Merhabalar arkadaşlar. Bugün ünitemizde Kuzey Amerika kıtasını, coğrafi özelliklerinden beşeri yapısına kadar hep birlikte detaylıca inceleyeceğiz. Hazırsanız başlayalım. Öncelikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada, Batı Yarımküresi'nin kuzey kesiminin üçte birini kaplıyor ve kıtanın çok büyük bir kısmını oluşturuyorlar. Avrupa’nın kültürel izlerini taşıdıkları için buraya güneydeki Latin Amerika’dan ayırt etmek amacıyla genellikle Anglo-Amerika diyoruz. Burası dünyanın en şehirlileşmiş toplumu aslında; New York, Toronto, Chicago gibi dev metropoller bu yapının en net örnekleri. İki ülke pek çok tarihi ve ekonomik özelliği paylaşsa da coğrafi olarak aralarında ciddi farklar var. Amerika, toprak büyüklüğü olarak Kanada’dan biraz daha küçük ama kıtanın tam kalbinde yer alıyor. Kanada ise Rusya’dan sonra dünyanın en büyük ikinci ülkesi olmasına rağmen nüfusu oldukça seyrek. Hatta Kanadalıların büyük çoğunluğu Amerika sınırına yakın olan güney kesimde yaşıyor. Amerika ise Alaska’nın da etkisiyle kıtanın kuzeybatısına uzanıyor ve toprak bütünlüğü parçalı bir yapı gösteriyor. Kıtanın yer şekillerine baktığımızda oldukça geniş ve çeşitli bir coğrafyayla karşılaşıyoruz. Florida’nın sıcak ikliminden Alaska’nın buzlu bölgelerine kadar uzanan bu coğrafyada Meksika ve Alaska körfezleri iklimi ve ekonomiyi doğrudan etkiliyor. Yer şekillerini dört ana başlıkta toplayabiliriz. İlki, kıtanın çekirdeğini oluşturan ve Y harfine benzeyen Kanada Kalkanı. Buzullarla aşınmış bu eski platoda sayısız göl var. İkincisi, Kanada Kalkanı’ndan Mississippi Deltası’na kadar uzanan alçak örtülü platform. Üçüncüsü dağlar; doğuda Appalaşlar, batıda ise Kayalık Dağlar ve Kıyı Sıradağları yer alıyor. Dördüncüsü de Atlantik ve Meksika Körfezi kıyılarındaki düz ve bataklık kıyı ovaları. İklim ve bitki örtüsüne gelecek olursak, dağların okyanus etkisini iç kesimlere sokmaması ve kuzeyde güneyde büyük engellerin olmaması iklim çeşitliliğini artırıyor. İç kesimler ve güneybatı kurak çöl koşullarına sahne olurken Pasifik kıyıları oldukça fazla yağış alıyor. Toprak örtüsü de buna bağlı olarak kuzeydeki tundralardan güneydeki verimli çörnozyomlara kadar çeşitlilik gösteriyor. Bitki örtüsü ise yağışa göre ormanlar, çayırlıklar ve çalılıklar olarak üçe ayrılıyor. Su kaynakları açısından Kuzey Amerika inanılmaz şanslı. Büyük Göller sistemi ve Mississippi-Missouri nehir sistemi dünyanın en iyi karaiçi su yollarını oluşturuyor. Batıda ise Colorado ve Columbia nehirleri tarım ve enerji için hayati önemde. Tabii yeraltı suları da çok değerli ama aşırı kullanım ve kirlenme ne yazık ki bazı çevre sorunlarını da beraberinde getiriyor. Son olarak beşeri coğrafyaya ve nüfusa bakalım. 17. yüzyılda başlayan İngiliz ve Fransız kolonizasyonu, ardından yaşanan bağımsızlık mücadeleleri ve 19. yüzyıldaki göç dalgaları bugünkü nüfusun temelini attı. Amerika'daki şehirleşme süreci demiryollarından otoyollara kadar dört büyük dönemde gelişti ve sonunda Boston'dan Washington'a uzanan devasa megalopoller ortaya çıktı. Nüfus kıtada çok dengesiz dağılmış durumda; Amerikalıların çoğu doğu kesimde yaşarken, Kanadalıların neredeyse yüzde doksanı ABD sınırına yakın güney şeridinde yoğunlaşıyor. Gördüğünüz gibi Kuzey Amerika, hem doğal yapısı hem de insan faaliyetleriyle oldukça dinamik ve büyük bir kıta. Bir sonraki derste görüşmek üzere, şimdilik hoşçakalın.