maksimum düzeyde yararlanmayı sağlar. Kümes genişliği yerde yetiştirme sistemlerinde 9-12 metre, kafesli sistemlerde ise 15-18 metre arasında değişirken; kümes uzunluğu ekipmanların (yemlik, suluk, gübre bandı) verimli çalışabildiği sınır olan en fazla 150 metre ile sınırlandırılır. Kümesler yapısal özelliklerine göre açık ve çevre kontrollü (kapalı) olmak üzere ikiye ayrılır. Açık kümesler, doğal havalandırmalı, iklimsel koşullardan doğrudan etkilenen ve ılıman bölgelerde kullanılan geleneksel yapılardır. Tam çevre denetimli kapalı kümesler ise aydınlatma, havalandırma, sıcaklık ve nem gibi tüm çevresel faktörlerin bilgisayarlı sensörler aracılığıyla otomatik kontrol edildiği, kurulum ve enerji maliyetleri yüksek ancak verimliliği maksimuma çıkaran modern tesislerdir. Tavuk yetiştiriciliği yerde (altlıklı veya ızgaralı) ve kafeste olmak üzere iki ana sistemde yürütülür. Yerde yetiştirmede altlıklı sistem tercih edildiğinde, tabana serilen talaş, saman veya çeltik kavuzunun nem oranı %15 ile %30 arasında tutulmalıdır. Altlığın aşırı nemli olması amonyak gazı birikimine, göğüs ve bacak yaralarına yol açarken; aşırı kuru olması solunum yolu rahatsızlıklarına neden olur. Izgaralı sistemde ise hayvanların gübreyle teması kesilir ve birim alanda daha fazla hayvan barındırılabilir. Kafeste yetiştirme ise yumurtacı tavuklar için yaygın olarak kullanılan, altlık gerektirmeyen, salgın hastalıkların ve koksidiyozun kontrolünü kolaylaştıran, yemden yararlanmayı artıran ancak ilk yatırım maliyeti oldukça yüksek olan bir sistemdir. Çok katlı kafes sistemlerinde batarya tipi (apartman) ve Kaliforniya tipi kafesler kullanılır. Batarya tipi kafeslerde kafesler tam üst üste yerleştiği için taban alanından maksimum tasarruf sağlanır ve dışkı kalın plastik bantlarla otomatik olarak uzaklaştırılır. Kaliforniya tipi kafeslerde ise kafesler merdiven basamağı şeklinde dizilir; gübre doğrudan alttaki kanala dökülür, havalandırma ve aydınlatma daha kolay sağlanır. Avrupa Birliği ülkelerinde 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren konvansiyonel kafeslerin kullanımı tamamen yasaklanmış olup, kafes yetiştiriciliğinde zenginleştirilmiş kafes sistemlerinin kullanılması zorunlu hale getirilmiştir.