Ana Sayfa » İstanbul Üniversitesi AUZEF » Felsefe Lisans Programı » 20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları
← Ünite 1
20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları

Ünite 1: Yirminci Yüzyıl Felsefesinin Temellerine Giriş

Modern Felsefenin Babası: Descartes
Metinde belirtildiği üzere, modern felsefeyi temsil eden pek çok düşünür bulunmasına rağmen, Descartes bu geleneğin babası olarak kabul edilir. O, insanın sadece bilincinde olduğu şeylerle değil, bilincinde olduğunun bilincinde olarak ilgilenmesini sağlayarak felsefenin merkezine özneyi yerleştirmiştir.
Ockhamlı William ve Duns Scottus'un Etkisi
Orta çağ teologları olan Ockhamlı William ve Duns Scottus, tümelin şeyden sonra gelen ve zihin tarafından kurulmuş olduğunu iddia etmişlerdir. Bu düşünce yapısı, doğanın kendi özüyle anlaşılması yerine insanın düşünce biçimi üzerinden ele alınmasına zemin hazırlamıştır.
Mekanik Doğa Anlayışı
Evrenin ayüstü ve ayaltı olarak ikiye bölünmüş organik yapısının terk edilmesiyle birlikte, doğa kutsal bir amaç taşımayan salt bir mekanizmaya dönüşmüştür. İnsan da bu mekanik doğanın içerisinde yer alan bir parça olarak konumlandırılmıştır.
Kant'ın Bilgi Sentezi
Kant, rasyonalizm ve emprisizm arasındaki uçurumu kapatarak, deneyimin çeşitliliği ile aklın boş formlarını birleştirmiştir. Bu sayede yargılar ne salt deneyimle ne de salt akılla oluşur; doğa insan zihninde zihinsel bir yapı olarak kurulur.

Anahtar Kavramlar

Modern felsefeGeleneksel otorite ve teolojik açıklamaların yerini bilimsel kesinliklere ve insan bilincinin merkeze alınmasına bıraktığı, 20. yüzyıl felsefesinin de temellerini oluşturan felsefi dönemdir.
RasyonalizmAklın kendinde ilkeleri olduğunu ve dünyayı bu ilkeler ışığında anlayabileceğimizi savunan, Descartes'in de dahil olduğu felsefi akımdır.
EmprisizmAklın ilkelerinin zihne içkin olmadığını, deneyim üzerinden zamanla edinildiğini savunan, bilginin kaynağını duyum ve deneyimde bulan felsefi yaklaşımdır.
Özne (Subje)Modern felsefede sadece nesneleri inceleyen değil, bizzat felsefeyi yapan ve tüm dünyanın üzerine kurulduğu, bilginin taşıyıcısı olan insan bilincidir.
Ayüstü ve Ayaltı EvrenOrta çağ felsefesinde evrenin özsel olarak durağan ve mükemmel üst kısım (ayüstü) ile sürekli değişimlerin olduğu eksik kısım (ayaltı) şeklinde ikiye bölünmesi anlayışıdır.
Aydınlanmaİnsanlığın kendi varlığını kendi farkındalığı ile kurduğu, bilgiyi başkalarından değil kendi akılyürütme ve sorgulamalarıyla elde ettiği dönemdir.
Eleştirel DüşünmeHerhangi bir enformasyonu veya bilgiyi doğrudan kabul etmek yerine, bireyin kendi sorgulamasına ve üzerine düşünmesine tabi tutması yaklaşımıdır.
Alman İdealizmiKant sonrasında gelişen ve gerçekliği mutlak bir idea ya da mutlak tin altında birleştirmeyi amaçlayan, Hegel ile doruğuna ulaşan felsefi akımdır.
Materyalizm (Maddecilik)Hegel'in mutlak ideasını eleştirerek, varlığın temelinde soyut kavramların değil maddenin olduğunu ve dünyanın maddeyle şekillendiğini savunan yaklaşımdır.
DiyalektikOlayların, fikirlerin ve doğanın çelişkiler ve bunların sentezi yoluyla gelişimini ve değişimini açıklayan felsefi yöntemdir.

Diğer Önemli Bilgiler

Aydınlanma ve Dini Metinler

Aydınlanma döneminde insanlar her şeyi kendi değerlendirmelerine tabi tutmuşlardır. Bu bağlamda dini bile din adamlarının aracılığıyla değil, bireylerin kendi okudukları birincil dini metinler üzerinden anlamaya ve değerlendirmeye başlamışlardır.

Hegel'in Mutlak İdealizmi

Kant sonrasında ortaya çıkan Alman idealizminin en önemli temsilcisi Hegel, diyalektiği kendi kullanım biçimiyle geliştirmiş ve Kant'ın oluşturduğu dünyayı tek bir mutlak idea ve mutlak tin altında eritmiştir.

Marx'ın Maddeci Dönüşümü

Hegel'in mutlak ideasının salt bir soyutlama ve hiçlik olduğunu savunan Marx, diyalektiği tersine çevirerek maddeci bir temel oturtmuştur. Bu sayede insanın doğayı ve dünyayı maddesel temelde şekillendirebileceğini savunmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Modern felsefenin kurucusu veya babası olarak Descartes'in kabul edildiğini kesinlikle unutmayın; sınavda bu soru sıkça gelir.
  • Aydınlanmanın özünün 'eleştiri' olduğunu ve eleştirel düşüncenin babasının Kant kabul edildiğini karıştırmayın.
  • Rasyonalistlerin aklın içkin ilkelerini, emprisistlerin ise deneyimi savunduğunu; Kant'ın ise bu ikisini sentezlediğini iyi kavrayın.
  • Hegel'in mutlak idealizmini eleştiren Marx'ın diyalektiği maddeci bir temele oturtmuş olduğunu not edin.
  • Modern dönemde evrenin organik olmaktan çıkıp bir 'mekanizma' haline geldiği bilgisini ontolojik değişim bağlamında hatırlayın.
  • Aydınlanma döneminde dini bilgilerin din adamlarından ziyade birincil metinlerden okunarak öznel kriterlerle değerlendirildiğini unutmayın.