Türkiye'deki pandemi sürecinde A (H1N1) gribine bağlı olarak 656 vatandaş hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin yaklaşık üçte ikisini kronik hastalığı olanlar ile gebe veya lohusa kadınlar oluşturmuştur.
Pandemi süresince Türkiye genelinde toplam 10.700 kişinin takip ve tedavileri hastanelerde yatırılarak gerçekleştirilmiştir. En çok etkilenen risk grupları ise 5 yaş altı çocuklar ile 65 yaş üstü kişiler olmuştur.
Amerika Birleşik Devletleri'nde politikacılar sağlık sistemini yeniden şekillendirirken halkla ilişkiler kampanyalarının yönlendirdiği yoğun kamuoyu baskısını dikkate almak zorunda kalmışlardır.
1983-1989 yılları arasında yapılan bir araştırmaya göre, AIDS hastalığına dair medyadaki hikayelerin yüzde 90'ının genel tıp dergilerinden ve resmi tıbbi yayınlardan elde edildiği ortaya konmuştur.
Türkiye'de ilk AIDS vakası 1985 yılında görülmüştür. Bu dönemde resmi otoritelerin sessiz kalması ve hastalığı damgalaması, halkla ilişkilerdeki Basın Ajansı ve Tanıtım Modeli özellikleriyle örtüşmektedir.
Türkiye'de 2003 yılında HIV virüsü taşıyan yabancı uyruklu bir kadının resmi otoritelerce medyada teşhir edilmesi ve HIV pozitif bir öğrencinin okuldan uzaklaştırılması, asimetrik modelden simetrik modele geçiş sancılarını göstermektedir.
Sosyal pazarlamadaki 'Eylem Kampanyaları' kategorisine en net örnektir. İnsanları sadece bilgilendirmekle kalmayıp, onları doğrudan kan verme eylemini gerçekleştirmeleri için harekete geçirmeyi amaçlar.
Türkiye'de organ bağışına yönelik 'dini yasak' veya 'müdahale edilmeme' gibi yanlış toplumsal inançları yıkmak amacıyla düzenlenen kampanyalar, sosyal pazarlamadaki Değer Yönlü Kampanyaların somut bir örneğidir.