Menkul kıymetler, ortaklık veya alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden ve yatırım aracı olarak kullanılan kıymetli evraklardır. Bu araçlar, dönemsel gelir getirme (faiz veya kâr payı), fiyat değişimlerinden kâr elde etme veya şirket yönetiminde söz sahibi olma gibi amaçlarla geçici veya uzun vadeli olarak elde tutulurlar. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından şartları belirlenen bu kıymetler, misli nitelikte ve seri halinde çıkarılırlar.
Muhasebe sisteminde 11 no’lu 'Menkul Kıymetler' hesap grubu, işletmenin geçici süreyle elinde tuttuğu hisse senedi, tahvil, hazine bonosu, finansman bonosu, yatırım fonu katılma belgesi gibi araçları kapsar. Bu gruptaki hesaplar, işletmenin likidite durumuna ve yatırım amacına göre bilançoda kısa vadeli aktifler içinde yer alır. Eğer amaç yönetimi ele geçirmek veya uzun vadeli iştirak ise, bu kıymetler 'Bağlı Menkul Kıymetler' veya 'İştirakler' gibi mali duran varlık hesaplarında takip edilir.
İşletmelerde menkul kıymetlerin fiili envanteri ile defter kayıtları arasındaki uyumun sağlanması kritik bir süreçtir. Sayım sonucunda bir fark tespit edilirse, bu farkın nedeni araştırılır. Eğer neden bulunamazsa, 'Sayım ve Tesellüm Noksanları' veya 'Sayım ve Tesellüm Fazlaları' hesapları altında açılan geçici hesaplarda (Hisse Senetleri Sayım Noksanlığı/Fazlalığı gibi) bu tutarlar izlenir.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 279. maddesi, menkul kıymetlerin değerlemesinde temel çerçeveyi çizer. Genel kural olarak hisse senetleri ve portföyünün en az %51'i Türkiye'de kurulmuş şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri 'alış bedeli' ile değerlenir. Bu iki grup dışındaki tüm menkul kıymetler ise 'borsa rayici' ile değerlemeye tabi tutulur.
Borsa rayici, menkul kıymetler ve kambiyo borsasına kayıtlı olan kıymetlerin, değerlemeden önceki son muamele günündeki ortalama değeridir. Eğer borsa rayici yoksa veya muvazaalı (danışıklı) bir şekilde oluştuğu düşünülüyorsa, 'kıst getiri' ölçüsü devreye girer. Kıst getiri; menkul kıymetin alış bedeline, vadesinde elde edilecek gelirin iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesiyle hesaplanır.
Getirisi ihraç edenin kâr ve zararına bağlı olan ve değerleme günü itibarıyla hesaplanması mümkün olmayan kıymetler için ise borsa rayici aranmaksızın doğrudan 'alış bedeli' ölçüsü uygulanır. Bu kurallar, işletmenin aktifine kayıtlı tüm menkul kıymetlerin dönem sonu mali tablolarında gerçekçi bir değerle yer almasını sağlamayı amaçlar.
Hisse senetlerinin değerinde piyasa koşullarına bağlı olarak sürekli bir düşüş yaşanması durumunda, işletmeler bu zararı karşılamak amacıyla dönem sonunda 'Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı' ayırırlar. Bu işlem, 654 Karşılık Giderleri hesabının borçlandırılması ve 119 Menkul Kıymetler Değer Düşüklüğü Karşılığı hesabının alacaklandırılması ile muhasebeleştirilir.
119 no'lu hesap, bilançonun aktifinde yer almasına rağmen pasif karakterli bir hesaptır ve eksi değerle gösterilir. VUK hükümlerine göre ayrılan bu karşılıklar 'Kanunen Kabul Edilmeyen Gider' (KKEG) niteliğindedir, çünkü VUK'a göre hisse senetleri borsada işlem görseler dahi alış bedeli ile değerlenmeye devam ederler.
Eğer karşılık ayrılan hisse senedi sonraki dönemde satılırsa veya değer düşüklüğü ortadan kalkarsa, ayrılmış olan karşılık hesabı kapatılır. Bu durumda 119 no'lu hesap borçlandırılarak kapatılır ve karşılığında 644 Konusu Kalmayan Karşılıklar hesabı alacaklandırılarak gelir kaydedilir. Bu süreç, işletmenin dönem kârı veya zararı üzerinde doğrudan etkili olan bir düzeltme işlemidir.