Türkiye'de hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin ve hasta naklinin kökenleri Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. 1911-1912 yıllarında gerçekleşen Osmanlı-İtalya Savaşı sırasında, Trablusgarp cephesinde develi sıhhiye kolları kurulmuş ve hasta ile yaralıların cephe gerisine taşınması bu şekilde sağlanmıştır. Bu savaşta Osmanlı Devleti Kızılay Derneği tarafından ilk kez içerisinde röntgen makinesi barındıran mobil ambulanslar kullanılarak tıp tarihinde önemli bir adım atılmıştır. Birinci Dünya Savaşı'nda Suriye cephesinde ise hasta ve yaralıların nakli için daha ilkel yöntemlere başvurulmuştur. Başlangıçta Müslüman kadınların hac yolculuğunda kullandıkları hasırdan yapılmış mahfiller develerin üzerine konularak yaralı taşınmaya çalışılmıştır. Ancak develerin adımları nedeniyle bu mahfillerin aşırı sallanması yaralıların acısını artırdığından, bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Çözüm olarak develerin iki yanına monte edilen aralıklı tahta sandalyeler ve kakuleler tasarlanmıştır. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, yasal çerçevede ilk adımlar 1930 yılında atılmıştır. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile ilk tıbbi imdat ve yardım teşkilatı kurma görevi belediyelere verilmiştir. İlerleyen süreçte yaşanan aksaklıklar ve organizasyonel ihtiyaçlar nedeniyle, 1953 yılında çıkarılan 6134 sayılı kanunla il özel idarelerine bağlı 47 hastane bedelsiz olarak Sağlık Bakanlığına devredilerek merkezi bir yapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Modern anlamda ambulans hizmetlerinin düzenlenmesi ise 1985 yılında Ankara Numune Hastanesi bünyesinde hayata geçirilen "Hızır Acil Servis" projesi ile başlamıştır. Bu yerel girişim, zamanla genişleyerek Sağlık Bakanlığı çatısı altında "112 Acil Yardım ve Kurtarma Merkezi" adını almış ve tüm ülkeye yayılmıştır. 2006 yılında yürürlüğe giren "Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği" ile hizmet standartları yasal bir güvenceye kavuşturulmuştur. Kara ambulansları, Türkiye'de en yaygın kullanılan, hasta kabini ile sürücü kabininin birleşik veya bağımsız tasarlandığı acil sağlık araçlarıdır. Bu araçlar kullanım amaçlarına göre üç temel sınıfa ayrılır: Acil Yardım Ambulansı, Hasta Nakil Ambulansı ve Özel Donanımlı Ambulanslar. Ambulanslar sıfırdan üretilen araçlar olmayıp, trafikte başka amaçlarla kullanılan panelvan veya pick-up tarzı araçların modifiye edilmesiyle oluşturulur. Bu modifikasyon sırasında aracın mekanik özellikleri minimum düzeyde değiştiği için hız ve güç performansları standart binek veya ticari araçlardan farklı değildir. Gövde yapılarına göre kara ambulansları standart (mono blok) ve konvansiyonel (pick-up) olmak üzere ikiye ayrılır. Mono blok ambulanslarda sürücü ve hasta kabini birleşik bir gövde içindedir ve Türkiye'deki ambulansların neredeyse tamamı bu tiptedir. Konvansiyonel tipte ise hasta kabini sürücü kabininden bağımsız bir kutu şeklinde monte edilir. Araçların güvenliği için ABS, ASR, EBD gibi aktif güvenlik sistemleri ile SRS hava yastıkları ve özel gergili emniyet kemerleri gibi pasif güvenlik önlemlerinin bulunması zorunludur. Ambulansların dış görünüşleri de yasal standartlara bağlanmıştır. Türkiye'deki yönetmeliklere göre kara ambulanslarının zemin rengi beyaz olmak zorundadır. Görünürlüğü artırmak amacıyla üzerindeki yazılar reflektörlü olmalı ve maksimum büyüklüğü 30 cm'yi geçmemelidir. Diğer sürücülerin dikiz aynasından kolayca okuyabilmesi için aracın önündeki "AMBULANS" yazısı ters (ayna görüntüsü) olarak yazılır. Ayrıca araçların yanlarında, arkasında ve üstünde kırmızı renkli hilal işareti bulunması zorunludur. Kara ambulanslarının iç hacimleri ve fiziki ölçüleri, hastaya müdahale kalitesini doğrudan etkilediği için asgari standartlara tabidir. Hasta Nakil Ambulanslarında iç genişlik en az 1300 mm, uzunluk 2400 mm, yükseklik 1300 mm olmalıdır. Acil Yardım Ambulanslarında bu ölçüler genişlik 1400 mm, uzunluk 3000 mm, yükseklik 1600 mm olarak belirlenmiştir. Yoğun Bakım Ambulanslarında ise en geniş alan sunulur; genişlik en az 1500 mm, uzunluk 3000 mm ve yükseklik 1800 mm olmak zorundadır. Ambulans olarak tescil edilecek araçların yaş sınırı da sıkı kurallara bağlıdır. İlk kez ambulans ruhsatı alacak araçlar 5 yaşından büyük olamaz. Daha önce ruhsat almış ve 5 yaşını doldurmuş araçlar ise her iki yılda bir teknik ve tıbbi muayeneden geçmek şartıyla en fazla 15 yaşına kadar hizmet verebilir. Araçlarda sarsıntısız nakil sağlayacak özel süspansiyon sistemi, siren cihazı, ön ve arkada mavi tepe lambaları, şoför mahalli ile kabin arasında dahili haberleşme sistemi ve en az 90 derece açılabilen arka kapılar bulunmalıdır. Kabin içi ergonomi ve güvenlik açısından, kaza anında yaralanmaya yol açabilecek keskin çıkıntıların bulunmaması gerekir. Sedye, oksijen tüpü, aspiratör ve defibrilatör gibi ağır tıbbi cihazlar kabin zeminine veya duvarına mutlaka sabitlenmelidir. Elektrik aksamı ve montaj özellikleri TS-EN 1789 standardına uygun olmalıdır. Ayrıca her araçta acil durumlar için en az iki adet 2 litrelik yangın söndürücü, emniyet kemeri keseceği, demir manivela, imdat çekici ve tam donanımlı bir avadanlık çantası bulundurulması zorunludur. Özel donanımlı ambulanslar; hastaların yaş grupları, fiziksel özellikleri, klinik durumları veya görev yapılacak coğrafyanın zorlu koşullarına göre özel olarak tasarlanmış araçlardır. Bu grupta yoğun bakım ambulansı, yenidoğan ambulansı, obezite ambulansı, arazi tipi ambulans ve çoklu ambulans yer alır. Bu ambulanslarda görev yapacak hekim ve sağlık personelinin, Sağlık Bakanlığı onaylı "Erişkin İleri Yaşam Desteği" ve "Travma Resüsitasyon" kurslarını başarıyla tamamlamış olmaları yasal bir zorunluluktur. Yenidoğan ambulansları, bebeklerin güvenli nakli için acil yardım ambulansına ventilatörlü transport kuvöz eklenmesiyle oluşturulur. Kuvözler ambulans zeminine özel kilit sistemleriyle veya doğrudan sedyeye sabitlenir. Bu araçlarda görev yapacak personelin Çocuklarda İleri Yaşam Desteği (ÇİLYAD) ve Neonatal Resusitasyon Programı (NRP) eğitimlerini almış olması gerekir. Obezite ambulansları ise taşıma kapasitesi artırılmış, özel vinç sistemine sahip ve içi boşaltılarak maksimum 350 kg ağırlığındaki hastaları taşıyabilecek şekilde tasarlanmış araçlardır. Zorlu iklim ve coğrafi koşullar için arazi tipi ambulanslar kullanılır. Bunların snow-track ve kar paletli olmak üzere iki tipi vardır ve özellikle yoğun kar yağışı alan bölgelerde tercih edilirler. Çoklu ambulanslar ise büyük kazalar veya afetler gibi yaralı sayısının fazla olduğu durumlarda triaj ekibinin talebiyle sevk edilir. Aynı anda 4 hastayı taşıyabilen bu araçlarda asansörlü sedye sistemi bulunur ve tüm tıbbi ekipmanlar 4 hastaya aynı anda müdahale edebilecek sayıda (4 takım) hazır bulundurulur. Hava ambulansı hizmetleri, Sağlık Bakanlığı tarafından hasta naklinde zamandan tasarruf etmek amacıyla 2008 yılında başlatılmıştır. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü denetiminde çalışan bu sistem bünyesinde ambulans helikopterler ve ambulans uçaklar görev yapar. Helikopterler gün doğumu ile gün batımı arasında görerek uçuş (VFR) kurallarına göre çalışırken, uçaklar olumsuz hava şartlarında ve uzun mesafeli nakillerde devreye girer. Hava ambulanslarında görev yapan tıbbi personel TYD, TRK, İLYAD, ÇİLYAD ve uçuş fizyolojisi eğitimlerini tamamlamış olmalıdır. Deniz ambulansları ise kıyılarda, adalarda ve açık denizlerde meydana gelen acil durumlara müdahale etmek amacıyla Denizcilik Müsteşarlığından izin alınarak işletilen tam donanımlı deniz araçlarıdır. Bu araçlar öncelikle İstanbul, Çanakkale, Gökçeada ve Marmara Adası'nda konuşlandırılmıştır. Deniz ambulanslarının sevk, idare ve yönlendirilmesi, diğer ambulanslardan farklı olarak Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Tele Sağlık Merkezi (TSM) tarafından gerçekleştirilir. Tele Sağlık Merkezi, Türk Arama Kurtarma Bölgesi'nde seyreden gemilere 24 saat kesintisiz uzaktan sağlık danışmanlığı, e-posta, faks, telsiz ve dijital veri iletimi (EKG ve online görüntü aktarımı) yoluyla hizmet sunar. TSM bünyesinde görev yapan hekimlerin ve iletişim görevlilerinin uluslararası düzeyde İngilizce bilmesi zorunludur. TSM hekimi hastanın durumunu değerlendirerek tahliye kararı verdiğinde, deniz ambulansı ile hasta kıyıya getirilir ve burada hazır bekleyen kara ambulansına nakledilerek hastaneye ulaştırılması sağlanır.