Az gelişmiş ülkelerde tasarruf yapabilen sınırlı sayıdaki zengin kesim, finansal sistemin yetersizliği nedeniyle fonlarını bankalara yatırmak yerine lüks tüketime, gayrimenkul genişletmeye, altın veya döviz alımına yönlendirerek ekonominin dışına çıkarmaktadır.
Nüfusun büyük kısmının tarım sektöründe düşük verimlilikle çalışması nedeniyle az gelişmiş ülkelerde devletin vergi gelirleri son derece düşüktür. Bu durum, devletin cari giderlerini bile zor karşılamasına ve altyapı yatırımı yapamamasına neden olur.
Dış kaynaklar az gelişmiş ülkelerin tasarruf ve döviz açıklarını kapatarak yatırımları hızlandırır. Ancak bu kaynaklar faizli borç niteliğinde olduğundan, reel üretimi artıramayan ülkelerde ağır geri ödeme krizlerine ve borç sarmalına yol açmaktadır.
Ekonomik büyüme süreçlerinde tarım sektöründe çalışan nüfusun toplam istihdam içindeki oranı ile iktisadi büyüme yoğunluğu arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Büyüme hızlandıkça işgücü tarımdan sanayi ve hizmetler sektörüne kaymaktadır.
Az gelişmiş ülkelerde tarım sektörünün ağırlıklı olması ve sermaye eksikliği nedeniyle marjinal verimliliği sıfır olan, yani üretimden çekildiğinde toplam üretimde hiçbir azalmaya yol açmayan yoğun bir 'gizli işsizlik' dalgası yaşanmaktadır.
Az gelişmiş ülkelerde tarımsal verimliliğin düşük olmasının temel nedenleri; elverişsiz iklim koşulları, yetersiz bitki örtüsü, toprak dağılımındaki adaletsizlikler ve tarım işletmelerinin ekonomik olarak verimsiz, çok küçük ölçekli parçalardan oluşmasıdır.
Teknolojik gelişme, yüksek miktarda sermaye yatırımı ve döviz rezervi gerektirir. Az gelişmiş ülkeler döviz ve sermaye kıtlığı çektikleri için gelişmiş ülkelerden ihtiyaç duydukları modern teknolojileri transfer etmekte büyük engellerle karşılaşırlar.