Türkiye'deki sağlık okuryazarlığı araştırmasına katılan bireylerin sadece %13,5'i T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal sağlık kampanyalarından haberdar olduğunu belirtmiştir. Bu durum, kampanyaların erişim sorununu ortaya koymaktadır.
Türkiye'de en düşük genel sağlık okuryazarlığı indeksi 25,4 ile Ortadoğu Anadolu Bölgesi'nde ölçülürken, en yüksek sağlık okuryazarlığı indeksi ise 32,2 ile Ege Bölgesi'nde tespit edilmiştir. Bu durum bölgesel eğitim ve sosyo-ekonomik farkları yansıtır.
Sağlık-Sen'in ulusal araştırmasına göre, Türkiye'deki halkın yaklaşık üçte biri (%33,3'ü) zaman zaman ilaçlarını doktorun önerdiği miktara, dozaja ve kullanım süresine uygun şekilde kullanmadığını beyan etmiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde, halkın doğru sağlık bilgilerine ulaşmasını sağlamak, davranış değişikliği yaratacak kampanyalar planlamak ve medya ile bilgi akışını yönetmek amacıyla Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak kurulmuştur.
Son yıllarda artış gösteren sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının temelinde; tıbbi uygulamalardaki başarısızlıklar, hastaların gerçekçi olmayan yüksek beklentileri ve sağlık personelinin yetersiz veya eksik bilgilendirme yapması yatmaktadır.
Sağlık personelinin tüm yapıcı, teskin edici ve bilgilendirici yaklaşımlarına rağmen hastanın veya yakınının öfkesinin azalmayıp artması durumu patolojik öfkedir. Bu durumda en doğru müdahale, doğrudan güvenlik görevlilerini çağırmaktır.
Dünyada göç alan ülkelerde başlayan bu akım, farklı etnik ve kültürel kökenlerden gelen hastaların inanç, yaşam tarzı ve mahremiyet hassasiyetlerine uygun bakım sunulmasını hedefler. Hekimler bu kapsamda kültürlerarası iletişim eğitimleri almaktadır.
İletişim teorisyenlerine göre, insanlar ve toplumlar arasındaki iletişimin tamamen kopması ve bozulması, sadece bireysel mutsuzluklara değil, ülkelerin ve ulusların birbiriyle savaşmasına kadar varan küresel felaketlere yol açabilir.