Eğitim bilimi alanını sistemli bir bütünlük içinde ele almayı amaçlayan Eğitim Bilimine Giriş dersinde, işe temel kavramların açıklığa kavuşturulmasıyla başlanması bir gerekliliktir. Eğitimle ilgili temel kavramların açıklığa kavuşturulması; eğitimin temellerini, ilişki ve yöntemlerini kavramada, kendi eğitim sistemimizin yapısını ve süreçlerini yorumlamada kolaylık sağlayacaktır. Sosyal bilimlerde bir kavramı tam ve eksiksiz tanımlama olanağı yoktur. Ancak önemli olan, eksiksiz bir tanım yapmak değil, kavrama içerdiği anlamı yüklemektir. İnsanoğlu var olduğu andan itibaren yaşamını sürdürebilmek için çevresiyle girdiği etkileşim sonucu birtakım bilgi, beceri, tutum ve değerler edinmiş; bunları toplumdaki öteki bireylere de aktarmaya başlamıştır. Böylelikle ilkel toplumlarda bile bireyler, bu etkileşim sonucunda ailelerinden, çevrelerinden birçok şey öğrenmişlerdir. O halde öğrenmenin oluştuğu her durumda, bir eğitim sürecinden söz etmek olanaklıdır. Bu nedenle eğitim, biyo-kültürel ve sosyal bir varlık olan insanın varoluşundan bu yana olagelmiştir ve insanoğlu var olduğu sürece de var olacaktır. Eğitim, insanın doğumuyla başlayıp yaşamı boyunca devam eden bir süreçtir. Bu süreçte bireylere birtakım bilgi, beceri, tutum ve değerler kazandırılır. Bunun sonucunda da bireylerde gözlenebilen birtakım davranış değişiklikleri meydana gelir. Örneğin markete gittiğinde kasiyerin verdiği para üstünün doğru olup olmadığını bilmeden eve dönen bir çocuğun, basit aritmetik işlemlerini öğrendikten sonra aldığı para üstünü sayarak doğru olup olmadığını anlayabilecek düzeye geldiği gözlenebilir. Böylece bireyde davranış değişikliği kendi yaşantıları yoluyla meydana gelir. Her toplum, varlığını sürdürebilmek için kendi kültürünün özelliklerini yeni kuşaklara aktarır. Toplumun, bireyleri kendi kültürünün istek ve beklentilerine uyum sağlayacak biçimde yetiştirmesine 'kültürleme' denmektedir. Başka bir deyişle kültürleme, kültürel değerlerin bireye aktarılması sürecidir. Bu süreç ailede, sokakta, iş yerinde, arkadaş çevresinde, okulda vb. pek çok yerde bilinçli ya da bilinçsiz oluşan öğrenmeleri kapsar. İlkel ya da ilkele yakın toplumlarda, kültürün içeriği basit olduğundan, bireylerin günlük yaşantı içerisinde kültürün tüm özellikleri ile etkileşim kurması ve onu edinmesi doğal bir süreçti. Ancak toplumların giderek daha karmaşık bir yapıya kavuşması ve kültürel içeriğin hızla artması sonucu, bireyin günlük yaşam içerisinde doğal bir süreç olarak kültürün tüm ögeleriyle etkileşime girmesi ve onları bu doğal süreç içerisinde edinmesi olanaksız hale gelmiştir. Bu nedenle toplumlar, yetişmekte olan genç kuşakların kültürün evrensel ve toplumsal süreklilik açısından gerekli olan yönleri ile etkileşime girebilecekleri uygun ortamlar düzenleyerek kültürleme etkinliğini amaçlı olarak gerçekleştirmeye başlamışlardır. Kültürlemenin amaçlı olarak yapılması eğitimdir. Bu nedenle eğitim, 'kasıtlı kültürleme süreci' olarak da tanımlanmaktadır. Eğitim tanımları içinde 'Bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme süreci' tanımı, eğitimciler arasında genel kabul görmektedir. Eğitim tanımlarına bakıldığında üç temel özelliğin vurgulandığı göze çarpmaktadır: Eğitimin bir süreç oluşu, eğitim sonucunda bireyde davranış değişikliğinin oluşması ve davranış değişikliğinin bireyin yaşantıları sonucunda oluşmasıdır. Eğitimin genel işlevleri ise bireyin topluma, toplum dinamiklerine uyumuna yardım etmek ve bireyde var olan yeti ve yeteneklerin üst sınırına kadar gelişmesini sağlamaktır. Eğitimin toplumsal, siyasal, bireysel ve ekonomik olmak üzere dört işlevi bulunmaktadır. Eğitimin değişik zamanlarda, değişik ortamlarda ve değişik biçimlerde gerçekleşen bir süreç olduğu belirtilmişti. Bu süreç içinde kimi eğitim etkinlikleri kendiliğinden oluşan ve gelişigüzel, kimileri ise amaçlı ve planlı gerçekleştirilen etkinliklerdir. İşte eğitim süreçleri, kendiliğinden ya da amaçlı olarak oluşmasına göre formal ve informal eğitim olarak adlandırılır. İnformal eğitim, yaşam içinde kendiliğinden oluşan bir süreçtir. Kişi, karşılaştığı durum ve içinde bulunduğu toplumun diğer üyeleriyle etkileşime girdiğinde farkında olmadan bir şeyler öğrenir. Bu nedenle informal eğitimin, bireyin doğumundan ölümüne değin ailede, sokakta, okulda, iş yerinde ve kitle iletişim araçları yoluyla yaşamın her alanında gerçekleştiği söylenebilir. O halde informal eğitim, 'her an, her yerde, bir plana bağlı olmaksızın yapılan eğitim etkinlikleri' olarak tanımlanabilir. İnformal eğitimde bireyin öğrenmesi, gözlem ve taklit yoluyla gerçekleşir. Örneğin köyde yaşayan bir çocuk; tarlayı nasıl süreceğini, nasıl ekip biçeceğini, hayvanların bakımını nasıl yapacağını büyüklerini gözleyerek ve onların davranışlarını taklit ederek öğrenir. Yine bir berber çırağı, ustasının yaptıklarını gözleyip onu taklit ederek nasıl saç keseceğini öğrenir. İnformal eğitim sürecinde bireyler, doğru ve istenen davranışların yanı sıra yalan söylemek, sigara içmek, şiddete başvurmak, küfretmek, kopya çekmek gibi olumsuz davranışlar da kazanabilmektedirler. Çünkü bu eğitim süreci; plansız, kontrolsüz ve amaçsız olarak gerçekleşmektedir. Toplumlar büyüdükçe ve geliştikçe informal eğitim süreci yetersiz kalmış ve planlı eğitim gereksinimi doğmuştur. Planlı eğitim gereksinimini karşılamak amacıyla da okullar kurulmuştur. İşte okullar, bireylerde informal eğitim sonucunda oluşabilecek istenmeyen davranışların edinilmesini önleme çabası içinde olan kurumlardır. Okullarda ya da kurumlarda bir plan ya da program dahilinde gerçekleştirilen eğitime formal eğitim denmektedir. Formal eğitim amaçlıdır; önceden hazırlanan bir program çerçevesinde, planlı olarak ve öğretim yoluyla gerçekleştirilir. Eğitim süreci, öğretmen tarafından planlanır, uygulanır ve değerlendirilir. Böylece bireylerin davranışları önceden belirlenmiş amaçlar doğrultusunda değiştirilmeye çalışılır. Okul dışında değişik alanlarda bireyleri mesleğe hazırlamak ve meslekte iken ilerlemesini sağlamak amacıyla yapılan etkinlikler, açılan kurslar, orduda asker yetiştirme formal eğitime örnek olarak verilebilir. Bu tür eğitimin okulda yapılan eğitimden farkı; gereksinime dönük, kısa süreli olması, belli konularla sınırlandırılması ve eğitim talep eden bireylerin yaşa göre gruplandırılmamasıdır. Formal eğitim süreci, okulda ve okul dışında gerçekleştirilmesine göre örgün ve yaygın eğitim olarak adlandırılmaktadır. Örgün eğitim, belli bir yaş grubundaki ve aynı düzeydeki bireylere, amaca göre hazırlanmış eğitim programları yoluyla okul çatısı altında düzenli olarak yapılan eğitimdir. Örgün eğitim; okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimi içine alır. Örgün eğitim, aşamalılık ve süreklilik gösteren bir süreçtir. Her öğretim basamağı bir sonrakine temel oluşturur ve bir eğitim basamağını başarıyla tamamlayamayan bir öğrenci, bir üst basamağa geçemez. Yaygın eğitim ise örgün eğitim sistemi içine hiç girmemiş, bu sistemin herhangi bir basamağında bulunan ya da bu basamaklardan birinden ayrılmış olan kişilere ilgi ve gereksinimleri doğrultusunda yapılan eğitimdir. Halk eğitim merkezlerinde çeşitli konularda açılan kurslar, resmî ve özel kurumlarda, iş yerlerinde düzenlenen hizmetiçi eğitim etkinlikleri bu kapsama girmektedir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği, öğrenme yeteneğine sahip olmasıdır. Çok sınırlı sayıda davranışla (emme, ağlama vb.) dünyaya gelen insan, çevresiyle girdiği etkileşim sonucunda kısa bir süre içinde pek çok davranış göstermeye başlar. Bu davranışların büyük bir kısmı öğrenme ürünü olan davranışlardır. Öğrenme, değişik biçimlerde tanımlanmakla birlikte pek çok eğitimci öğrenmeyi 'yaşantı ürünü ve nispeten kalıcı izli davranış değişikliği' olarak tanımlamaktadır. Öğrenme sonucunda insanlar; bilgi, beceri, tutum ve değerler kazanırlar. Öğrenmenin varlığı, genelde şu ölçütlere dayalı olarak incelenmektedir: Öğrenme sonucunda davranışlarda gözlenebilir bir değişme olması, bireyin davranışındaki değişikliğin nispeten kalıcı izli olması ve bireydeki davranış değişikliğinin yaşantı ürünü olmasıdır. Davranış değişikliği üç biçimde olabilir: Bireyin hiç göstermediği bir davranışı göstermeye başlaması, bireyin kendinde var olan bir davranışı geliştirmesi ve bireyin daha önce yanlış öğrendiği bir davranışı değiştirmesi. Bireyin davranışlarındaki her değişim öğrenme olarak yorumlanamaz. Çünkü biz kimi davranış ve tepkilerimizi doğuştan getiririz. Nefes alıp vermek, göz kırpmak gibi davranışlar buna örnektir. Kimi zaman davranışlarımızda meydana gelen değişiklikler, öğrenme ile değil büyüme ve olgunlaşma ile ilgili olabilir. Örneğin insan ve hayvanların boy ve ağırlıklarında meydana gelen değişiklikler, kuşların uçabilir, insanların yürüyebilir hale gelmesi gibi. Kimi zaman da yorgunluk, alışkanlık, ilaç ya da alkol alma gibi nedenlerle davranışlarımızda meydana gelen değişiklikler de öğrenme sonucu oluşmaz. Bu durumlarda, davranışlarımızdaki değişiklikler geçici olarak meydana gelmektedir. Öğrenme süreci genellikle kendiliğinden öğrenme ve yönlendirilmiş öğrenme olmak üzere iki biçimde gerçekleşmektedir. Bireyin kendi kendine gerçekleştirdiği bir eylem sonucunda meydana gelen davranış değişikliği, kendiliğinden öğrenmedir. İnsanın günlük yaşantısında gerçekleştirdiği davranışların pek çoğu kendiliğinden öğrenme ürünüdür. Bu öğrenme biçimi, kasıtlı ya da kasıtsız olarak gerçekleşebilir. Ancak öğrenmeyi sağlayıcı yaşantılar kişinin kendisi tarafından oluşturulur. Örneğin çocuk; biberin acı olduğunu tadarak, sobanın sıcak olduğunu dokunarak öğrenebilir. Çocuk, evcilik oyununda annelik davranışlarını annesinin kendisine olan davranışlarını gözleyip öğrendiği davranışları taklit ederek sergileyebilir. Bu durumda kendiliğinden öğrenme; duyu organları aracılığıyla, deneme yanılma yoluyla ya da gözlemleme ve model alma yoluyla gerçekleşebilir. Yönlendirilmiş öğrenmede ise öğrenmeyi sağlayacak bir başka kişi ya da aracın varlığı söz konusudur. Yönlendirilmiş öğrenme, öğretme etkinliklerinin sonucunda oluşur. Sınıf içinde gerçekleşen öğrenmeler ya da televizyon, gazete, kitap gibi kitle iletişim araçlarıyla gerçekleşen öğrenmeler yönlendirilmiş öğrenme biçimine birer örnektir. En geniş anlamıyla öğretme, öğrenmeyi sağlama etkinlikleri olarak tanımlanabilir. Daha kapsamlı bir tanımla öğretme, 'öğrenmenin kolaylaştırılması, öğrenmeye rehberlik edilmesi, öğrenene öğrenmeyi gerçekleştirmesinde yardımcı olunması sürecidir'. Günlük yaşam içinde bireye bir şeyler öğrenmesini sağlayacak çeşitli yaşantılar, ailede anne-baba, akran gruplarında arkadaşlar tarafından ya da kitle iletişim araçları aracılığıyla sunulmaktadır. Örneğin, bir kız çocuğuna yemek yapması annesi tarafından, bilmediği bir oyunun kuralları arkadaşları tarafından ya da sigaranın zararları televizyondaki bir program aracılığıyla öğretilebilir. Birey, kişi ya da araçlarla etkileşime girerek davranışlar kazanır ya da var olanları değiştirir, geliştirir. Ancak bu yollarla birey, istendik davranışların yanı sıra doğru olmayan davranışları da kazanabilir. Öğretme ve öğrenme kavramları genellikle bir arada kullanılmaktadır. Bu, bize iki kavram arasında birebir ilişki olduğunu göstermektedir. Öğretme etkinliğinin, genelde öğrenme ile sonuçlanması beklenir; ancak öğretme etkinliği olmadan da öğrenme gerçekleşebileceği gibi, her öğretme etkinliği öğrenmeyle sonuçlanmayabilir. Öğretme-öğrenme etkinliklerinin önceden saptanan amaçlar doğrultusunda düzenlendiği yerler genellikle eğitim kurumlarıdır. Eğitim kurumlarında planlı, kontrollü ve örgütlü olarak gerçekleştirilen etkinliklere ise öğretim denmektedir. Daha geniş bir tanımla öğretim, 'bireyin yaşam boyu süren eğitiminin okulda, planlı ve programlı olarak yürütülen kısmıdır'. Bu, birey açısından dile getirildiğinde öğrenim olmaktadır. Eğitim ile öğretim çoğu zaman birbiri yerine kullanılmakta ve anlamları da birbirine karıştırılmaktadır. Ancak öğretim, daha kapsamlı olan eğitimin alt kesimlerinden biridir. Eğitim zaman ve mekân yönünden kapsamlı, sürekli ve çok boyutludur. Öğretim planlı ve programlıdır. Bu yönüyle öğretimde tüm öğrenme yaşantılarının eğitsel olması temeldir. Oysa eğitimde bilgi dahil her türlü yaşantı üzerinde durulur ve öğrenme yaşantıları eğitsel olmayabilir. Öte yandan gerek eğitim gerekse öğretim; süregeldiği toplumun sosyal, kültürel, siyasal ve ekonomik olgularından etkilenir. Her iki kavram da yerel, ulusal ve uluslararası özellik taşır. Öğretim etkinliklerinin dört temel ögesi; amaçlar (hedefler), içerik, öğretme-öğrenme süreci (eğitim durumları) ve değerlendirmedir. Amaçlar (hedefler), öğretim etkinliği sonunda bireyde gözlenmesi beklenen davranışları ifade eder. Amaçlar; içeriğin seçimine, eğitim durumlarının hazırlanmasına ve değerlendirmeye rehberlik eder. Öğretim sürecinde öğrencilere kazandırılacak bilgi, beceri ve tutumlar içeriği oluşturur. İçeriğin seçimi ve düzenlenmesinde gerek başlangıçta belirlenen amaçlara gerekse öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerine uygun olmasına dikkat edilir. Öğrencilerin amaçlara ulaşmaları için geçirmeleri gereken öğrenme yaşantılarını sağlayacak dış koşulların düzenlenmesine öğretme-öğrenme süreci denir. Bu koşulların düzenlenmesinde uygun strateji, yöntem, teknik ve araç-gereçlerden yararlanılır. Değerlendirme ise öğrencilerin hedeflere ne ölçüde ulaştıklarının saptanmasıdır. Öğretim sürecinde öğrenmenin sağlanabilmesi, öğretim sırasında şu noktaların dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır: Öğretimde öğrenenin kavrama gücü dikkate alınmalıdır. Uyarılan bir insan, uyarılmayana göre daha kolay öğrenir. Uyarımın ölçülü olmasına dikkat edilmelidir. Çok şiddetli uyarım (aşırı korku, kaygı vb.) duygusal dengeyi bozacağından, öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler. Ödüllendirme ile kontrol edilen öğrenme, genelde cezalandırma ile kontrol edilen öğrenmeye oranla daha etkin olur. Bireyin kendi içinden gelen uyarım, dıştan verilen uyarıma oranla daha etkili öğretim sağlar. Öğretimde temel olan, başarıdır. Öğretimde amaçların bireyler için gerçekçi olması gerekir. Öğrenmede geçmiş yaşantıların önemli bir yeri vardır. Birey, öğretim sürecine etkin olarak katılırsa daha kolay öğrenir. Bireye göre anlamlı olan konular, anlamsız ve anlaşılması zor olan konulara oranla daha kolay öğrenilir. Becerilerin iyi öğrenilmesinde tekrarlanan alıştırmaların yerini hiçbir şey tutamaz. Birey, öğrenme yaşantıları arasındaki ilişkileri kendi bulur ve yeni durumlara uygulama deneyimi kazanırsa öğrendiği şeyleri başka konulara transfer etmesi kolaylaşır. Uzun süre hatırlanması istenen konular için ayrı zamanlarda ara sıra yapılan hatırlatmalar yararlı olmaktadır.