Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Risk değerlendirmesi, risk öngörme sürecinde belirlenen risklerin kabul edilebilir düzeyde olup olmadığını analiz eden ve bu risklerin yönetilmesi için uygun tedbirleri belirleyen sistematik bir süreçtir. İş sağlığı ve güvenliğinin temel taşlarından biri olan bu süreç, iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemede proaktif bir yaklaşım sunar.
Risk değerlendirme hiyerarşisi, belirlenen risklerin kontrol altına alınmasında izlenmesi gereken öncelik sırasını belirler. Bu hiyerarşinin ilk ve en etkili adımı 'Tehlike Kaynağını Ortadan Kaldırma' (Eliminasyon) yaklaşımıdır. Tehlikeli unsurların daha makine tasarım aşamasındayken bertaraf edilmesi, iş güvenliğini en üst düzeye çıkarır.
Eğer tehlike tamamen ortadan kaldırılamıyorsa, ikinci adım olan 'Riski Azaltma' devreye sokulmalıdır. Bu aşamada öncelikle tehlikeli olanın daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi (ikame) yöntemi uygulanır. Ayrıca güvenlik kapakları, acil durdurma butonları ve koruyucu sensörler gibi teknik önlemlerle riskin kabul edilebilir düzeye indirilmesi hedeflenir.
Teknik ve organizasyonel önlemlerin yetersiz kaldığı durumlarda ise hiyerarşinin son adımı olan 'Kişisel Koruyucu Donanım' (KKD) kullanımına başvurulur. Operatörlerin ve risk alanındaki diğer çalışanların koruyucu gözlük, eldiven ve kulak koruyucu gibi donanımları kullanması sağlanarak risklerin olumsuz etkileri en aza indirilir.
Makine tasarımı ve imalatı süreçlerinde güvenlik bütünlüğü ilkelerine sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Bu ilkelerin başında 'Fonksiyonel Güvenlik' gelir. Fonksiyonel güvenlik, makinenin sadece normal ve öngörülen kullanım koşullarında değil, aynı zamanda kullanıcıların yapabileceği öngörülebilir yanlış kullanımlara karşı da güvenli kalmasını şart koşar.
Risk azaltma ilkeleri doğrultusunda, makinelerin tasarımı esnasında bertaraf edilemeyen riskler için gerekli koruyucu tedbirler alınmalı ve bu riskler hakkında kullanıcılar açıkça bilgilendirilmelidir. Tasarımcılar, makinenin güvenli ayarlanmasını, bakımını ve kullanımını sağlamak için gerekli tüm özel ekipman ve aksesuarları makineyle birlikte tedarik etmekle yükümlüdür.
Makinelerin güvenli tasarımı ve üretimi, uluslararası düzeyde kabul görmüş ISO 12100 standardı ve 2006/42/AT Makine Emniyet Direktifi Ek-1 ile uyumlu olmak zorundadır. Bu standartlar, üreticilerin yasal sorumluluklarını belirlerken, işverenlerin de yeni makine alımlarında, montajında ve taşınmasında İSG gerekliliklerini prosedürlerine dahil etmesini zorunlu kılar.
EN ISO 12100 standardının bir parçası olan Tablo B2, makine tehlikelerini ve tehlike örneklerini sistematik bir şekilde sunarak tasarımcılara ve mühendislere rehberlik eder. Bu tablo, tehlikelerin belirlenmesinde bütünsel bir çerçeve sunarak gözden kaçabilecek risklerin önceden tespit edilmesini sağlar.
Risk değerlendirmesi süreci, tehlikelerin tanımlanmasını, risklerin analiz edilmesini ve bu risklerin nasıl kontrol altında tutulacağının belirlenmesini kapsar. Bu süreç yasal mevzuata uyumu kolaylaştırırken, aynı zamanda işyerinde sürdürülebilir ve güvenli bir çalışma ortamının oluşturulmasına zemin hazırlar.
Mevzuatta işyerleri için tek bir zorunlu risk değerlendirme yöntemi tanımlanmamıştır. 6331 sayılı İSG Kanunu ve ISO 12100 standardı, seçilen yöntemin yapılan işe, prosesin karmaşıklığına ve makinenin özelliklerine uygun olmasını esas alır. Bu doğrultuda iş güvenliği uzmanları, kendi değerlendirmelerine göre en uygun yöntemi seçmekte özgürdür.
Sahada risklerin sayısal ve objektif olarak değerlendirilmesinde en sık kullanılan yöntemlerden biri Tehlike Sıralama Sayısı (Hazard Rating Number - HRN) yöntemidir. HRN yöntemi, risklerin önceliklendirilmesi ve yönetilmesi amacıyla tehlikelere belirli sayısal değerler atayarak analiz gerçekleştirir.
Yöntemin temelini oluşturan dört ana faktör bulunmaktadır. Bunlardan ilki olan 'Gerçekleşme İhtimali' (LO), tehlikenin ortaya çıkma olasılığını ifade eder. İkinci faktör olan 'Tehlikeye Maruz Kalma Sıklığı' (FE), çalışanların bu tehlikeli durumla ne kadar yoğun ve sık karşılaştığını sayısal olarak ortaya koyar.
Üçüncü faktör 'Olası Zararın Düzeyi' (DPH), tehlikenin gerçekleşmesi durumunda insanda veya çevrede yol açacağı hasarın veya yaralanmanın şiddetini gösterir. Son faktör olan 'Riskteki İnsanların Sayısı' (NP) ise tehlikeden doğrudan etkilenebilecek çalışan sayısını temsil ederek riskin etki alanını belirler.
HRN değeri, belirlenen dört temel faktörün matematiksel olarak çarpılmasıyla hesaplanır. Formül 'HRN = LO x FE x DPH x NP' şeklindedir. Elde edilen bu sayısal değer, işletmenin kabul edilebilir risk tolerans limitleri ve yasal eşik değerlerle karşılaştırılarak aksiyon planı hazırlanır.
Hesaplanan HRN değeri kabul edilebilir sınırların üzerindeyse, risk azaltma süreci başlatılır. Belirlenen önlemler (örneğin koruyucu kapaklar veya sensörler) uygulandıktan sonra risk seviyesi aynı formülle yeniden hesaplanır. Bu sayede, alınan önlemlerin riski ne ölçüde düşürdüğü ve kalan riskin kabul edilebilir düzeye inip inmediği net bir şekilde belgelenmiş olur.