Yöneticiler kurumsal kimliği davranış (en etkili ortam, hedef grupların yargılandığı zemin), iletişim (sözlü/sözsüz mesajlar, en esnek enstrüman) ve sembolizm (simgelerin uyumlaştırılması) olmak üzere üç türde ifade ederler.
Örgütsel analiz ve iletişim için sistem teorisinin dört temel anlamı şunlardır: Karşılıklı bağımlılık, açıklık, mikroskopik ve makroskopik analitik çevre, ile örgütsel adaptasyon ve inovasyon (yenilik).
Halkla ilişkiler ve pazarlama kampanyaları hem akademisyenler hem de endüstri uygulayıcıları tarafından benimsenen teşhis, amaç, strateji, uygulama ve değerlendirme aşamalarından oluşur.
İletişim artık sadece pazarlama ve halkla ilişkilerle sınırlı kalmamış; insan kaynakları (işe alma, motivasyon), finansman (fonlara ulaşma, oto kontrol) ve üretim bölümleri de iletişimi aktif bir yönetim aracı olarak kullanmaya başlamıştır.
İlk insan ilişkileri teorisyenlerinden biri olan Chester Barnard, yöneticinin birincil rolünü iletişimci/iletişim kurucu olarak belirlemiş ve iletişimi örgütün en temel unsuru ilan etmiştir.
Kurumsal iletişim çalışmaları strateji, kimlik ve imaj kavramları kapsamında ele alınır. Strateji merkezi görevleri, kimlik markalar arkasındaki profili, imaj ise iletişimin örgütlenmesini belirtir ve bu üçü uyumlaştırılmalıdır.
Örgütleri teşkil eden temel unsurlar; bireysel örgüt üyeleri, yapısal ve fonksiyonel gruplar (bölümler ve çalışma birimleri), örgütsel teknolojiler ve malzemelerdir; sistemin tüm parçaları performans içinde birbirine bağlıdır.