← Ünite 13
İktisada Giriş 2

Ünite 13: İKTİSADİ BÜYÜME VE KALKINMA

II. Dünya Savaşı Sonrası Dönem
İktisadi büyüme ve kalkınma kavramlarına olan küresel ilgi bu dönemden sonra zirveye ulaşmıştır. Savaşta ekonomileri çöken Avrupa ülkeleri hızlı imar arayışına girerken, sömürgelikten yeni kurtulan ülkeler kalkınma mücadelesi başlatmıştır.
%70 Oranı
II. Dünya Savaşı'ndan sonra ikiye bölünen dünyada, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70'i gelişmekte olan ülkeler grubunda yaşamaktadır. Bu büyük oran, kalkınma politikalarının küresel önemini ortaya koymaktadır.
400 Dolar Sınırı
Uluslararası sınıflandırmalarda ve iktisat literatüründe, kişi başına düşen yıllık milli geliri 400 doların altında kalan ülkeler genel olarak 'az gelişmiş ülkeler' kategorisinde değerlendirilmektedir.
Japonya Mucizesi
Doğal kaynaklar açısından son derece fakir ve dışa bağımlı olmasına rağmen, teknolojik gelişme, beşeri sermaye yatırımları ve etkin organizasyon sayesinde dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olmayı başarmış somut bir örnektir.

Anahtar Kavramlar

İktisadi BüyümeBir ülkenin ürettiği mal ve hizmet miktarında (milli gelirinde) meydana gelen niceliksel artıştır. Genellikle kişi başına düşen reel gayri safi milli hasıladaki yıllık yüzde artış ile ölçülür.
Ekonomik GelişmeKişi başına düşen milli gelir artışının yanı sıra, ekonominin sosyo-kültürel, teknik ve kurumsal yapısının da olumlu yönde değişmesini kapsayan geniş kapsamlı bir süreçtir.
KalkınmaGelişmekte olan ülkelerin milli gelirlerini artırmalarının yanında, ekonomik yapılarının sanayi ve hizmetler sektörü lehine değişmesini ve sosyal-kültürel alanlarda iyileşmeyi ifade eden yapısal dönüşümdür.
Üretim Olanakları EğrisiBir ülkenin sahip olduğu sınırlı kaynaklar ve mevcut teknoloji düzeyiyle tam istihdam koşullarında üretebileceği maksimum mal ve hizmet bileşimlerini gösteren eğridir.
Üretim FonksiyonuBelirli bir teknik bilgi düzeyinde, belirli miktarda çıktı elde edebilmek için kullanılan emek, sermaye, hammadde gibi girdiler ile elde edilen maksimum ürün miktarı arasındaki teknolojik ilişkiyi gösteren matematiksel ifadedir.
Sermaye StokuBir ekonomide üretim sürecinde kullanılan makine, teçhizat, fabrika, bina gibi daha önceden üretilmiş fiziki üretim araçlarının toplam değeridir.
Emeğin VerimliliğiBirim emek miktarı veya çalışma saati başına elde edilen üretim miktarıdır; eğitim, sağlık ve teknolojik donanımla doğrudan artırılabilir.
Teknolojik GelişmeAynı miktar kaynak ve girdi kullanımıyla, yeni yöntemler veya buluşlar sayesinde daha yüksek miktarda veya daha kaliteli üretim elde edilmesidir.
Tasarruf YetersizliğiDüşük gelir düzeyine bağlı olarak gelirin neredeyse tamamının tüketime harcanması ve yeni yatırımları finanse edecek fonların oluşturulamaması durumudur.
Gizli İşsizlikÖzellikle az gelişmiş ülkelerin tarım sektöründe görülen, üretim sürecinden çekildiklerinde toplam üretimde hiçbir azalmaya yol açmayan, marjinal verimliliği sıfır olan işgücü durumudur.
Kapasite Kullanım OranıBir ekonominin veya firmanın mevcut üretim faktörlerini ve makine parkını fiilen ne ölçüde kullandığını gösteren orandır.
Amortisman (Aşınma Payı)Sermaye mallarının üretim sürecinde kullanılması sonucu zamanla meydana gelen fiziki yıpranma, eskime ve değer kaybını ifade eden kavramdır.
Geleneksel Ürün İhracatıAz gelişmiş ülkelerin sanayi ürünleri yerine genellikle tarımsal ürünler veya işlenmemiş madenler gibi katma değeri düşük ürünleri ihraç etmesidir.
Demografik ÖzelliklerBir nüfusun yaş yapısı, doğum ve ölüm oranları, nüfus artış hızı ve beslenme-sağlık koşulları gibi nüfus bilimsel nitelikleridir.
Kaderci AnlayışAz gelişmiş ülkelerin sosyo-kültürel yapısında sıkça görülen, yeniliklere karşı tutucu, ekonomik durumunu değiştirmek için çabalamak yerine her şeyi dışsal güçlere veya devlete bırakan toplumsal tutumdur.

Diğer Önemli Bilgiler

Arjantin ve Brezilya Örneği

Çok zengin doğal kaynaklara ve geniş topraklara sahip olmalarına rağmen, bu kaynakları etkin sanayi üretimine ve sürdürülebilir kalkınmaya dönüştüremedikleri için yüksek büyüme hızlarını kalıcı kılamamış ülkelerdir.

2500 Kalori Eşiği

Az gelişmiş ülkelerde yetersiz beslenmenin somut bir göstergesi olarak, kişi başına günlük ortalama enerji alımı uluslararası kabul gören asgari sınır olan 2500 kalorinin altında kalmaktadır.

Dış Ticaret Açıkları ve Borç Sarmalı

Az gelişmiş ülkelerin sanayileşme çabaları sırasında hammadde ve ara malı ithalatına bağımlı olmaları nedeniyle dış ödeme açıkları kronikleşmekte, bu da onları IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlara borçlu hale getirmektedir.

Kırsaldan Kente Göç ve Hizmet Sektörü

Sanayileşme tamamlanmadan kırsaldaki gizli işsizlerin kentlere göç etmesi, bu kişilerin sanayi yerine verimliliği çok düşük olan kayıt dışı hizmetler sektörüne yığılmasına neden olmaktadır.

Kadının İşgücüne Katılımı

Az gelişmiş ülkelerde sosyo-kültürel yapı ve gelenekler nedeniyle kadınlar iş hayatında ikinci plandadır. Bu durum, toplam işgücü potansiyelinin yaklaşık yarısının üretim sürecinin dışında kalmasına yol açar.

Orta Sınıfın Yokluğu

Az gelişmiş ülkelerde gelir dağılımı aşırı adaletsizdir. Toplumda dengeleyici rol oynayan, tasarruf ve tüketim talebiyle büyümeyi tetikleyen bir 'orta sınıf' ancak ekonomik gelişme ilerledikçe ortaya çıkabilmektedir.

Sınavda Dikkat Et

  • Büyüme ve Gelişme farkına çok dikkat edin: Büyüme sadece sayısal/niceliksel (milli gelir artışı) verileri içerirken, gelişme sosyo-kültürel ve kurumsal yapısal dönüşümleri de kapsar.
  • Üretim olanakları eğrisinin sağa kayması uzun dönemli büyümeyi, eğrinin içindeki bir noktadan sınırına yaklaşmak ise kısa dönemli kapasite kullanım artışını gösterir.
  • Japonya örneğini unutmayın: Doğal kaynak yetersizliği büyümeye engel değildir; beşeri sermaye ve teknoloji bu açığı kapatabilir.
  • Az gelişmiş ülkelerin en büyük büyüme engelinin 'hızlı nüfus artışı' ve 'sermaye/tasarruf yetersizliği' olduğunu sınavda mutlaka hatırlayın.
  • Tarım sektöründeki 'gizli işsizlik' kavramı az gelişmiş ülkelerin en tipik ekonomik özelliğidir; bu sektörde çalışanların bir kısmı işten çıksa bile toplam üretim değişmez.
  • Az gelişmiş ülkelerin kişi başına milli gelir sınırının literatürde genellikle '400 dolar ve altı' olarak kabul edildiğini aklınızda tutun.