Egemen Doğa Paradigmasıİnsanın kendisini doğanın efendisi ve sahibi kabul ettiği, doğayı kendi refahı için bir hammadde ve nesne olarak görmesini meşrulaştıran modern düşünce biçimidir. Örneğin, sanayi toplumunda fosil yakıtların sınırsızca kullanılarak doğanın tahrip edilmesi bu paradigmanın bir sonucudur.
Yeni Ekolojik Paradigma (YEP)William Catton ve Riley Dunlap tarafından 1980'de geliştirilen; insanın doğadaki diğer canlılara bağımlı olduğunu ve büyümenin sınırsız olmadığını savunan çevreci yaklaşımdır. Örneğin, insan refahının doğal çevreyle uyumlu bir yaşam sürmek zorunda olduğunu ileri sürer.
Ekosofi (Ekolojik Bilgelik)İnsan ile ekolojik çevre arasında inanç ve eylemlerle kurulu, doğayı merkeze alan etik bir ilişkiyi ve doğa mistisizmini ifade eden kavramdır. Örneğin, Fritjof Capra'nın dünyayı bir makine değil, mükemmel bir ilişkiler ağı olarak görmesi bu anlayışa dayanır.
Yanlış HedefCatton ve Dunlap tarafından insanların doğanın güzelliklerinden zevk almak isterken kendi çıkarları için ona zarar vermesindeki büyük çelişkiyi açıklamak için kullanılan kavramdır. Örneğin, doğa yürüyüşü yapıp huzur arayan birinin, aynı doğaya plastik atık bırakması bu çelişkiyi gösterir.
Toplumsal EkolojiMurray Bookchin'in geliştirdiği; ekolojik sorunların sadece doğanın korunmasıyla çözülemeyeceğini, insanı insan sömüren sınıfsal ve politik toplumsal yapılarla birlikte ele alınması gerektiğini savunan teoridir. Örneğin, çevre krizlerinin çözümünü özgürlükçü ekolojik bir toplumun kurulmasında arar.
Eko-Feminizmİlk defa Françoise d’Eaubonne tarafından kullanılan; doğanın tahribi ile kadın üzerindeki ataerkil baskı ve sömürü arasında doğrudan bağ kuran yaklaşımdır. Örneğin, 'Tabiat Ana' kavramsallaştırmasının arkasında kadın emeği ve doğanın benzer şekilde sömürülmesi yatar.
Ekolojik ModernleşmeEkonomik büyüme hedefinden vazgeçmeden, doğanın çıkarlarını koruyacak yeşil teknolojiler (rüzgâr, güneş enerjisi) geliştirerek kalkınmanın sağlanabileceğini savunan yaklaşımdır. Örneğin, Hollanda veya Almanya gibi ülkelerin sera gazı üretmeyen endüstriyel kalkınma modelleri uygulamasıdır.
Risk ToplumuUlrich Beck'in 'ikinci modernite' olarak adlandırdığı dönemin; birey ve toplumların sürekli olarak nükleer sızıntı, küresel ısınma gibi insan yapımı tehlike ve risklerle yüz yüze gelmesini ifade eden kavramıdır. Örneğin, Çernobil kazası sonrası radyasyonun tüm dünyaya yayılması bu riskin somutudur.
Metafizik İnsan Merkezcilikİnsanların merkezde olmadığını, ancak doğanın insan varoluşunun anlamını gösteren ve insanla konuşan anlam taşıyıcı bir bağlam olduğunu savunan felsefi görüştür. Örneğin, doğanın kendi içindeki uyumunun insana derin bir teolojik kavrayış sunmasıdır.
Dünyanın Büyüsünün BozulmasıMax Weber'in kavramı olup, modernleşme, akılcılık ve rasyonelleşme süreçleriyle birlikte doğanın kutsallığından arındırılarak matematize edilmiş cansız bir nesneye dönüştürülmesini ifade eder. Örneğin, nehirlerin kutsal bir varlık olarak görülmeyip sadece hidroelektrik potansiyeli olarak hesaplanmasıdır.
Sığ ÇevrecilikArne Naess'in eleştirdiği insan merkezli yaklaşım olup, temel amacın doğayı korumak değil insan refahını artırmak ve kirliliği önleyerek mevcut ekonomik statükoyu sürdürmek olduğunu savunur. Örneğin, sadece insan sağlığı zarar görmesin diye filtre takılan fabrikalar bu kapsamdadır.
Artı DeğerTarım toplumuna geçişle birlikte insanın tüketebileceğinden fazlasını üretmeyi keşfetmesi olup, toplumsal eşitsizliklerin ve işbölümünün başlangıcı olmuştur. Örneğin, tarımda fazla ürün elde edilmesinin ardından bu ürünlere sahip olan sınıfların ortaya çıkmasıdır.
Merkezsizlik YaklaşımıEkolojik problemlere insan, doğa veya Tanrı gibi herhangi bir taraf tutmaksızın dışarıdan, tarafsız bir gözle bakılması gerektiğini savunan metodolojik duruştur. Örneğin, bir çevre krizine ne sadece insan hakları ne de sadece hayvan hakları penceresinden bakıp, bütünü kapsayan tarafsız çözüm üretmektir.