Merkez Bankası zorunlu karşılık oranını artırdığında ticari bankalar daha yüksek oranda rezerv tutmak zorunda kalır. Bu durum bankaların piyasaya sürebileceği kredi miktarını ve yaratacağı kaydi parayı keskin biçimde azaltır.
Kredi tavanı uygulaması, diğer dolaylı araçlardan farklı olarak ticari bankaların açacağı kredilere doğrudan miktar sınırlaması getirir. Bu nedenle dolaşımdaki para miktarının kesin olarak kısılmak istendiği dönemlerde en garantili araçtır.
Talep enflasyonu modelinde (Şekil 23), Y1 tam istihdam milli gelir düzeyinden sonra toplam talebin D2'ye kayması sonucu oluşan Y1-Y2 arasındaki gelir artışı reel bir üretim artışını değil, tamamen fiyat yükselmesinden kaynaklanan nominal enflasyonist açığı temsil eder.
Maliyet enflasyonu modelinde (Şekil 24), arz eğrisi S1'den S2'ye kaydığında fiyatlar P1'den P2'ye çıkarken milli gelir Y1'den Y2'ye düşer (Stagflasyon). Hükümet talebi D2'ye çıkardığında ise fiyatlar ikinci bir talep şokuyla P3 seviyesine tırmanır.
Fiyat artışlarının çok yavaş gerçekleştiği sinsi (sürünen) enflasyonda kritik eşikler mevcuttur. Bu oran kalkınmasını tamamlamış gelişmiş ülkelerde %4'ün altında, gelişmekte olan ülkelerde ise %6'nın altında seyreden fiyat artışlarını ifade eder.
Sürekli ve yüksek oranlı kronik enflasyonda yerli para tasarruf aracı olma özelliğini kaybeder. Bireyler birikimlerini korumak için altın, döviz ve gayrimenkule yönelirken, dış ticarette yabancı para birimleri standart ölçü haline gelir.
Paranın değerinin günlük veya saatlik eridiği hiperenflasyonda enflasyon yıllık değil aylık hesaplanır. Para değer ölçüsü olma işlevini tamamen kaybettiğinden tüketiciler zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için malı mal ile değiştirmeye (trampaya) başlar.