Cromartly (1996) tarafından yapılan araştırmada, hastaların hekimlerin hizmet kalitesini değerlendirirken hekimin tıbbi uzmanlık bilgisinden ziyade dinleme, duyarlılık, yeterli zaman ayırma ve nezaket gibi kişilerarası iletişim davranışlarını baz aldığını ortaya koymuştur.
Mutlu (2012) çalışmasında, kişilerarası iletişimin en belirgin somut özelliklerini aynı fiziksel ortamda bulunma, rollerin esnekliği, anlık geribildirim mekanizması ve kendiliğinden/teklifsiz gerçekleşme olarak tanımlamıştır.
Dökmen (2011), kişilerarası iletişimde yaşanan çatışmaların temelinde biliş, duygu, bilinçdışı, ihtiyaçlar, iletişim becerisi eksikliği, kültürel faktörler ve fiziksel çevre gibi somut etkenlerin yattığını belirtmiştir.
Çağırcı ve Yeğenoğlu (2007) tarafından yapılan çalışmada, hastaların büyük çoğunluğunun sağlık personeliyle iletişimden memnun olmadığı, bunun aşılması için eczacıların özellikle yaşlı hastalardan geribildirim alarak çalışması gerektiği vurgulanmıştır.
Terakye (1998) çalışmasında, hemşirelikte profesyonel girişkenliğin temel becerisinin 'Empatik Düşünme' olduğunu ve bunun öğrenilebilir bilişsel-duyuşsal bir süreç olduğunu bilimsel olarak ortaya koymuştur.
Yılmaz (2015), tıp literatüründeki 'Hastalık yoktur, hasta vardır' ilkesine atıfta bulunarak, her hastanın biricik olduğunu ve hekimle yüz yüze kurulacak nitelikli kişilerarası iletişimin tedavinin temel şartı olduğunu savunmuştur.
Bol ve meslektaşları (2013) yaptıkları araştırmada, hekimlerin hastayı yeterince dinlemedikleri ve anamnez sürecini kısa tuttukları durumlarda, iletişim eksikliğini kapatmak için daha fazla laboratuvar tetkiki ve tahlil istediklerini saptamıştır.
Adıgüzel (2005) çalışmasında, hemşire-hasta etkileşiminin gücünü vurgulamak için bu iletişimin 'ağrı tedavisinde morfin kullanmak kadar etkili' olabileceğini ya da yanlış iletişim durumunda 'açık yaraya tuz serpmek' gibi zarar verebileceğini belirtmiştir.
Şehsuvaroğlu (1986) tarafından kaleme alınan çalışmada, hekimlerin hastanın zengin, fakir, makam sahibi veya sıradan olmasına bakmaksızın her bireye mutlak surette eşit ve adil muamele etmesinin mesleki bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.