Alacaklar, işletmenin mal satışı, hizmet sunumu veya diğer faaliyetleri sonucunda üçüncü kişilerden talep etme hakkına sahip olduğu değerlerdir. Bu haklar, işletmenin varlık yapısında önemli bir yer tutar ve hukuki niteliklerine göre senetli veya senetsiz olarak ayrılırlar.
İşletmelerde alacaklar, ana faaliyet konusuna göre 'Ticari Alacaklar' ve 'Diğer Alacaklar' şeklinde iki temel gruba ayrılır. Ticari alacaklar, işletmenin ana faaliyet konusu olan mal ve hizmet satışlarından kaynaklanan alacakları kapsarken; diğer alacaklar, personelden alacaklar, ortaklardan alacaklar veya verilen depozito ve teminatlar gibi faaliyet dışı işlemleri ifade eder.
Bilanço düzenlenirken bu alacaklar, vadelerine göre 'Dönen Varlıklar' (kısa vadeli) ve 'Duran Varlıklar' (uzun vadeli) başlıkları altında raporlanır. Örneğin, 120 Alıcılar hesabı dönen varlıklar içinde yer alırken, aynı nitelikteki uzun vadeli alacaklar 220 Alıcılar hesabında takip edilir.
Senetsiz alacaklar, herhangi bir kıymetli evrak (bono veya poliçe) ile temsil edilmeyen, genellikle cari hesap şeklinde takip edilen alacaklardır. Bu alacaklar, dönem sonunda borçlu işletmelerle mutabakat sağlanarak doğrulanır ve varsa envanter farklılıkları geçici hesaplar (197 veya 397) aracılığıyla düzeltilir.
Ticaret Hukuku (TTK) açısından senetsiz alacaklar, tahsil edilemeyen veya ihtilaflı olanlar hariç, 'itibari değer' (üzerinde yazılı değer) üzerinden değerlenir. Tahsil edilemeyen veya ihtilaflı alacaklar için ise işletmenin takdirine bağlı olarak karşılık ayrılabilir.
Vergi Usul Kanunu (VUK) açısından ise alacaklar 'mukayyet değer' ile değerlenir. Mukayyet değer, alacağın tahsil zamanına göre faiz veya iskonto etkilerini de içeren defter değeridir. Dövizli alacaklarda ise değerleme günü itibarıyla Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen döviz alış kuru esas alınır ve oluşan kur farkları kambiyo kârı veya zararı olarak gelir tablosuna yansıtılır.
Senetli alacaklar, TTK hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş bono ve poliçelerden oluşur. Bu senetler, dönem sonunda mukayyet değerleri ile değerlenir. Ancak vadesi henüz gelmemiş olan senetler için 'reeskont' işlemi uygulanarak, senedin değerleme günündeki bugünkü değeri (halihazır değeri) hesaplanabilir.
Reeskont, vadesi gelmemiş senetlerin değerleme günü itibarıyla cari değerine indirgenmesi işlemidir. Bu işlem, dönemsellik ilkesi gereği, gelecek döneme ait vade farkı gelir veya giderlerinin cari dönemden ayrıştırılmasını sağlar. Tekdüzen muhasebe sisteminde alacak senetleri için reeskont uygulaması zorunlu tutulmuştur.
Reeskont hesaplanırken 'İç İskonto' yöntemi kullanılır. Eğer senette faiz oranı belirtilmişse bu oran, belirtilmemişse TC Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans faiz oranı esas alınır. Reeskont tutarı, 122 Alacak Senetleri Reeskontu hesabı (aktif düzenleyici, pasif karakterli) kullanılarak muhasebeleştirilir.