Bir malın piyasasında tekel kurulup kurulamayacağı çapraz esneklik katsayısı ile ölçülür. Katsayı sıfıra yakınsa malın yakın ikamesi yoktur ve tekel kurmak oldukça kolaydır.
Devletler vergi adaletini sağlamak için gelir esnekliği yüksek olan lüks mallara yüksek tüketim vergileri koyarak zenginlerden; esnekliği düşük temel mallarda ise vergileri düşük tutarak fakirlerden az vergi alır.
Ekonomik daralma (resesyon) dönemlerinde, gelir esnekliği yüksek olan lüks mal üreten firmaların satışları hızla düşerken, temel gıda ve zorunlu mal üreten firmaların satışları istikrarlı kalır.
Tüketicilerin fiyat artışlarına uyum sağlama süresi uzadıkça alternatif bulma şansları artar. Bu nedenle uzun dönemdeki talep esnekliği, kısa dönemdeki esnekliğe göre her zaman daha yüksektir.
Üreticiler fiyat 0.50 TL iken piyasaya hiç mal sunmazken, fiyat 1.00 TL'ye çıktığında 1 kg, 2.00 TL'ye çıktığında ise 3 kg satmaya razı olurlar; bu durum arz kanununun somut bir göstergesidir.
Armut fiyatı sabitken elma fiyatlarının yükselmesi durumunda, üreticiler daha kârlı olan elma üretimine yönelerek elma arzını artırırken armut arzını daraltırlar; bu durum diğer mal fiyatlarının arza etkisidir.
Üretimde yeni teknolojilerin kullanılması birim maliyetleri düşürür. Bu durum üreticilerin kârlılığını artırarak arz eğrisinin bütünüyle sağa doğru kaymasını (arz artışını) sağlar.
Devletin üreticilerden aldığı vergileri artırması, üretim maliyetlerini doğrudan yükselten bir unsurdur. Bu maliyet artışı kârlılığı azaltarak arz eğrisini bütünüyle sola kaydırır.
Kısa dönemde piyasadaki firma sayısı değişmezken, uzun dönemde sektöre yeni firmaların girmesi toplam piyasa arzını artırır ve arz eğrisini sağa doğru kaydırır.
Yatay eksende miktarın, dikey eksende fiyatın yer aldığı grafiklerde, fiyat ile miktar arasındaki aynı yönlü ilişki nedeniyle arz eğrisi sol aşağıdan sağ yukarıya doğru yükselen pozitif bir eğime sahiptir.