← Ünite 8

Ünite 8: Endüstri Toplumu ve EmekNe Öğrendik?

Ders kitabının ünite sonundaki kendi özeti — yazarın “bu bölümde şunları anlattık” dediği metin. Bizim hazırladığımız kapsamlı Özet’ten farklı olarak kitabın kendi cümleleridir.

Endüstri toplumunun gelişi tarıma ve el sanatlarına dayalı toplum ve üretim biçimini çok köklü bir biçimde değiştirmiştir. Daha önce tarımda çalışan insanlar, kırsal bölgelerden kentlere göç ederek, yepyeni çalışma ilişkilerinin egemen olduğu endüstri toplumunun dev fabrikalarının vasıfsız ya da yarı vasıflı işçilerini oluşturmuşlardır. Tarım işçileri gibi el emeğine bağlı olarak çalışan geleneksel esnaf ve sanatkârlar da bu farklı esaslarla çalışan dev firmalar karşısında rekabet edemeyerek endüstri düzeni içinde, vasıflı fabrika işçileri hâline gelmişlerdir. Endüstri toplumuna geçiş emeğin temel karakteristiklerinin çok köklü olarak değişmesine yol açmıştır. Endüstri toplumunda sermaye yoğunlaşmış ve dev firmalar ortaya çıkartmıştır. Yapılan işler çok daha karmaşıklaşmıştır. Buna karşılık daha önce hiç fabrika düzeni içinde çalışmamış, vasıf düzeyi son derece düşük olan ve bu yeni toplumun değerlerini içselleştirememiş çoğu kırsal kökenli işçiler çok kısa bir eğitimden geçirilerek endüstri toplumunun vasıfsız ya da yarı vasıflı işçileri hâline getirilmişlerdir. Dolayısıyla iş gücünün bu vasıf durumu bir zorunluluk olarak ileri düzeyde iş bölümünü gündeme getirmiştir. Buna karşılık ilk dönemde endüstri toplumunun vasıflı iş gücü gereksinimini ise çok büyük ölçüde yeni üretim düzeni karşısında rekabet edemeyerek zamanla fabrika işçisi hâline gelen geleneksel üretim düzeninin esnaf ve sanatkârları oluşturmuştur. Endüstri toplumunun yeni üretim düzeni beraberinde çalışma hayatına ilişkin yepyeni değerler getirmiştir. Endüstrileşme bir taraftan eski lonca düzenini yıkarken diğer taraftan da o düzenin gerek toplum gerekse çalışma hayatına ilişkin değerlerini de zamanla büyük ölçüde ortadan kaldırmıştır. Değerler her zaman yavaş değişir ve belirli üretim biçimlerinin ya da teknolojilerin yaygınlık kazanması her yerde aynı şekilde sonuçlanmaz. Dolayısıyla endüstri toplumuna geçiş sürecinde değerlerin değişimi de kısa sürede olmamıştır. Hatta yeni topluma geçiş sürecinde paternalist eğilimler karşısında yeni toplumun değerlerinin çalışma hayatında yerleştirilmesi amacıyla çoğu kez insanilikten uzak, son derece katı cezai müeyyidelere tanık olunmuştur. Kitle üretimi bir taraftan işin örgütlenmesini değiştirirken diğer taraftan da emeğin niteliğini ve örgütlenmesini değiştirmiştir. İşin klasik örgütlenmesi anlayışına dayanan Fordist-kitle üretimi, çiftçilikle bağlarını koparmamış, işçiliği kalıcı bir statü olarak göremeyen, eğitim ve vasıf düzeyi düşük, buna karşılık sermayeye karşı husumet duyguları oldukça güçlü işçiler dikkate alınarak oluşturulmuştur. Fordist üretim düzeninde işin örgütlenmesi, büyük ölçüde işçinin kolayca ikame edilmesini sağlayacak biçimde örgütlenmiştir. İşçiye görüşleri sorulmamıştır; sadece yukarıdan verilen emirlere harfiyen itaat etmesi istenmiştir. Kitle üretimi sürecinde işçilere mümkün olduğunca sınırlı ve mümkünse sadece tek bir işten sorumluluk verilmiştir. Görevlerin sınırları mümkün olduğunca dar tutulmaya çalışılmış dolayısıyla son derece katı, hiyerarşik ve bürokratik bir iş örgütü anlayışı altında çalıştırılmıştır. Fordist kitle üretimi felsefesinin bir sonucu olarak işçiler sadece bir işte uzmanlaşmışlardır. Eğitim düzeyinin düşük olduğu kitle üretiminde işçiden işin gerektirdiği vasıfları kazanması istenmiştir. Bunun yanı sıra klasik yönetim anlayışı içinde taraflar arasındaki gerilimin yoğunluğu ve kolektif mücadele dışında güvencesi olmayan dev fabrikalarda çalışan işçilerin mevcudiyeti kitle örgütlerinin de yükselişi için son derece uygun bir zemin hazırlamıştır. Post-endüstriyel toplumuna geçiş sürecinde son derece etkili faktörlerden birisi olan enformasyon teknolojisi aynı zamanda çalışma hayatının örgütlenmesinde de oldukça etkili olmuştur. Endüstri devrimi, bir yandan üretim ve verimlilikte büyük artışlara yol açmıştır. Diğer taraftan ise hem iç hem de dış kaynakları istismar etmiştir. İş gücü uzun saatler karın tokluğuna çalıştırılmıştır. Endüsrti devrimi sürecindeki yaşanan adaletsizliklere tepki olarak aralarında makina kırıcılarının da bulunda tepki hareketleri ortaya çıkmıştır.