Sesli Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Acil Serviste Bulundurulması Gereken İlaçlar — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

İlaç kavramı, tarihsel süreç içerisinde çok çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Hatta tıp tarihinin klasikleşmiş bir ifadesiyle 'ilacı zehirden ayıran dozudur' tanımlaması bile yapılmıştır. Günümüzde ise genel kabul gören tanımıyla ilaç; canlı organizmaya alındığında fizyolojik işleyişi değiştirme veya düzenleme potansiyeline sahip maddeler bütünüdür. Farmakoloji biliminde ilaç, tıpta kullanılan ve biyolojik etkinliği olan (biyoaktif) saf bir maddeyi ya da ona eş değer olan bitkisel veya hayvansal kaynaklı standart miktarda aktif madde içeren karışımları ifade eder. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ilacı daha geniş bir perspektifle tanımlamaktadır. DSÖ'ye göre ilaç; fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları, kullanıcının yararına değiştirmek veya incelemek amacıyla kullanılan veya kullanılması öngörülen bir madde ya da üründür. İlaçlar, hastalıkların önlenmesi, teşhis edilmesi ve tedavi edilmesinde vazgeçilmez bir yere sahiptir. Ancak bu etkinliğin tam olarak sağlanabilmesi için ilaçların düzenli, doğru yöntemle ve doğru dozda kullanılması şarttır. Doğru kullanıldığında insan sağlığını koruyan ve yaşamı tehdit eden olumsuzlukları önleyen ilaçlar, hatalı kullanıldıklarında ise yaşamın sonlanmasına kadar varabilen son derece dramatik ve olumsuz tablolara yol açabilmektedir. Bu nedenle, ilaca ihtiyaç duyulan her durumda ilacın doğru hazırlanması ve doğru uygulanması bir zorunluluktur. Özellikle acil durumlarda bu süreç çok daha kritik bir hal alır. Acil ilaç; ani gelişen hastalıklar veya travmalar sonucunda hayati tehlike taşıyan bireylerde yaşam fonksiyonlarını stabilize etmek, kritik anlarda yaşamı tehdit eden durumlara hızlı ve etkili müdahale sağlamak amacıyla kullanılan farmakolojik ajanlardır. Sağlık profesyonelleri, karşılaştıkları klinik duruma en uygun ilacı, en doğru dozda ve en uygun yolla uygulamayı çok iyi bilmek zorundadır. Klinik protokoller, standart durumlarda standart davranış modellerinin uygulanması amacıyla geliştirilmiş kliniğe özgü rehberlerdir. Bu protokoller, hasta güvenliğini en üst düzeye çıkarmak ve sunulan bakımın kalitesini standardize etmek açısından kritik bir rol üstlenir. Standart hastalık gruplarında hastaların kullanacakları ilaç grupları da bu protokoller sayesinde önceden belirlenip standardize edilebilmektedir. Hastalık türlerine göre kurumsal ve birimlere özgü protokollerin oluşturulması, birimler arası uygulama farklılıklarını minimize ederek tüm sağlık profesyonellerinin aynı yüksek standartlarda hizmet sunmasını sağlar. Protokoller aynı zamanda sağlık personeli arasında ortak bir iletişim dili oluşturur. Prosedür kelime anlamı olarak 'bir amaca ulaşmak için tutulan yol ve yöntem' demektir. Klinik uygulamalarda hata payını en aza indirmek için prosedürlerin son derece açık, net ve uygulanabilir olması büyük önem taşır. İlaç uygulamalarında standart prosedürler ise; aynı amaçla uygulanmak istenen ilaçlar için standart davranış modellerinin, önceden belirlenmiş standart uygulama basamakları takip edilerek hayata geçirilmesidir. Acil servislerde zamanla yarışıldığı durumlarda bu prosedürlerin varlığı, sağlık çalışanlarının hızlı, soğukkanlı ve güvenli karar almasını destekler. Standart prosedürler, acil çalışanlarına zaman kazandırmanın yanı sıra her bir uygulama basamağını net bir şekilde gösterdiğinden, hatalı ilaç uygulamalarının ve tıbbi hataların ciddi oranda azalmasını sağlar. Acil servislerde, çeşitli acil durumlara hızlı ve etkili müdahale edebilmek için belirli ilaçların sürekli hazır bulundurulması zorunludur. Bu ilaçlar tıp literatüründe 'Hayati Öneme Sahip İlaçlar' (Crash Cart Medications) olarak da adlandırılır. Acil servis şartlarında ilaçlar çoğunlukla enjeksiyon yöntemi, yani parenteral yolla uygulanır. Subkutan (deri altı), intramüsküler (kas içi) ve intravenöz (damar içi) uygulamalar acil ilaç uygulamalarının en önemli bölümünü oluşturur. Bu uygulama yolları, ilaçların emilim sürecini hızlandırarak etkinliklerini artırmak ve tedaviye yanıt süresini kısaltmak amacıyla tercih edilmektedir. Acil servise başvuran hastalarda, başvuru nedenine bağlı olarak ilaçların çok hızlı etki etmesi gereken anafilaktik reaksiyonlar, şok, solunum acilleri, intoksikasyonlar, travmalar veya miyokard infarktüsü gibi durumlarda ya da enteral yolun kullanılamadığı bilinç değişiklikleri, gastrointestinal obstrüksiyonlar gibi tablolarda parenteral yol vazgeçilmezdir. Bolus yöntemiyle ilaç uygulama; ilacın doğrudan damar içine hızlıca verilmesi ya da bir infüzyon başlatılmadan önce hızlı bir yükleme dozunun uygulanmasıdır. Bu yöntemde ilacın etkileri ve olası yan etkileri, ilacın farmakolojik özelliğine bağlı olarak son derece hızlı bir şekilde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle bolus uygulaması sonrasında hastanın yakından izlenmesi, monitörize edilmesi ve olası advers reaksiyonlara karşı her an hazırlıklı olunması hayati önem taşır. İnfüzyon yöntemiyle ilaç uygulamada ana amaç, genellikle sıvı replasmanı yapmak veya ilacı zamana yayarak vermektir. Sürekli veya aralıklı olarak uygulanabilir. Toplam dozun bir saatte verilecek sıvı miktarı infüzyon cihazlarına (infüzyon pompası) girilerek uygulanır. İnfüzyonla uygulanan ilaçlar, kanda sabit bir plazma düzeyi sağladığı için özellikle uzun süreli ve kontrollü tedavilerde tercih edilir. Perfüzyon yöntemi ise konsantre ve yarılanma ömürleri çok kısa olan ilaçların, hastanın kilosuna ve doz ayarlamasına göre perfüzör cihazları yardımıyla sürekli ve çok hassas bir şekilde uygulanmasıdır. Titrasyon yönteminde ise önceden belirlenmiş standart bir doz yoktur; ilacın dozu hastanın o anki anlık hemodinamik göstergelerine ve ihtiyacına göre esnek bir şekilde ayarlanarak verilir. Adenozin, atriyoventriküler (AV) nodda iletimi yavaşlatarak paroksismal supraventriküler taşikardiyi (SVT) sonlandıran çok kısa yarı ömürlü bir ajandır. Tanı konulamamış dar kompleksli taşikardilerde hem tanı hem tedavi amacıyla kullanılır. Çok hızlı bir şekilde (1-3 saniyede) bolus olarak uygulanmalı ve hemen arkasından serum fizyolojik ile itilmelidir. Ventriküler taşikardilerde etkili değildir. Adrenalin ise sempatik sistemin alfa ve beta adrenerjik reseptörlerini güçlü bir şekilde stimüle eden, kardiyak arrest durumlarında ilk seçenek olan sentetik bir katekolamindir. Alfa etkileriyle koroner ve serebral perfüzyon basıncını artırırken, beta etkileriyle kalp hızını, kasılma gücünü ve bronkodilatasyonu artırır. Sodyum bikarbonat gibi alkali solüsyonlarla geçimsizdir, bir arada kullanılmamalıdır. Amiodaron, hem ventriküler hem de supraventriküler taşikardilerin tedavisinde kullanılan, sodyum, potasyum ve kalsiyum kanallarını bloke eden çok güçlü bir antiaritmiktir. Kardiyak çıktıyı düşürmeden aritmiyi kontrol altına alabilmesi, kalp fonksiyonları zayıflamış hastalarda büyük avantaj sağlar. VF veya nabızsız VT durumlarında 300 mg bolus olarak %5 dekstroz içinde uygulanır. Atropin ise parasempatik sinir sisteminin asetilkolin aracılı etkilerini bloke eden antikolinerjik ve spazmolitik bir ajandır. Özellikle hemodinamik bozukluğun eşlik ettiği sinüzal, atriyal veya nodal bradikardilerde kalp hızını artırmak amacıyla kullanılır. Ayrıca organofosfat zehirlenmelerinde ve muskarinik mantar zehirlenmelerinde spesifik antidot olarak yüksek dozlarda tercih edilir. Diazepam; sedatif, hipnotik, anksiyolitik, antikonvülzan ve kas gevşetici etkilere sahip bir benzodiazepindir. Ağrı kesici (analjezik) etkisi yoktur. Karaciğerde metabolize olur. Özellikle status epileptikus tedavisinde ve kardiyoversiyon öncesi sedasyon sağlamak amacıyla 2-10 mg dozda yavaş intravenöz yolla uygulanır. Etomidat ise kardiyovasküler stabiliteyi mükemmel şekilde koruyan, saniyeler içinde hipnoz oluşturan kısa etkili bir sedatif-hipnotiktir. Kalp ve solunum üzerindeki depresan etkileri minimal olduğundan, hemodinamik olarak instabil olan hastaların entübasyon öncesi indüksiyonunda ilk tercihlerdendir. Ancak sürekli infüzyonu adrenal süpresyon yapabileceğinden kaçınılmalıdır. Fenitoin, sodyum kanallarını bloke ederek nöronal membranları stabilize eden güçlü bir antiepileptiktir. Özellikle tonik-klonik status epileptikus tedavisinde ve kafa travması sonrası nöbet profilaksisinde kullanılır. İnfüzyon hızı yetişkinlerde dakikada 50 mg'ı geçmemelidir, aksi takdirde ciddi hipotansiyon ve aritmilere yol açabilir. Fenobarbital ise GABA aracılı sinaptik inhibisyonu artırarak etki gösteren uzun etkili bir barbitürattır. Status epileptikusta ve çocukların tekrarlayan febril konvülsiyonlarında tercih edilir. Fentanil ise morfine kıyasla 75-125 kat daha güçlü, lipid çözünürlüğü yüksek sentetik bir opioiddir. Anestezi indüksiyonunda ve yoğun bakımda sedasyon/analjezi amacıyla çok yavaş şekilde uygulanır; hızlı verilmesi göğüs duvarı rijiteti ve bradikardiye yol açabilir.