Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
İnsan, doğası gereği hem toplumsal hem de örgütsel bir varlıktır. Bireyin örgütsel bir varlık olmasının temelinde, sahip olduğu çeşitli yeterliliklerin yanı sıra kaçınılmaz olarak taşıdığı sınırlılıklar yer alır. İnsanoğlu, yaşamı boyunca belirlediği çok sayıda ve çok çeşitli amaçların büyük çoğunluğunu tek başına gerçekleştirebilecek güçte değildir. Bu bireysel sınırlılıkların üstesinden gelebilmek ve karmaşık hedeflere ulaşabilmek için başkalarıyla iş birliği yapması zorunludur. İşte bu iş birliğinin somutlaştığı ve organize edildiği ilk sosyal yapılar gruplardır.
İş birliği eylemi, bireysel sınırlılıklar nedeniyle tek başına başarılması imkansız veya son derece güç olan gereksinimleri karşılama yeteneğini insana kazandırır. Bu bağlamda aile, insanın içine doğduğu ve en temel ihtiyaçlarını karşıladığı "en küçük ve en temel" toplumsal gruptur. Belirli bir amaç etrafında birden fazla grubun bir araya gelmesiyle de "örgüt" adı verilen daha üst ve karmaşık yapılar ortaya çıkar. Örgütler, çeşitli gruplar içinde kişisel amaçlarını gerçekleştirmeye çalışan bireylerin iş birliği çabalarının bir ürünüdür.
Toplum, değişik örgütlerden; örgütler ise örgütsel ve bireysel amaçların gerçekleştirilmesi yönünde hareket eden bireylerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan gruplardan oluşur. Örneğin okul bir örgüt olarak ele alındığında, sınıflar ve sınıfların içinde yer alan çeşitli topluluklar birer grup olarak bu yapıda yer alırlar. Dolayısıyla bu topluluklar birbirlerinin alt ve üst gruplarını oluşturarak sistemli bir bütünlük arz ederler.
İnsan eylemleri, belirli bir amaca yönelik olarak kendiliğinden eş güdümlenemez. Bu eş güdümlemeyi grup veya örgütün içinden çıkan, yönetici veya lider adını alan bir kişi gerçekleştirmek durumundadır. Sınıf ortamlarında bu görev yasal olarak öğretmene verilmiştir. Sınıf, çocuğun yaşamının önemli bir kısmını geçirdiği, birçok sosyal gereksinimini karşıladığı toplumsal bir alandır. Bu ortamda olumlu ilişkilerin kurulması ve eğitim-öğretim hizmetinin etkililiği, öğretmenin sınıfı toplumsal bir grup olarak görmesine ve bu grubun dinamiklerini yönetebilmesine bağlıdır.
Yaşamımızın büyük bir çoğunluğu diğer insanlarla birlikte geçer. Ancak her insan topluluğu bir grup olarak nitelendirilemez; bazı durumlar sadece bir kalabalığı ifade eder. Bir insan topluluğunun grup olarak nitelendirilebilmesi için belirli ayırt edici özelliklere sahip olması gerekir. Bu özelliklerin en önemlisi ve ön koşulu, üyeler arasındaki karşılıklı etkileşimdir. Karşılıklı ilişki ve etkileşim olmaksızın hiçbir grubun varlığından söz edilemez.
Grup; ortak bir sorun, konu veya belirli bir amaç etrafında bir araya gelmiş, birbirlerinin varlığından haberdar olan, birbirleriyle etkileşimde bulunan ve kendilerini bir grup olarak algılayan insan topluluğudur. En az iki kişiden meydana gelen grupların sayısal olarak üst sınırı yoktur. Gruplarda etkileşimle birlikte zaman içinde üyelerin kendilerini o grubun üyesi olarak tanımlaması, grup dışındakiler tarafından da o gruba ait olarak görülmeleri ve ortak çıkarlar üzerinde normlar oluşturup bunlara uymaları gibi özellikler gelişir.
Grup üyeleri birbirine bağımlı bir rol sistemi içerisinde yer alırlar ve ortak amaç veya idealleri paylaştıkları için zamanla birbirlerine benzerler. Grup yaşantısını ödüllendirici buldukça, karşılıklı bağımlılık gerektiren yeni hedefler geliştirirler ve çevreye karşı ortak bir birlik duygusu içinde hareket ederler. Bu özelliklerin sayısı ve gücü arttıkça, grubun birbirine olan bağlılığı da artar. Yüksek grup bağlılığı, güçlü grupların oluşumuna ve nihayetinde takımların (ekip) ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
Her takım özünde bir gruptur ancak her grup otomatik olarak bir takım olamaz. Grupların takıma dönüşebilmesi için grupların temel özelliklerinin tümüne açık, belirgin ve olumlu yönde sahip olması gerekir. Bu dönüşümün gerçekleşmesi için grubun, öğretmenin liderliğinde güdülenerek yönetilmesi bir zorunluluktur. Öğretmenin grup dinamiklerine hakim olması ve öğrencileri bu yolla yönlendirebilmesi, sınıfın güçlü bir takım olma potansiyelini gerçeğe dönüştürür.
Gruplar, yapıları ve işlevleri bakımından farklı kategorilere ayrılsalar da ortak birtakım temel özelliklere sahiptirler. Bu özellikler; grup değerleri ve normları, grup vizyonu, rol ve statüler, grup baskısı ve uyma davranışı ile grup bağlılığıdır. Sınıf içindeki grup üyelerinin paylaştıkları değerler, kişisel deneyimler sonucu birbirleriyle özdeşleşmelerinden doğar. Değerler, grup amaçlarının ve üye eylemlerinin değerlendirilmesinde kılavuzluk eden, neyin iyi veya kötü olduğunu belirleyen içselleştirilmiş varsayımlardır.
Değerler temel ve yardımcı değerler olmak üzere ikiye ayrılır. Temel değerler, grubun başarmayı istediği, arzu edilen nihai amaçları ifade eder (örneğin yenilikçilik, mükemmellik, başarı). Yardımcı değerler ise üyelerde gözlenmek istenen dürüstlük, çok çalışma ve yaratıcılık gibi davranış kalıplarıdır. Bu değerlerin toplamı grubun vizyonunu oluşturur. Vizyon, grubun gelecekte ne olması ve ne yapması gerektiğinin bir ifadesidir. Sınıf, vizyonunu öğretmen-öğrenci ve öğrenci-öğrenci ilişkilerinde açığa çıkan sınıf atmosferi (sınıfın havası) aracılığıyla yansıtır.
Normlar ise değerler sistemine bağlı olarak ortaya çıkan, doğru ve yanlışı belirleyen, paylaşılması beklenen biçimsel ya da biçimsel olmayan kurallardır. Değerler soyut ve genel kavramlarken, normlar belirgin ve yol gösterici kurallardır. Grup içindeki rol ve statüler de yapıyı şekillendirir. Rol, bireyden beklenen davranış örüntüsüyken; statü, bireyin grup içindeki saygınlık, prestij ve güç ölçüsüdür. Sınıfta öğrencilerin rol ve statüleri benzer görünse de alt gruplarda lider, yazman veya değerlendirici gibi farklı roller üstlenirler.
Zamanla grupta oluşan bu değerler, normlar, roller ve statüler üyelerin davranışları üzerinde bir baskı oluşturur. Bireyin davranışlarını grubun istek ve beklentileri doğrultusunda değiştirmesi olayına "uyma davranışı" denir. Grup bağlılığı (sarılganlığı) ise üyeleri bir arada tutan "bizlik duygusu"dur. Öğretmen, sınıfın grup dinamiklerini çözümleyip yöneterek olumlu bir grup ortamı yarattığında, istenmeyen davranışların sıklığı azalır ve sınıf amaçlarına çok daha kolay ulaşılır.
Sınıf içindeki gruplar yapısal olarak biçimsel ve biçimsel olmayan, büyük ve küçük gruplar ile üyelik ve referans grupları olarak ayrılırken; işlevsel olarak ilgi, gelişim, arkadaşlık veya süreli gruplar olarak sınıflandırılabilir. Öğretmenler, tüm dersleri aynı gruplarla sürdürmemeli, konuların ve öğrencilerin özelliklerine göre farklı gruplar oluşturmalıdır. Gruplandırma sürecinde öğrencilerin sınıf içi deneyimlerinde merkezi öneme sahip beş temel boyut bulunmaktadır.
İlk boyut grup büyüklüğüdür. Küçük gruplarda etkileşim büyük gruplara oranla daha fazladır. İkili gruplar akran öğretimi ve beyin fırtınasında etkiliyken, üçlü gruplar koalisyonlara ve kişisel hoşnutsuzluklara yol açabildiği için eleştirilir. Sınıflarda en sık 4'lü küçük ve 8'li büyük gruplara rastlanır. İkinci boyut grup oluşumudur (kompozisyonu). Öğretmenler yetenek, arkadaşlık ilişkileri ya da cinsiyet dengesini gözeterek karışık gruplar kurabilirler; cinsiyet açısından dengeli gruplar tartışma ortamını olumlu etkiler.
Üçüncü boyut öğrencilerin öğrenme sorumluluğudur. Öğrenme görevlerinin sırası, yeni bilgilerin sentezi ve uygulanması aşamalarında farklı grup büyüklükleri işe koşulmalıdır. Dördüncü boyut öğrenci-öğrenci ve öğrenci-öğretmen etkileşimidir. Öğretmen, grup içindeki etkileşimi koordine ederek grupların zamanla öğretmenden bağımsız, kendi kendilerine çalışabilmelerini sağlamalıdır. Beşinci boyut ise sınıfta öğretmenin varlığıdır. Sınıftaki grup sayısı arttıkça öğretmenin her gruba ayıracağı zaman azalacağından, öğretmen ideal grup sayısını önceden planlamalıdır.
Öğretmenler okul gününde yönetici, güdüleyici, öğretici, değerlendirici ve grup lideri gibi pek çok rolü üstlenirler. Öğretmen, görevi gereği sınıfın yasal yöneticisidir ve öğrenciler üzerinde resmi bir gücü vardır. Ancak yönetici olmak, otomatik olarak lider olmayı sağlamaz. Yönetim, düzeni korumak ve karışıklıkla başa çıkmakla ilgiliyken; liderlik, değişimle başa çıkma ve insanları etkileme sürecidir. Öğretmenin sınıfta lider olabilmesi için öğrenciler tarafından benimsenmesi gerekir.
Lider öğretmen, yasal gücünün ötesinde bir etkiye sahiptir. Her bir ders saatini kargaşadan uzak, düzgün ve etkili bir şekilde, üst makamların kararlarına gereksinim duymadan sürdürebilir. Sınıfı, alt grupları ve bireyleri belirli amaçlara dönük olarak harekete geçirir. Deneyimli öğretmenler, yeni bir sınıfta liderlik etkisinin ilk derslerde kurulmasının hayati olduğunu belirtirler. Lider öğretmenler, öğrencilere hızla sınıfın vizyonunu, değerlerini ve normlarını öğreterek eğitimsel sürecin pürüzsüz ilerlemesini sağlarlar.
Lider öğretmen olabilmenin en önemli ön koşullarından biri öğrencilerin güvenini kazanmaktır. Liderlik sadece bir konum değil, aynı zamanda bir karakter sorunudur ve haklar kadar sorumlulukları da içerir. Öğretmenlik mesleği hem var olan durumu korumayı (yöneticilik) hem de öğrencileri yeni öğrenme hedeflerine ulaştırarak onlarda istendik davranış değişiklikleri yaratmayı (liderlik) gerektirir. Bu nedenle liderlik ve yönetim, birbirini kapsayan ve tamamlayan ayrılmaz bir bütündür.
Sınıfta etkili bir liderlik sergilemek, öğrencilerin öğretmenin otoritesini gönüllü olarak kabul etmesine bağlıdır. Öğretmenin sınıfta lider olabilmesi için sergilemesi gereken ön koşul davranışlar; güven vermek, güdülemek, vizyon sahibi olmak, sürece meydan okumak, uzman olmak, model olmak ve etkili iletişim kurmaktır. Güven, liderliğin temelidir; değerleri, sözleri ve eylemleri tutarlı olan öğretmenler öğrencilerine güvenli bir öğrenme ortamı sunarlar.
Güdüleme boyutunda lider öğretmenler, öğrencileri öğrenmeye zorlamak yerine onların çabalarını fark edip takdir ederek öğrenme ortamını çekici hale getirirler. Sözel övgüler ve öğrencileri akranlarının önünde takdir etmek en etkili güdüleme araçlarıdır. Vizyon sahibi öğretmenler, öğrencilerin entelektüel olarak ilerleyeceğine inanır ve onlara geniş bir bakış açısı sunarlar. Sürece meydan okuma özelliğiyle ise yenilikçi yollar arar, risk alır ve kendilerini sürekli güncellerler.
Uzmanlık, lider öğretmenin alan bilgisi, meslek bilgisi ve genel kültür alanlarındaki yeterliliğini ifade eder. Öğrenciler öğretmenin uzmanlığına inandıklarında onu daha hevesle izlerler. Model olma rolünde ise öğretmen, düzenli masası, temiz yazı tahtası, sakin konuşma tonu ve olumlu ifadeleriyle öğrencilerin taklit edeceği bir örnek oluşturur. Son olarak etkili iletişim, eğitimin temel aracıdır. Lider öğretmen, empati, içtenlik, açıklık ve koşulsuz kabul ilkelerine dayanarak öğrencilerle güçlü bağlar kurar.