
Leh mühtedisi santurî Ali Ufkî Bey'in (Alberto Bobowsky) Batı notasını ters yöne çevirerek 1650'de kaleme aldığı eser, XV. yüzyıldan kendi çağına kadar gelen pek çok Osmanlı mûsikîsi eserinin ilk yazılı me'hazıdır.
Romen prensi Dimitri Kantemir, II. Ahmed'e sunduğu 'Edvar' adlı eserinde geliştirdiği ebced nota yazısı sayesinde 350 saz eserini notaya alarak unutulmaktan kurtarmıştır.
Mehter müziğinin Avrupa'da yayılması üzerine Yeniçeri müziği tarzını (alla turca) ilk uygulayan devlet 1741 yılında Lehistan olmuş; onu Avusturya, Rusya, Prusya ve İngiltere takip etmiştir.
Yüzyıllarca Osmanlı ordusunun önünde giden ve coşku veren Orta Asya kökenli Mehterhâne, II. Mahmud tarafından 1828 yılında kaldırılarak yerine Batı tarzı Mızıka-i Hümâyun kurulmuştur.
1828'de kapatılan mehter takımı, şefi Hasan Tahsin Parsadan'ın çabalarıyla 1952 yılında önce 3, ardından kat sayıları artırılarak turistik ve sembolik bir topluluk olarak yeniden faaliyete geçirilmiştir.
1916-1931 yılları arasında faaliyet gösteren bu cemiyet, Osmanlı mûsikîsinin ilk toplu icra plaklarını doldurmuş ve hem yurt içinde hem yurt dışında ciddi konserler vermiştir.
Hanedanın en ünlü bestekârlarından biri olan III. Selim'in saray çevresi; Tanbûrî Emin, Nasır Abdülbâkî Dede ve Dede Efendi gibi isimlerin rol aldığı Osmanlı mûsikîsinin son ihtişam sahnesi olmuştur.
1895-1961 yılları arasında yaşayan Sadeddin Kaynak, klasik ve dinî mûsikî eğitiminin ardından halk müziği motiflerini ve fantezi formlarını birleştirerek Türkiye'nin ilk film müziği bestecilerinden biri olmuştur.
III. Ahmed döneminde, Osmanlı devleti daha önce savaş kaybettiği Batı ülkelerine diplomatik bir jest olarak mehter takımları hediye etmiş (1720'de Lehistan'a, 1725'te Ruslar'a), bu da Batı'da Türk müziği modasını tetiklemiştir.
Meşrutiyet sonrasında beliren resmi konservatuar ihtiyacını karşılamak amacıyla 1914 yılında Maarif Nezareti'ne bağlı olarak açılan ilk tiyatro ve müzik okuludur.