Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Eğitim, bireyde kendi yaşantıları yoluyla kasıtlı olarak istendik yönde davranış değişikliği meydana getirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte kazandırılması hedeflenen davranışların, bireyin içinde yaşadığı toplumun değerlerine ve beklentilerine uygun olması gerekir. Psikoloji ise insan davranışlarını ve bu davranışların altında yatan zihinsel süreçleri bilimsel yöntemlerle inceleyen bir bilim dalıdır.
Bireyde istendik davranışları en etkili ve kalıcı şekilde oluşturabilmek için eğitimin, psikoloji biliminin ortaya koyduğu yasa, ilke ve bulgulardan yararlanması kaçınılmazdır. Davranışların nasıl oluştuğu, hangi koşullarda pekiştiği veya söndüğü gibi temel soruların yanıtları psikoloji biliminin sınırları içinde yer alır. Bu bağlamda eğitim ve psikoloji, insan davranışını odağa alan iki disiplin olarak sıkı bir etkileşim içindedir.
Eğitim psikolojisi, bu iki disiplinin kesişim noktasında doğmuş uygulamalı bir bilim dalıdır. Gelişim ve öğrenme ilkelerini temel alarak, eğitim ortamlarının en verimli şekilde düzenlenmesini ve öğretme-öğrenme süreçlerinin optimize edilmesini amaçlar. Başlangıçta psikolojinin basit bir uygulama alanı olarak görülse de günümüzde kendine özgü kuramları, araştırma yöntemleri ve sorun alanları olan bağımsız bir disiplin olarak gelişimini sürdürmektedir.
Eğitimin insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi olmasına rağmen, bir bilim dalı olarak ele alınması oldukça yenidir. İlk çağlarda Sokrates, Platon ve Aristo gibi düşünürler zihin, duygu ve beden gelişiminin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini savunmuşlardır. Türk-İslam dünyasında ise Farabi ahlaki davranış kazandırmanın önemine değinirken, İbn-i Sina çocukların ilgi ve yeteneklerine göre eğitilmesi gerektiğini, baskıcı olmayan yöntemlerin ve araç-gereç kullanımının önemini vurgulamıştır.
Avrupa'da Rönesans ve Aydınlanma hareketleriyle birlikte eğitimde modern yaklaşımlar ortaya çıkmıştır. 16. yüzyılda Erasmus eğitimde cezaya karşı çıkmış, 17. yüzyılda Comenius öğretim programlarının çocukların gelişim özelliklerine göre düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. John Locke ise insan zihnini boş bir levhaya (tabula rasa) benzeterek ezberciliğe karşı çıkmış ve yaşantılar yoluyla öğrenmenin önemini belirtmiştir. 18. yüzyılda Pestalozzi yaparak ve yaşayarak öğrenmeyi savunurken, Herbart eğitim psikolojisinin kuramsal temellerini atan ilk düşüncelerini paylaşmıştır.
19. ve 20. yüzyıllarda psikolojinin felsefeden ayrılmasıyla süreç hızlanmıştır. Wilhelm Wundt kurduğu ilk psikoloji laboratuvarı ile deneysel psikolojiyi başlatırken, William James psikoloji bulgularının sınıfta uygulanması gerektiğini savunmuştur. Stanley Hall ve Francis Galton bireysel farklılıkların ölçülmesine yönelik test çalışmaları yapmışlardır. Edward L. Thorndike ise hayvanlar üzerinde yaptığı deneysel çalışmaların bulgularını insan öğrenmesine uyarlayarak eğitim psikolojisinin kurucusu unvanını kazanmıştır.
Eğitim psikolojisi, öğretme ve öğrenme süreçlerinin etkililiğini artırmak amacıyla çok geniş bir yelpazede çalışmalar yürütür. Bu çalışmaların merkezinde gelişim psikolojisi, öğrenme psikolojisi ve sınıf yönetimi yer almaktadır. Gelişim psikolojisi, bireyin doğum öncesinden başlayarak ölümüne kadar geçirdiği fiziksel, bilişsel, sosyal ve duyuşsal değişimleri inceler. Öğretmenlerin, öğrencilerin gelişim düzeylerine uygun öğretim yöntemleri seçebilmesi için bu bilgilere ihtiyacı vardır.
Öğrenme psikolojisi ise öğrenmenin nasıl gerçekleştiğini, hangi faktörlerin öğrenmeyi kolaylaştırdığını veya zorlaştırdığını kuramsal modellerle açıklar. Öğretmenler, öğrenme kuramlarını bilerek sınıfta farklı öğretim modellerini ve stratejilerini işe koşabilirler. Örneğin, öğrencilerin önkoşul öğrenmelerindeki eksiklikleri tespit edip gidererek yeni konuların çok daha kolay öğrenilmesini sağlayabilirler.
Sınıf yönetimi ise eğitim psikolojisinin pratik uygulama alanlarından bir diğeridir. Sınıfta öğrenmeye uygun, güvenli ve destekleyici bir atmosferin oluşturulması, zamanın etkili kullanılması ve disiplin sorunlarının yapıcı yöntemlerle çözülmesi sınıf yönetiminin kapsamına girer. Eğitim psikolojisi, tüm bu alanları birleştirerek öğretmenlere sınıfta rehberlik edecek bütünsel bir çerçeve sunar.