Ana Sayfa » İstanbul Üniversitesi AUZEF » Felsefe Lisans Programı » 20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları
← Ünite 2
20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları

Ünite 2: Rönesans

Geçiş Döneminin Üç Hayati İcadı
15 ve 16. yüzyılları kapsayan geçiş döneminin ruhunu belirleyen üç temel icat; denizcilikte ufuk açan pusula, savaşların kaderini değiştiren barut ve bilginin yayılmasını sağlayan matbaadır.
Büyük Coğrafi Keşifler ve Öncüleri
Kristof Kolomb'un yeni dünyayı keşfetmesi, Vasco de Gama'nın Hindistan'a giden deniz yolunu bulması ve Macellan'ın dünyanın çevresini dolaşması, Avrupa'nın etki alanını devasa ölçüde genişletmiştir.
Copernicus'un Evren Devrimi
Nicolaus Copernicus, dünyanın evrenin merkezinde sabit durduğu yönündeki yaygın tasavvura karşı çıkarak, dünyanın hem güneşin hem de kendi ekseninin etrafında dönen bir cisim olduğunu iddia etmiş ve kiliselerin tepkisini çekmiştir.
Hümanist Eğitimin Öncüleri
Teolojiye dayanmayan insani eğitimin çıkış kaynakları olarak Petrarca ve Boccaccio görülürken, kuşkucu yaklaşımıyla bu döneme damgasını vuran bir diğer önemli isim Michel de Montaigne olmuştur.

Anahtar Kavramlar

RönesansOrta Çağ'ın sonlarında Antik Yunan ve Latin kültürünün yeniden doğuşunu, teoloji karşıtlığını, doğanın keşfini ve akıl merkezli düşüncenin egemen olmasını ifade eden kültürel ve felsefi dönemdir. Metne göre bu dönem, Antikite'nin restorasyonu olmasının yanı sıra Orta Çağ'dan Descartes'a uzanan diyalektik bir devamlılık barındırır.
HümanizmTanrısal olan üzerine çalışmayı bir kenara bırakarak tamamen insani olana yoğunlaşılması gerektiğini savunan felsefi ve eğitimsel akımdır. İlk başta din adamları tarafından Yunan ve Latin klasiklerinin okunması amacıyla başlatılmış, zamanla tam anlamıyla sekülerleşme hareketine dönüşmüştür.
ReformHümanizmle birlikte gelen yeniliklerin kiliseyi değiştirmeye zorlaması ve Martin Luther'in öncülüğünde kilisenin Tanrı ile insan arasındaki tek aracı olma iddiasına karşı çıkmasıyla şekillenen dinsel ve toplumsal değişim hareketidir. Bu hareket, bireye verilen değerin dinsel alandaki yansımasıdır.
Geçiş Dönemi15. ve 16. yüzyılları kapsayan, pusula, barut ve matbaa gibi önemli icatlar ile coğrafi keşiflerin sığdırıldığı iki yüz yıllık dönemdir. Bu dönem Avrupa'nın geleceğini belirlemiş, sınırlı coğrafi alanı genişletmiş ve zihniyet dönüşümünün altyapısını kurmuştur.
SekülerleşmeDinî veya kutsal olan referansların hayatın ve eğitimin merkezinden çıkarılarak dünyevi, akli ve insani kurallara göre yeniden düzenlenmesi sürecidir. Hümanist eğitimin teolojiden uzaklaşarak tamamen seküler bir karaktere bürünmesi buna örnektir.
SkolastisizmOrta Çağ'da kilise dogmaları ile Aristoteles ve Platon felsefesinin sentezlenmeye çalışıldığı, tasimler ve ayrımlarla dolu, ruhban sınıfı tarafından şekillendirilmiş sıkıcı felsefi sistemdir. Rönesans hümanistleri tarafından skolastisizm reddedilmiştir.
Doğal Din Anlayışıİnsanla Tanrı arasında hiçbir aracıya gerek kalmadan dolaysız bir şekilde kurulan ilişkiyi öngören din anlayışıdır. Bu yaklaşım kilisenin aracı olma iddiasını reddeder ve tek tek insanların kendi doğalarında hissettikleri Tanrı inancına vurgu yapar.
MistisizmDoğa ötesi olana yapılan aşırı vurgu neticesinde ortaya çıkan gizemcilik öğretisidir. Rönesans döneminde teoloji karşıtlığı ve doğanın yeniden keşfiyle birlikte bu mistik ve doğaötesi yaklaşıma karşı bir tasfiye ve doğallaşma hareketi başlatılmıştır.
Stoacılıkİnsanı konu edinen, asil temalarla dolu, Orta Çağ'ın karmaşasına karşı sessiz ve sakin bir hayatı öneren felsefi akımdır. En önemli özelliklerinden biri doğaya uygun olarak yaşama zorunluluğunu felsefenin merkezine koymasıdır.
RasyonalizmAklı bilginin ve gerçeğin temel kaynağı olarak kabul eden felsefi yaklaşımdır. Rönesans döneminde Tanrı'nın yerini aklın almaya başlamasıyla birlikte rasyonalizm ön plana çıkmış, anti-tarihsel bir karakterden tarihsel realitelere dönüşüm göstermiştir.

Diğer Önemli Bilgiler

Martin Luther ve Kilisenin Sorgulanması

Dönemin en önemli figürlerinden biri olan Martin Luther, kilisenin Tanrı ile insan arasındaki tek aracı olma iddiasına şiddetle karşı çıkmış, bireye verilen değere paralel olarak Reform hareketini ateşlemiştir.

Fransiskenler ve Nominalizm Etkisi

Rönesans döneminde teoloji karşıtlığı bağlamında Fransiskenlerden ve nominalizm akımından etkilenen düşünürler, doğayı yeniden keşfetmiş ve fizik alanının dışındaki her şeye doğal bir karakter atfetmişlerdir.

Aristoteles ve Platon Karşılaştırması

Skolastisizmin dayandığı Latinize edilmiş Aristoteles tasimler ve ayrımlarla doluyken, Platon daha iyi bir Yunanca kullanarak ruh ve aşk üzerine yazmış ve düşünürler için Aristoteles'ten çok daha ilgi çekici olmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Geçiş döneminin üç hayati icadını (pusula, barut, matbaa) kesinlikle karıştırma; soru olarak sıkça gelir.
  • Copernicus'un yer merkezli evren modelini yıkıp güneşi merkeze alan iddiasının kiliseler tarafından şiddetle reddedildiğini unutma.
  • Hümanizm akımının ilk başta din adamları tarafından başlatılıp zamanla sekülerleştiği detayını kaçırma.
  • Petrarca ve Boccaccio'nun teolojiye dayanmayan eğitimin öncüleri olduğunu adın gibi bil.
  • Martin Luther'in kilisenin aracı olma iddiasına karşı çıkışının Rönesans'taki birey vurgusuyla paralel olduğunu hatırla.
  • Rönesans'ın özelliklerinden birinin mistisizmi övmek değil, aksine mistisizme ve doğaötesine karşı doğayı yeniden keşfetmek olduğunu unutma.
  • Hümanistlerin skolastisizmi reddederken onun da antik felsefeye (Platon ve Aristoteles) dayandığını göz ardı ettiklerini aklında tut.