← Ünite 11
İktisadi Büyüme

Ünite 11: İçsel Büyüme Modelleri ve Yaratıcı Yıkım Süreci

İçsel Büyüme Modelleri ve Yaratıcı Yıkım Süreci - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 223
Aghion ve Howitt Modeli (1992)
Aghion ve Howitt, Schumpeter'ın 1942 tarihli yaratıcı yıkım düşüncesini içsel büyüme modelleri çerçevesinde formüle etmişlerdir. Model, ürün niteliğini geliştiren teknolojik yeniliklerin ardışık dönemler ve patent rekabeti yoluyla ekonominin büyüme oranını nasıl belirlediğini analiz eder.
Keynes’in Genel Teorisi (1936)
John Maynard Keynes tarafından yayımlanan 'İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi' adlı dev eser, iktisat biliminde makroekonomik yaklaşımın doğmasını sağlamıştır. Klasiklerin tam istihdam varsayımını reddeden Keynes, kalıcı eksik istihdam ve toplam talep yetersizliği kavramlarını literatüre kazandırmıştır.
Büyük Buhran ve Klasik Modelin Çöküşü
1929 ekonomik bunalımı sırasında milyonlarca insan işsiz kalmış ve piyasaların kendiliğinden tam istihdama geleceğini savunan Klasik iktisat anlayışı geçerliliğini yitirmiştir. Bu kriz, devlet müdahalesini ve Keynesyen iktisat politikalarının doğuşunu tetiklemiştir.
Frank Ramsey’in Öncü Çalışması (1928)
Modern ekonomik büyüme teorilerinin tarihsel kökeni, Frank Ramsey’in 'A Mathematical Theory of Saving' adlı makalesine dayanır. Ramsey bu çalışmasında, hanehalkının dönemlerarası optimizasyon kararlarını matematiksel olarak büyüme teorisine uyarlamıştır.

Anahtar Kavramlar

Yaratıcı YıkımSchumpeter tarafından ortaya atılan ve Aghion-Howitt modelinin temelini oluşturan, kapitalist sistemde yeni üretim yöntemleri, piyasalar ve ürünlerin eskiyenleri ortadan kaldırarak sürekli bir yenilenme ve büyüme süreci yaratmasıdır. Örneğin, akıllı telefonların tuşlu telefonları piyasadan silerek sektörü dönüştürmesi yaratıcı yıkım sürecine tipik bir örnektir.
İçsel Büyüme Modelleri (İBM)Teknolojik gelişme, bilgi birikimi ve beşeri sermaye gibi büyüme kaynaklarını dışsal birer parametre olarak değil, ekonomik sistemin iç dinamikleri (AR-GE ve yatırımlar) sonucunda oluşan unsurlar olarak ele alan modellerdir. Örneğin, Romer'in modelinde firmaların AR-GE harcamaları yoluyla teknoloji üretmesi içsel büyümenin temelini oluşturur.
Say KanunuKlasik iktisatçılar tarafından savunulan ve 'her arz kendi talebini yaratır' prensibine dayanan kanundur. Bu kanuna göre piyasalar her zaman kendiliğinden tam istihdam dengesine gelir ve genel aşırı üretim veya kalıcı işsizlik mümkün değildir.
Eksik İstihdamEkonomide çalışmak isteyen ve geçerli ücret düzeyini kabul eden tüm bireylerin iş bulamadığı, dolayısıyla tam istihdam dengesinden uzak olunan ve Keynes'e göre ekonomilerin çoğunlukla karşılaştığı kalıcı dengesizlik durumudur. Örneğin, Büyük Buhran döneminde milyonlarca insanın işsiz kalması kalıcı eksik istihdamın somut bir göstergesidir.
Genişletici Para PolitikasıMerkez bankasının para arzını artırarak faiz oranlarını düşürmeyi ve bu yolla tüketim ve yatırım harcamalarını canlandırarak ekonomik durgunluk (resesyon) ve işsizlikle mücadele etmeyi amaçladığı iktisat politikasıdır. Örneğin, ekonomik kriz dönemlerinde merkez bankasının piyasaya likidite pompalaması bu politikaya girer.
Daraltıcı Para PolitikasıEkonomideki toplam para arzının azaltılması suretiyle faizlerin yükseltilmesini, bu yolla talep enflasyonunun baskılanmasını ve marjinal tasarruf eğiliminin artırılmasını hedefleyen para politikası uygulamasıdır.
Maliye PolitikasıDevletin kamu harcamaları (cari, yatırım, transfer) ve kamu gelirlerini (vergiler, fonlar) kullanarak istihdam, gelir dağılımı ve fiyat istikrarı gibi makroekonomik değişkenleri etkilemek amacıyla izlediği bütçe politikasıdır. Örneğin, devletin vergi oranlarını düşürerek tüketim harcamalarını artırması genişlemeci maliye politikasıdır.
Aktarım MekanizmasıKeynesyen para teorisinde, para arzındaki değişmelerin sırasıyla faiz oranları, yatırım harcamaları, istihdam ve nihayetinde milli gelir üzerinde yarattığı etki zinciridir. Örneğin, para arzı artınca faizler düşer, faizler düşüşünce yatırımlar artar ve bu da milli geliri büyütür.
Sermayenin Marjinal EtkinliğiKeynesyen modelde yatırımların kârlılığını belirleyen, cari maliyetler ile gelecekte elde edilmesi beklenen gelir akımı arasındaki ilişkiyi ve yatırımcı beklentilerini yansıtan kavramdır. Fiziksel verimlilikten farklı olarak tamamen geleceğe dönük psikolojik ve iktisadi beklentilere bağlıdır.
Neoklasik Büyüme Modeli (NBM)Fiziksel sermaye birikimi ve işgücünü ekonomik büyümenin temel itici gücü sayan, ölçeğe göre sabit getiri ve azalan verimler varsayımlarına dayanan, teknolojik gelişmeyi ise sistem dışından gelen dışsal bir etken olarak kabul eden büyüme modelidir.
Koşullu Yakınsama (Absolute Convergence)Başlangıçta kişi başına gelir düzeyi düşük olan gelişmekte olan ekonomilerin, sermayenin azalan verimleri sayesinde daha yüksek büyüme oranları yakalayarak zamanla gelişmiş ekonomilerin gelir seviyesine yaklaşması sürecidir.
Beşeri SermayeBireylerin eğitim, sağlık, beceri ve mesleki deneyim yoluyla kazandıkları ve ekonomik verimliliği artırma potansiyeli taşıyan birikimlerin tümüdür. Lucas ve Jones gibi iktisatçılar tarafından içsel büyüme modellerinin temel bileşeni olarak ele alınmıştır.
Yaparak-Öğrenme (Learning by Doing)Arrow (1962) tarafından geliştirilen ve firmaların üretim tecrübesi arttıkça üretim süreçlerinde etkinlik kazandıklarını, bu sayede bilgi birikiminin dışsallık yaratarak toplam ekonomik büyümeye katkı sağladığını ifade eden kavramdır.
Patent RekabetiFirmaların yeni ürün ve teknolojik tasarımlar geliştirerek bunları tekel haklarıyla koruma altına almak ve kısa süreli tekelci rantlar elde etmek amacıyla giriştikleri rekabet sürecidir. Aghion ve Howitt modelinde AR-GE faaliyetlerinin temel motivasyon kaynağıdır.
Yayılma Etkisi (Spill-over Effect)Bir firmada veya ülkede üretilen teknolojik bilgi ya da yeniliğin, maliyetsiz veya düşük maliyetle diğer firmalara ve ülkelere yayılması ve genel verimlilik artışı sağlaması durumudur. Yeni-Schumpeteryen modellerde uluslararası yayılma etkileri büyük önem taşır.
Durgun Durum (Steady State)Ekonomideki temel makroekonomik değişkenlerin (sermaye stoku, gelir, istihdam) oranlarının veya kişi başına düşen miktarlarının zaman içinde sabit bir hızda büyüdüğü veya değişmediği uzun dönemli denge durumudur.

Diğer Önemli Bilgiler

Harrod-Domar Büyüme Modeli

1929 bunalımının ardından R.F. Harrod ve E.D. Domar tarafından geliştirilen bu model, Keynesyen statik teoriyi dinamikleştirme çabasıdır. Girdiler arasındaki ikame oranının düşük olduğunu savunarak kapitalist sistemin doğası gereği kararsız bir yapıya sahip olduğunu öne sürmüştür.

Solow Büyüme Modeli (SBM)

R.M. Solow tarafından 1950'li yıllarda geliştirilen neoklasik büyüme modeli, girdilerin azalan verimlere sahip olduğu ve ölçeğe göre getirinin sabit kabul edildiği bir üretim fonksiyonuna dayanır. Model, dışsal teknolojik gelişmeyi uzun dönemli büyümenin ana kaynağı olarak görür.

Paul Romer’in İçsel Büyüme Devrimi (1986-1990)

Paul Romer, içsel teknoloji tezini artan getiri varsayımıyla destekleyerek 1980'lerin ortalarından itibaren yeni içsel büyüme modellerinin öncüsü olmuştur. Romer, AR-GE sektörü ve bilgi üretiminin dışsallık yaratarak uzun vadeli büyümeyi nasıl tetiklediğini kanıtlamıştır.

Arrow’un Yaparak-Öğrenme Modeli (1962)

K.J. Arrow tarafından ortaya atılanarak-öğrenme yaklaşımı, firmaların üretim tecrübesi kazandıkça etkinliklerini artırdıklarını ve bu birikimin tüm ekonomiye dışsallık yoluyla yayılarak teknolojik gelişmeyi içselleştirdiğini savunur.

Robert Lucas’ın Beşeri Sermaye Modeli (1988)

Robert Lucas, ekonomik kalkınma mekanizmalarını incelerken fiziksel sermayenin yanı sıra bireylerin eğitim ve bilgi birikimini temsil eden beşeri sermaye olgusunu büyüme modellerinin merkezine yerleştirmiştir.

Barro’nun Kamu Yatırımları Modeli (1990)

R.J. Barro, hükümet harcamaları ve kamu politikalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkilerini içsel büyüme modellerine (özellikle AK tipi modellere) entegre ederek vergi ve kamu yatırımlarının kalıcı büyüme oranlarını nasıl değiştirdiğini göstermiştir.

Grossman ve Helpman’ın Küresel Ekonomi Modeli (1991)

Grossman ve Helpman, dış ticaret, AR-GE, kalite merdivenleri ve uluslararası bilgi yayılma etkilerini birleştirerek küresel ekonomide yenilik ve uzun dönemli büyüme dinamiklerini inceleyen çığır açıcı çalışmalar yapmışlardır.

Yeni-Schumpeteryen Büyüme Teorileri

1980'lerde geliştirilen Yeni-Schumpeteryen modeller, teknolojik gelişmenin sadece yurtiçi dinamiklerle sınırlı kalmayıp, uluslararası alandaki yayılma etkileri ve gelişmekte olan ülkelerin teknoloji taklit/ithal süreçlerini de dikkate alması gerektiğini savunmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Aghion ve Howitt modelinin Schumpeter'ın 'yaratıcı yıkım' kavramına dayandığını ve ardışık dönemler ile patent rekabetini esas aldığını unutmayın.
  • Aghion-Howitt modelinde tekel kârlılığının tam bir dönem sürdüğünü ve ardışık dönem AR-GE çabalarının negatif yönlü bağlandığını aklınızda tutun.
  • Klasiklerin tam istihdam ve Say Kanunu'nu savunduğunu, buna karşılık Keynes'in toplam talep yetersizliği ve kalıcı eksik istihdam dengesini savunduğunu karıştırmayın.
  • Keynes'in parayı nötr görmediğini, aktarım mekanizması (faiz, yatırım, istihdam, milli gelir) yoluyla reel ekonomiyi etkilediğini kesinlikle unutmayın.
  • Neoklasik büyüme modelinde teknolojinin 'dışsal', yeni içsel büyüme modellerinde ise AR-GE ve beşeri sermaye ile 'içsel' kabul edildiğini iyi ayırt edin.
  • Solow büyüme modelinin azalan verimler ve sabit ölçek getirisine dayandığını, buradan da 'koşullu yakınsama' sonucuna ulaşıldığını not edin.
  • Harrod-Domar modelinin kapitalist sistemin kararsız yapısını vurguladığını ve statik Keynesyen teoriyi dinamikleştirme çabası olduğunu hatırlayın.