
Adam Smith 1776 yılında yayınladığı eserinde milletlerin zenginliği için işbölümü ve uzmanlaşmanın hayati önem taşıdığını savunmuş ve piyasa ekonomisinin modern anlamda ilk ilkelerini ortaya koymuştur.
Charles Babbage M.S. 1832 yılında bilimsel yaklaşım, uzmanlaşma, işbölümü, zaman ve hareket etütleri, maliyet muhasebesi ve renklerin verimlilik üzerine etkileri konusunda öncü çalışmalar yapmıştır.
Frederick Taylor'un 1911 yılında yayınladığı 'Bilimsel Yönetimin İlkeleri' (The Principles of Scientific Management) adlı eseri, yönetimin sistematik ve bilimsel olarak incelenmesinin miladı kabul edilir.
Henri Fayol uzun iş tecrübelerine dayanarak 1916 yılında 'Genel ve Endüstriyel Yönetim' kitabını yayınlamış, yönetimi 5 fonksiyona ayırmış ve başarılı yönetim için 14 temel ilke belirlemiştir.
Yönetim Süreci Yaklaşımı'na 1930'lu yıllara kadar ara verildikten sonra, 1937 yılında Luther Gulick ve Lyndal Urwick örgütsel işbölümü ve koordinasyon konularında önemli teorik katkılar sunmuştur.
Alman sosyolog Max Weber'in en tanınan akademik eserlerinden biri 'Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu'dur. Weber bu çalışmalarında rasyonel bürokrasi modelinin temellerini atmıştır.
Klasik Yönetim Düşüncesi, insan unsurunu ve dış çevre etkilerini göz ardı etmesine rağmen, basitliği ve belirsizliği azaltan varsayımları sayesinde İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar tüm yönetim uygulamalarının temelini oluşturmuştur.
Taylorizm sadece fabrikalarla sınırlı kalmamış; Moris L. Cooke bilimsel yönetimin üniversiteler ve şehircilik gibi farklı kamusal alanlarda da başarıyla kullanılabileceğini göstermiştir.