Sesli Özet
← Ünite 7

Ünite 7: Atatürk’ten Sonra Türkiye — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Atatürk’ten Sonra Türkiye. Atatürk’ün vefatından sonra İsmet İnönü, 26 Aralık 1938’de yapılan olağanüstü kurultayda 'Milli Şef' ve 'Değişmez Genel Başkan' sıfatlarını alarak iktidarını pekiştirmiştir. Bu dönemde, yaklaşan II. Dünya Savaşı'nın yarattığı olağanüstü şartlar nedeniyle devlet otoritesini tartışılmaz kılmak hedeflenmiştir. Siyasi alanda Kazım Karabekir ve Rauf Orbay gibi isimler yeniden ön plana çıkarılırken, İnönü'ye muhalif olan bazı isimler siyaset dışı bırakılmıştır. Savaşın ekonomik etkilerini yönetmek amacıyla 18 Ocak 1940'ta Milli Korunma Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun, hükümete üretimden tüketime, işçi ücretlerinden çalışma saatlerine kadar ekonominin her alanında sınırsız denetim yetkisi vermiştir. Devlet, ekilmeyen arazileri işletmeye açma ve işçilere ücretli çalışma mecburiyeti getirme gibi yetkilerle donatılmıştır. Ancak bu sıkı denetime rağmen karaborsa ve vurgunculuk önlenememiş, halk büyük bir pahalılıkla karşı karşıya kalmıştır. Savaş yıllarında haksız kazanç elde edenleri vergilendirmek amacıyla 11 Kasım 1942'de Varlık Vergisi çıkarılmıştır. Bu vergi, özellikle ticaret hayatına hakim olan gayrimüslim vatandaşları hedef almış ve ticaret piyasasındaki Türk varlığını artırma aracı olarak kullanılmıştır. Aynı dönemde tarım ürünlerinden alınan Toprak Mahsulleri Vergisi ve büyük toprak sahiplerini huzursuz eden Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, toplumsal ve siyasi dengeleri sarsmıştır. Eğitim alanında ise 17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri kurulmuştur. İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel'in öncülüğünde kurulan bu okullar, köy çocuklarını eğiterek köylünün üretimini bilinçli yapmasını ve köyden kente göçün engellenmesini amaçlamıştır. Ancak bu enstitüler, uygulanan eğitim modeli ve yerleşik geleneksel yapıyla çatışması nedeniyle ilerleyen yıllarda yoğun tartışmaların odağı haline gelmiştir. II. Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye, dış politikada Batı lehine bir tercih yaparak çok partili demokratik hayata geçiş sürecini başlatmıştır. İsmet İnönü, 1 Kasım 1945'teki Meclis açış konuşmasında sistemin tek eksiğinin bir muhalefet partisi olduğunu vurgulamıştır. Bu süreçte CHP içinden ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan 'Dörtlü Takrir'i vererek 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi (DP) kurmuşlardır. 12 Temmuz 1947 Beyannamesi, Türk demokrasi tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. İnönü bu beyanname ile cumhurbaşkanı olarak iktidar ve muhalefet arasında tarafsız kalacağını ilan etmiş ve çok partili hayatı bir 'devlet meselesi' olarak kabul etmiştir. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle 'Beyaz İhtilal' gerçekleşmiş ve DP %53 oy alarak 27 yıllık tek parti dönemine son vermiştir. Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes ise Başbakan olmuştur. DP iktidarının ilk yıllarında tarımda makineleşme ve uygun iklim şartlarıyla ekonomik bir refah dönemi yaşanmıştır. Ancak 1954'ten sonra ekonomik bozulmalar ve hükümetin muhalefete karşı sertleşen tutumu gerginliği artırmıştır. Vatan Cephesi'nin kurulması, Tahkikat Komisyonu'nun oluşturulması ve üniversite öğrencilerinin protestoları süreci 27 Mayıs 1960 askeri darbesine götürmüştür. DP döneminde din ve siyaset ilişkisi en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Ezanın yeniden Arapça okunması kabul edilmiş, okullarda din dersleri müfredata dahil edilmiştir. Ancak DP, aşırı sağ ve irticai faaliyetlere karşı da 'Atatürk'ü Koruma Kanunu'nu çıkarmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde Halkevleri ve Köy Enstitüleri kapatılarak yerlerine farklı kültürel yapılar ikame edilmeye çalışılmıştır. 27 Mayıs 1960'ta Milli Birlik Komitesi yönetime el koymuş, DP yöneticileri Yassıada'da yargılanmıştır. 1961 Anayasası ile Türkiye'de daha özgürlükçü bir dönem başlamış, Anayasa Mahkemesi ve Cumhuriyet Senatosu gibi kurumlar oluşturulmuştur. Ancak ordu içindeki huzursuzluklar Talat Aydemir'in darbe girişimlerine yol açmış, siyasi istikrar tam olarak sağlanamamıştır. 1960'lı yılların sonunda üniversitelerde sağ-sol çatışmaları ve öğrenci olayları tırmanışa geçmiştir. Amerikan karşıtlığı ve ekonomik hoşnutsuzluklar orduyu yeniden müdahaleye zorlamış ve 12 Mart 1971 Askeri Muhtırası verilmiştir. Bu dönemde Nihat Erim başkanlığında teknokratlar hükümeti kurulmuş, anarşiyi önlemek amacıyla sıkıyönetim ilan edilmiştir. 1970'li yıllar Türkiye için koalisyonlar ve ekonomik krizler dönemidir. Bülent Ecevit önderliğindeki CHP ile Necmettin Erbakan'ın MSP'si arasındaki koalisyon döneminde 1974 Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştirilmiştir. Harekat sonrası uygulanan ambargolar ekonomiyi '70 cente muhtaç' hale getirmiş, kuyruklar ve karaborsa yeniden hortlamıştır. Siyasi cinayetlerin ve mezhep çatışmalarının (Maraş, Çorum olayları) tırmandığı, devlet otoritesinin sarsıldığı bu süreçte, 24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonomik bir dönüşüm hedeflenmiş ancak toplumsal kaos durdurulamamıştır. Nihayetinde 12 Eylül 1980'de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koyarak parlamentoyu feshetmiş ve tüm siyasi partileri kapatmıştır.