Bu bölümde, Kuzey Amerika’nın bölgesel ayırımı ele alınmıştır. Kuzey Amerika’nın
farklı bölgelerinin ele alınması tüm kıtanın daha iyi anlaşılmasına önemli katkıda
bulunmuştur.
1990’larda Anglo-Amerika’nın tamamen yeni bir çağa girdiği ileri sürülmektedir.
Kristof Kolumb’un 500 yıl önce YeniDünyayı keşfinden beri bu üçüncüsü olmaktadır. İlk
dörtyüzyıl tarım ve kırsal hayatın egemenliğinde geçmiş; ikinci çağ olan “sanayi
şehirleşmesi” dönemi, ondokuzuncu yüzyılı ve yirminci yüzyılın büyük kısmını kaplamıştır.
Ama artık ABD ve Kanada’da bilgi üretim ve dönüştürülmesi, uzmanlaşmış hizmetler ve
yüksek teknoloji sanayilerinin egemenliğindeki ve karşılıklı iş ilişkilerinin gittikçe daha çok
küresel ölçekte işlediği bir “sanayi sonrası” (post-endüstriyel) toplumuna dönüşme ve
ekonominin olgunlaşma dönemi yaşanmaktadır. Mavi yakalılar hızla beyaz ve pembeyakalıya
dönüştükçe ve otomasyonun girdiği bürolar egemen işyerleri hâline geldikçe, Anglo-
Amerika’nın her tarafında esaslı yer değiştirmeler yaşanmaya başlanmıştır.
Her ne kadar ABD ve Kanada’nın çok sayıda tarihsel, kültürel ve ekonomik özelliği
paylaştıkları doğruysa da, iki ülke birbirlerinden birçok bakımdan da farklıdır. Aslında
farklılıkların katı coğrafi boyutları vardır: Toplam olarak 19.4 milyon km2 alan kaplayan
Anglo-Amerika’da ABD toprak bakımından Kanada’dan biraz daha küçüktür fakat Kuzey
Amerika kıtasının ortasını/kalbini kaplamaktadır. ABD’de çok genel bir coğrafi ayırım olarak
“Doğu” ve “Batı”dan söz edilirken, Kanada’da "Güney Kanada" ve "Kanada’nın Kuzeyi" gibi
bir ayırıma gitmek daha uygun karşılanmaktadır; çünkü Kanadalıların ezici bir çoğunluğu
ABD sınırından 160 km mesafe içinde kalan Güney Kanada’da yaşarlar. ABD, ana ülke
yanında, aynı zamanda, Alaska nedeniyle Kuzey Amerika’nın kuzeybatı uzantısını da kaplar
(Hawaii eyaleti ve çevresi ise coğrafi açıdan Pasifik âlemine aittir) ve böylece, Kanada’nın
tersine, ABD ülke toprakları iki ya da daha fazla parçadan oluşmuş, yabancı topraklarla ve
uluslararası sularla ayrılmış uzantı bakımından “sürekliliği olmayan” bir ülke özelliği kazanır.
Kuzey Amerika’nın bu iki (ABD ve Kanada) ülkesinin son derece gelişmiş toplumları
tarih ve coğrafyanın bir kombinasyonu hâlinde ortaya çıkan küresel liderlik rolünü de ele
geçirmişlerdir. Aslında Anglo-Amerikalıların en büyük başarısı koşulları güç ve son derece
geniş olan bir çevreye karşı kazandıkları savaşlardır: Ulaşımı ve iletişimi sürekli iyileştirerek
Amerikalı ve Kanadalılar ülkelerinin tümünü, dağlar ve geniş tahıl tarım alanları kuzey-güney
doğrultusunda uzanarak büyük engeller yarattıkları hâlde, gerekli olduğu şekilde doğu-batı
doğrultusunda büyük mesafeler (4,000 km’nin üzerinde) boyunca organize etmeyi
başarmışlardır. Coğrafi mekânın kısalması, ya da zaman-mekân yakınlaşması, 150 yıl
boyunca birbirini izleyen demiryolu, karayolu ve havayolundaki gelişmelerle gerçekleşmiş ve
uzak yerlerin birbirine iyice yakınlaşması yanında, insan ve faaliyetlerin de daha geniş
alanlara yayılması mümkün olmuştur. Böylece 300 yıllık tarihleri boyunca ABD ve Kanada,
Avrupa’daki anavatanları olan ülkelerindeki toplumlardan çok daha farklı bir gelişme süreci
içinde olmuşlardır.
