Işık (2010) tarafından yapılan çalışmada, başarılı bir okul kültürü etnografik durum çalışmasıyla betimlenmiştir. Araştırmacı, öğretmenlerin 3 günlük sınıf yönetimi seminerine katılarak sahaya giriş yapmış ve öğretmenlerle sıcak ilişkiler kurarak katılımcı gözlemci rolünü üstlenmiştir.
Kültür analizi çalışmalarının süresi genellikle bir yıl veya daha fazla sürmektedir. Ancak araştırma konusunun ve probleminin iyice sınırlandırıldığı durumlarda, saha çalışmasının süresi bir yıldan daha kısa tutulabilmektedir.
Çömlekçi (2001) çalışmasında, gözlem tekniğini benimseyen araştırmacıların yanlı davranabilmesi ve ilgilenilen değişkenlere ilişkin ölçüm değerlerini doğru kaydedememesi gibi durumların etnografinin zayıf yönlerini oluşturduğunu belirtmiştir.
Arnould ve Wallendorf (1994) çalışmalarında, toplanan verilerin içerik geçerliliği ve tutarlılığının değerlendirilebilmesi için araştırmada mutlaka çoklu veri toplama araçlarının (gözlem, görüşme vb.) bir arada kullanılması gerektiğini vurgulamışlardır.
Wolcott (1999) çalışmasında, araştırmacıların kültüre iki farklı şekilde yaklaştığını belirtir. Birincisi kültürü gözlemle keşfedilecek nesnel bir yapı olarak görmek, ikincisi ise kültürün tamamen araştırmacının kendi zihinsel inşası olduğunu kabul etmektir.
Emerson, Fretz ve Shaw (2008) çalışmalarında, etnografın alan notlarını analiz ederken 'İnsanlar ne yapıyor?', 'Bunu nasıl yapıyorlar?' ve 'Olan biteni nasıl anlamlandırıyorlar?' gibi spesifik soruları sürekli göz önünde bulundurması gerektiğini belirtmişlerdir.
Hammersley ve Atkinson (1995) çalışmalarında, kültür analizinin tek bir yöntemden ibaret olmadığını, aksine pek çok farklı nitel ve nicel yöntemin bir araya gelmesiyle oluşan metodolojik bir bütün olduğunu savunmuşlardır.
Bazı yerli kabilelerdeki evlilik törenleri veya cinsellik anlayışları, Türk toplumunun dini ve töresel değerleriyle tamamen zıtlık gösterebilir. Bu durum, etnografın kendi kültürel değerlerinden sıyrılarak nesnel kalabilmesinin zorluğunu gösteren somut bir örnektir.