Jean Baudrillard'ın Üçüncü Dünya ülkelerinin Batı değerlerini nakletmede başarısız olduğunu belirttiği görüşüne karşın, Japonya teknolojisini ritüelleştirmeyi başarmıştır. Bu sayede hem kendi ulusal kültürünü yitirmemiş hem de küresel düzlemde meydan okuyabilmiştir.
1980'li yıllardan önce Türkiye'de yabancı ürünlere kısıtlı ulaşılırken, Turgut Özal'ın neo-liberalizm anlayışıyla birlikte yabancı markalar Türk pazarına girmiştir. Bu süreç Levi's, Adidas ve Lumberjack gibi uluslararası markaların yerli pazarla buluşmasını ve kültürel tüketim alışkanlıklarının değişmesini sağlamıştır.
Kitlesel medyanın yarattığı 'ritüel medya olayları'na örnek olarak gösterilir. Almanya ile Arjantin arasındaki 1990 Dünya Kupası final maçının coğrafi olarak dağınık yaklaşık 1 milyar kişi tarafından ekran başında izlenildiği tahmin edilmektedir.
Starbucks CEO'su Howard Schultz, markayı öncelikle çalışanlarla oluşturduklarını belirtmiştir. Şirket çalışanlarına 'barista' unvanı vererek onları birer partner yapmış, bu güçlü iç hikaye ve birleşik kültür dış hedef kitleye de yansıtılarak küresel marka sadakati yaratılmıştır.
Ken Cooper, tutarlı izlenim yaratımının şartlarını incelemiştir. İzlenimi oluşturan unsurları kişi, kurum, hizmet ya da ürünün fiziksel, işlevsel, etiksel, davranışsal, uzamsal, süremsel ve güzelduyusal görünümleri olarak yedi kategoride ele almıştır.
Ünlü iletişim kuramcısı Marshall McLuhan'ın 'araç mesajdır' söylemi, hedef kitleye yönelik kullanılan sözlü, yazılı ve davranışsal her türlü iletim aracının verdiği izlenime göre mesajın yorumlanabilirliğini ifade etmektedir.
Freedman (1993), bireylerde tutum değişikliğinin gerçekleşebilmesi için dört temel koşul gerektiğini belirtmiştir: güçlü bir iletişim, inanılabilir bir kaynak, değişikliğe çok dirençli olmayan bir hedef ve kolaylaştırıcı ortamsal değişkenler.
Groiler-Webster (1973) sözlüğüne göre imaj; bir bireyin, kurumun ya da kuruluşun bilinen prosedürlerinin, felsefesinin ya da değerlerinin kamusal izlenimlerinin bileşkesidir. Psikolojik anlamda ise mevcut olmayan bir şeyin ilk algılandığı andaki zihinsel temsilidir.
Ahmet Erimhan (1996), medyanın düşünceler ve kamuoyu oluşturduğunu, etki alanının insan zihinleri olduğunu belirtmiştir. Medya zihinler üzerinde etki ederek insanların davranışlarını, inançlarını, yaşam biçimlerini ve seçimlerini yönlendirmektedir.
Prof. Dr. Bayramoğlu'na göre kurumsal kişilik merkezde yer almaktadır. Kurumsal davranış, iletişim ve sembolizm örgütsel kişiliğin araçları olarak işlev görür ve bunların dışsal/içsel çevreye yansımaları kurumsal imajı meydana getirir.
Kotler'e göre iletişim yöneticisi kitle iletişimi ve promosyonu ile uğraşmalı, medya ve duyurum üzerinde kendini geliştirmelidir. Ayrıca kurum kültürünün belirlenmesi ve içsel iletişimin etkinleştirilmesi kurumsal iletişim çalışmalarının kapsamındadır.