Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Büyüme, bireyin fiziksel yapısında yaşa bağlı olarak meydana gelen nicel değişimleri ifade eder. Çocuk gelişiminin sağlıklı bir şekilde izlenebilmesi ve normalden sapmaların erken dönemde belirlenebilmesi için büyüme ölçümlerinin düzenli yapılması kritik bir öneme sahiptir. Büyümenin değerlendirilmesinde vücut ağırlığı, boy uzunluğu, baş çevresi ve vücut bölümlerinin birbirine oranları temel ölçütler olarak kullanılmaktadır.
Çocuk hekimleri ve gelişim uzmanları, çocukların büyüme düzeylerini değerlendirmek için standart büyüme eğrilerini ve yüzdelik (persantil) dilimleri kullanırlar. Örneğin, Türkiye'deki çocukların fiziksel gelişimini izlemek amacıyla Neyzi ve arkadaşları (2008) tarafından geliştirilen 'Türk Çocuklarının Boy Uzunluğu Yüzdelik Değerleri' tablosu referans alınmaktadır. Bu tablolarda %3, %10, %25, %50, %75, %90 ve %97'lik dilimler yer alır. %50 değeri ortalama gelişim düzeyini gösterirken, %3'ün altı veya %97'nin üstü değerler gelişimsel bir sapmaya işaret edebilir.
Büyüme ölçümlerinde ortaya çıkan sapmalar, çocuğun iskelet, kas veya sinir sisteminde organik bir soruna ya da yetersiz beslenme gibi çevresel faktörlere işaret edebilir. Örneğin, boy uzunluğundaki artışın normal sınırların çok altında kalması cücelik veya büyüme hormonu eksikliği gibi durumların habercisi olabilir. Bu nedenle, çocukların periyodik olarak ölçülmesi ve elde edilen verilerin standart tablolarla karşılaştırılarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Motor sözcüğü hareket anlamına gelmekte olup, hareketi etkileyen tüm biyolojik ve mekanik faktörlerin temelini oluşturur. Motor gelişim ise, fiziksel büyümeye ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın istemli biçimde hareketlilik kazanması, yaşam boyunca hareketlerin ve temelinde hareket olan becerilerin değişim ve gelişim sürecidir. Motor gelişim, rastgele değil, belirli biyolojik kurallar çerçevesinde ve tahmin edilebilir bir sıra izleyerek gerçekleşir.
Motor gelişim üç temel gelişimsel ilke doğrultusunda gerçekleşir: Baştan ayağa doğru gelişim, merkezden dışa doğru gelişim ve genelden özele doğru gelişim. Baştan ayağa gelişim ilkesine göre, kontrol önce başa yakın kaslarda (baş ve boyun kontrolü) başlar, daha sonra bacaklara yakın kaslara doğru ilerler. Merkezden dışa gelişim ilkesine göre, kontrol önce bedenin merkezindeki büyük kas gruplarında (gövde kontrolü) gerçekleşirken, daha sonra uç kısımlardaki kaslara (eller ve parmaklar) doğru yayılır. Genelden özele gelişim ilkesine göre ise, çocuk önce kaba ve geniş vücut hareketlerini yaparken, zamanla ince ve özel kas becerilerini kazanır.
Bu ilkelerin somut yansımaları bebeklerin günlük hareketlerinde açıkça gözlenir. Bebekler yürümeyi öğrenmeden önce oturmayı başarırlar (baştan ayağa). Bir nesneye uzanırken önce omuz ve kollarını bir bütün olarak kullanırlar, daha sonra ellerini ve parmaklarını devreye sokarlar (merkezden dışa). Benzer şekilde, bir nesneyi önce avuçlarının bütünüyle kaba bir şekilde kavrarken, olgunlaştıkça sadece parmak uçlarını kullanarak hassas bir şekilde tutabilirler (genelden özele).
Motor gelişimde en önemli kavram 'motor beceri'dir. Motor beceri; öğrenilmiş, hedefe yönelik, bir ya da birden fazla vücut parçasının hareketi veya istemli hareket görevidir. Alan yazında motor beceriler farklı ölçütlere göre sınıflandırılmaktadır. Bunlar: Hareketin boyutuna ve kapsamına göre, hareketin gerçekleştiği zamana göre, hareketin gerçekleştiği ortama göre ve hareketin amacına göre sınıflandırmalardır.
Hareketin boyutuna ve kapsamına göre motor beceriler kaba motor beceriler (büyük kas becerileri) ve ince motor beceriler (küçük kas becerileri) olarak ikiye ayrılır. Kaba motor beceriler; oturma, emekleme, yürüme, koşma, zıplama gibi vücudun büyük kas hareketlerini ve genel denge dinamiğini içerir. İnce motor beceriler ise; çıngırağı tutma, çizgi çizme, kağıt kesme, çivi takma gibi gözlerin ve ellerin küçük kaslarındaki koordineli hareketleri kapsar.
Hareketin amacına göre motor beceriler ise denge becerileri, yer değiştirme becerileri ve manipülasyon becerileri olarak üç grupta ele alınır. Denge becerileri, vücudun durağan kalmasını sağlayan oturma, kalkma, eğilme ve dönme gibi hareketlerdir. Yer değiştirme becerileri, vücudun bir noktadan başka bir noktaya taşınmasını sağlayan yürüme, koşma, atlama ve zıplama gibi eylemlerdir. Manipülasyon becerileri ise, bir nesneden kuvvet almayı veya nesneye kuvvet uygulamayı gerektiren nesne fırlatma, top yakalama ve topa ayakla vurma gibi becerileri ifade eder.
Motor gelişim dönemlerinin ilki, rahim içi (intrauterin) dönemde başlayıp bir yaşa kadar devam eden refleksif hareketler dönemidir. Refleksler, dışarıdan gelen bir uyarana karşı organizmanın gösterdiği istemsiz ve otomatik tepkilerdir. Yeni doğan bebeklerde merkezi sinir sistemi henüz tam olarak olgunlaşmadığı için, refleksler bebekler için hayati öneme sahip doğal korunma ve beslenme mekanizmalarıdır.
Bu dönemdeki refleksler; ilkel refleksler, duruşa ilişkin refleksler ve yinelenen hareketler olmak üzere üç alt başlıkta incelenir. İlkel refleksler beslenme ve korunma işlevine sahiptir. Moro (irkilme), arama, emme, yakalama, babinski ve tonik boyun refleksleri en yaygın ilkel reflekslerdir. Örneğin, arama ve emme refleksleri beslenmeyi doğrudan sağlarken; moro refleksi düşmekten korunmayı hedefler. Bu reflekslerin gelişimsel süreçte zamanında ortaya çıkması ve beklenen aylarda kaybolarak yerini istemli hareketlere bırakması sağlıklı bir sinir sisteminin göstergesidir.
Duruşa ilişkin refleksler ise bebeğin dik pozisyona gelmesini sağlar ve ilerideki istemli hareketlerin temelini oluşturur. Labirent doğrulma, çekme, paraşüt, emekleme, adımlama ve yüzme refleksleri bu gruptadır. Yinelenen hareketler ise, bebeklerin istemli davranışlar başlamadan önce baş, gövde ve bacaklarıyla yaptıkları ritmik sallanma ve tekmeleme gibi hareketlerdir. Reflekslerin hiç alınamaması, asimetrik olması veya kaybolması gereken dönemden sonra da devam etmesi nörolojik bir hasarın belirtisi olabilir.
Doğumdan başlayıp iki yaşa kadar devam eden ilkel hareketler dönemi, bebekte istemli hareketlerin ilk kez ortaya çıktığı ve kontrol altına alındığı kritik bir evredir. Bu dönemde kazanılan beceriler denge, yer değiştirme ve manipülasyon becerileri olmak üzere üç ana kategoride gelişim gösterir. Denge becerilerinin temelini baş-boyun kontrolü, gövde kontrolü, oturma ve ayakta durma oluşturur.
Bebek yer çekimine karşı ilk mücadelesini baş ve boyun kontrolü ile verir. Birinci ayın sonunda başını tutmaya başlayan bebek, dördüncü ayda otururken başını tamamen sabit tutabilir. Gövde kontrolünün gelişmesiyle birlikte dönme hareketleri başlar ve sekizinci ayda yüzüstü yatarken tamamen sırtüstü dönebilir. Oturma becerisi ise yedinci ayda bağımsız hale gelir. Bebek artık ellerini kendini desteklemek için değil, çevresindeki nesnelerle oynamak için kullanmaya başlar. On ikinci ay civarında ise bebek 10 saniye boyunca desteksiz ayakta durabilir hale gelir.
Yer değiştirme becerilerinde sürünme (yaklaşık 6. ay), emekleme (8-9. ay) ve bağımsız yürüme (12-15. ay) sırasıyla gerçekleşir. Manipülasyon becerilerinde ise uzanma, yakalama ve bırakma eylemleri gelişir. Dördüncü ayda el-göz koordinasyonunun kurulmasıyla başlayan uzanma, zamanla tek elle yapılan hassas bir harekete dönüşür. Dokuzuncu aydan itibaren bebek nesneleri bir kabın içine koyma ve bırakma becerilerini kazanarak ince motor gelişimini hızlandırır.
Yaşamın ikinci yılından başlayıp yedi yaşına kadar süren temel hareketler dönemi, çocukların ilkel hareket becerilerini geliştirdikleri, çeşitlendirdikleri ve çevrelerini keşfetmek için etkin bir şekilde kullandıkları dönemdir. Bu dönem kendi içinde başlangıç evresi (2-3 yaş), şekillenme evresi (3-5 yaş) ve ustalaşma evresi (5-7 yaş) olmak üzere üç gelişimsel basamağa ayrılır.
Yer değiştirme becerileri kapsamında koşma, atlama, sekme, zıplama ve tırmanma hareketleri bu dönemde olgunlaşır. İlk koşu girişimleri hızlı yürüme şeklindeyken, 3-4 yaşlarında kolların ritmik katılımıyla gerçek koşu ortaya çıkar. Atlama becerisinde ise çocuk önce yüksekten aşağıya, ardından ileriye doğru çift ayakla atlamayı öğrenir. Sekme ve zıplama gibi yüksek düzeyde denge ve koordinasyon gerektiren beceriler ise oyunların ve dansların temelini oluşturarak bu dönemde ustalık seviyesine ulaşır.
Manipülasyon becerilerinde atma, yakalama ve ayakla vurma eylemleri gelişir. Atma becerisi başlangıçta sadece kolun bükülüp açılmasıyken, zamanla gövdenin dönmesi ve ağırlığın aktarılmasıyla 6-7 yaşlarında ustalık kazanır. Yakalama becerisinde çocuk ilk başta topu gövdesine sıkıştırarak tutarken, ilerleyen yaşlarda sadece ellerini ve parmaklarını kullanarak gelen nesnenin hızına göre konumlandırır. Ayakla vurma becerisi ise 2-3 yaşlarında sabit topa vurma ile başlar, 3-4 yaşlarında koşarak topa vurma şeklinde gelişir.
Motor gelişim, biyolojik ve çevresel birçok faktörün karmaşık etkileşimi altında şekillenir. Bu faktörlerin başında kalıtım, cinsiyet, çevresel yoksunluk, prematüre veya düşük doğum ağırlıklı doğmak, kültürel farklılıklar, beslenme bozuklukları ve süreğen hastalıklar gelir. Örneğin, erkek çocuklar koşma, atlama ve atma gibi kaba motor becerilerde daha erken ustalaşırken; kız çocuklar sekme, zıplama ve yakalama becerilerinde daha avantajlıdır. Çevresel yoksunluk ise çocukların hareket alanlarının kısıtlanması nedeniyle motor becerilerin kazanılma hızını ve sırasını olumsuz etkileyebilir.
Motor gelişimin beklenen sıra ve hızın dışında, alışılmışın dışında örüntüler sergilemesine 'atipik motor gelişim' adı verilir. Atipik gelişimin belirlenmesinde büyüme ölçümleri (boy, kilo, baş çevresi) ve reflekslerin değerlendirilmesi hayati önem taşır. Örneğin, Moro refleksinin dördüncü aydan sonra veya tonik boyun refleksinin altıncı aydan sonra devam etmesi ciddi nörolojik sorunların işareti olabilir. Gelişimsel riskleri belirlemek amacıyla Denver-II, AGTE ve GEÇDA gibi standart gelişimsel tarama testleri uygulanmaktadır.
Farklı yetersizlik türleri de motor gelişimi doğrudan etkiler. Görme yetersizliği olan çocuklar, görsel uyaran eksikliği nedeniyle nesneye uzanma, sürünme ve yürüme gibi becerileri daha geç kazanırlar. Zihinsel yetersizliği olan çocuklarda ise büyüme hızı yavaş olup, özellikle Down sendromlu çocuklarda kasların gevşek ve eklemlerin aşırı esnek olması (hipotoni) baş kontrolü, oturma ve yürüme gibi temel motor aşamaları geciktirir. Beden yetersizliği olan çocuklarda ise beyin, omurilik veya kas sistemindeki hasarlar nedeniyle denge, duruş ve yürüyüş bozuklukları yaygın olarak gözlenir.