Ana Sayfa » İstanbul Üniversitesi AUZEF » Felsefe Lisans Programı » 20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları
← Ünite 10
20. Yüzyıl Felsefesinin Temel Sorunları

Ünite 10: Kant

Kant'ın Yargı Sınıflaması ve 12 Kategori
Kant, önceki mantık çalışmalarına dayanarak tümel, tikel, tekil, olumlu, olumsuz, sonsuz, kategorik, hipotetik, ayrıştırıcı, problematik, asertorik ve apodiktik olmak üzere 12 temel yargı biçimi belirlemiştir. Bu yargılar nicelik, nitelik, ilişki ve modalite kategorileriyle doğrudan ilişkilidir.
Hume ve Locke Eleştirilerinin Aşılması
Kant, tekil deneyimlerden tümel zorunluluğa geçişteki Hume'un kuşkuculuğundan kurtulmak ve Locke'un düştüğü açmazları aşmak için 'tamalgı' kavramını geliştirmiştir. Deneyimlerin zihnin birliği altında toplandığını savunarak bilgiye tutarlılık kazandırmıştır.
Aklın Üç Temel İdeası
Akıl, düzenleyici işlevini en üst düzeyde Ben (düşünen öznenin birliği), Evren (deneyim koşullarının mutlak birliği) ve Tanrı (tüm nesnelerin koşulunun birliği) olmak üzere üç farklı idea etrafında gerçekleştirir.
Teorik ve Pratik Akıl Ayrımı
Teorik akıl deneyimde olanın ne olduğu üzerine düzenleme yaparak zorunlu doğa yasalarını incelerken; pratik akıl ne olması gerektiği sorusu üzerinden ahlaki ve özgür bir uygulama alanı açar.

Anahtar Kavramlar

Transandantal AnalitikKant'ın felsefesinde anlama yetisinin kavramlarının işleyişini, kategorileri ve yargıların a priori temellerini inceleyen bölümdür. Duyarlılığın formlarından farklı olarak, anlama yetisinin görüleri yargılarla nasıl bağladığını çözümler.
Anlama YetisiYargıları a priori bazı ilişki ve kategorilere göre düzenleyen zihinsel yetidir. Duyarlılığın görülerini kavramlarla ilişkilendirerek yargıları meydana getirir ancak tek başına tam bir nesnel zorunluluk sağlamak için tamalgıya ihtiyaç duyar.
KategorilerAnlama yetisinin yargıları düzenlemede kullandığı içeriksiz kavram biçimleridir. Doğrudan bir bilgi vermezler; tıpkı uzay ve zaman gibi onları bilemeyiz ancak her şeyi onların dolayımıyla biliriz.
Tamalgı (Apperception)Deneyimlerin bütününün bilincinin, içeriksel olmayan ancak salt sayısal olan birliğidir. Deneyimlerin zihnin birliği altında, birbiriyle tutarlı bir şekilde meydana gelmesini sağlar ve Hume'un kuşkuculuğunu aşmada kritik rol oynar.
Akılİnsan zihninin koşullu olan yargıyı koşulsuza çekme gücüdür. Anlama yetisinin sonsuz deneyim zincirini durdurarak dünya gibi koşulsuz birlikler altında işlem yapmasını sağlar.
Düzenleyici İdealarAklın en üst düzenleyişinde ortaya çıkan Ben, Evren ve Tanrı kavramlarıdır. Eskiden metafiziğin bilgi nesnesi yaptığı bu alanlar, Kant'ta bilgilerin düzenlenişinin biçimleri (formları) haline gelmiştir.
Teorik AkılDeneyimde olanın ne olduğu üzerine düzenlemeler yaparak yargıları şekillendiren akıl işlevidir. Doğa alanını zorunlu yasalarla açıklar ancak kendinde şeyleri veya özgürlüğü teorik olarak kuşatamaz.
Pratik AkılDeneyimde ne olması gerektiği üzerine bir düzenleme yapan ve akli ilkelere göre eyleme alanı açan akıl işlevidir. Deneyimin içine dışarıdan bağımsız bir amaç yükleyerek transandantal özgürlüğü kurar.
ÖzgürlükDoğal eğilimlerden ayrılma ve akli ilkelere göre eyleme yetisidir. Özgür olan salt kendinden hareket eder; doğada değil akıldadır ve aklın pratik kullanımı sayesinde ortaya çıkar.
İkinci Doğaİnsanın içinde bulunduğu, insan zihninin yargılayışına ve özgürlüğüne tabi olan doğa anlayışıdır. Teorik aklın zorunlu doğasının yanı sıra pratik akıl ve özgürlük temelinde insan zihninin içinde kurulmuştur.

Diğer Önemli Bilgiler

Aydınlanma ve Özgürlük İlişkisi

Aklın pratik kullanımıyla kurulan özgürlük, insanın tüm arzulardan arınmış a priori yasalara göre eylemesini sağlar. Bu durum insanın doğanın zorunluluğundan kurtulup kendi kaderini eline alması anlamında aydınlanmanın temelini oluşturur.

Alman İdealizmine ve Hegel'e Miras

Kant'ın teorik zorunlu doğa ile insanın özgürlüğe dayalı ikinci doğası arasında kurmaya çalıştığı ancak tam birleştiremediği ikilik, kendisinden sonra gelen Alman idealistlerinin ve özellikle Hegel'in felsefi sistemlerinin odak noktası olmuştur.

Metafizik Kavramların Dönüşümü

Kendisinden önceki geleneksel metafiziğin doğrudan birer bilgi nesnesi olarak ele aldığı Ben, Evren ve Tanrı kavramları, Kant felsefesinde bilginin malzemesi olmaktan çıkıp bilgilerin düzenlenişini sağlayan biçimsel düzenleyici idealara dönüşmüştür.

Sınavda Dikkat Et

  • Transandantal analitik ile transandantal diyalektik ayrımına dikkat edin; analitik anlama yetisini ve kategorileri incelerken, diyalektik aklı ve tümel ideaları ele alır.
  • Kategorilerin içeriksiz kavram biçimleri olduğunu ve doğrudan bilgi vermediğini, ancak her şeyi onların dolayımıyla bildiğimizi unutmayın.
  • Tamalgı kavramının Hume'un kuşkuculuğunu aşmak için kullanılan 'deneyimlerin bilincinin içeriksel olmayan sayısal birliği' olduğunu sormaya çok uygundur, bu tanımı ezberleyin.
  • Aklın teorik kullanımı 'olanı' (doğa/zorunluluk), pratik kullanımı ise 'ne olması gerektiğini' (özgürlük/ahlak) düzenler; bu ikisini karıştırmayın.
  • Ben, Evren ve Tanrı idealerinin eski metafizikteki gibi bilgi nesnesi değil, aklın düzenleyici biçimleri olduğunu akılda tutun.
  • Özgürlüğün doğada değil akılda olduğunu ve pratik akıl tarafından kurulduğunu, teorik aklın ise özgürlüğü kuşatamadığını unutmayın.
  • Kant'ın teorik doğa ile özgürlüğe dayalı ikinci doğa arasındaki birliği tam kuramayışının Hegel ve Alman idealistlerinin ana eleştiri noktası olduğunu hatırlayın.