Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Çocuk Gelişimi Önlisans Programı » Çocuk Gelişiminde Normal ve Atipik Gelişim
← Ünite 4

Ünite 4: Bilişsel Beceriler ve Dil Gelişimi — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Piaget’nin Bilişsel Gelişim Kuramı ve Temel Mekanizmaları

Piaget, insanların çevrelerindeki durumlarla ilgili olarak geliştirdikleri bilişsel yapıları açıklamak üzere şema kavramını kullanmıştır. Şemalar, çocuğun yaşantılarını organize etmesine, dünyayı anlamlandırmasına ve çevresine uyum sağlamasına yardım eden organize davranış ve düşünce kalıplarıdır. Bebeğin ilk şemaları emme, yakalama gibi basit duyusal-devinimsel refleksif eylemlerden oluşurken; yaş, olgunlaşma, yaşantı kazanma ve örgütlenmenin etkisiyle çocuk fiziksel etkinliklerden stratejiler ve planlar gibi içsel zekâ etkinliklerine dayalı şemalara geçiş yapar.

Bilişsel gelişim, dünyayı öğrenme yolunda sürekli ve kesintisiz bir dengeleme süreci olarak görülür. Bu sürecin sağlıklı işleyebilmesi için bireyin karşılaştığı yeni durum, nesne ve varlıklara uyum sağlaması gerekir. Uyum sağlama, özümleme (asimilasyon) ve kendini uydurma/uyumsama (akomodasyon) olmak üzere iki tamamlayıcı etkinlikten oluşur. Özümlemede çocuk, var olan şemalarını ve bilgilerini kullanarak dış dünyayı yorumlar ve yeni deneyimlerini bu mevcut yapılara ekler.

Çocuk, çevresiyle etkileşimi sonucunda yeni yaşantılar kazandığında ve bu bilgilerin var olan şemalarıyla örtüşmediğini, onları açıklayamadığını fark ettiğinde bilişsel bir dengesizlik yaşar. Bu durumda çocuk, dağarcığındaki bilgileri yeniden işlemek, değiştirmek ve uyarlamak zorunda kalır; yani özümlemeden uyumsama sürecine geçer. Piaget'ye göre özümleme ve uyumsama süreçleri belleğin ilk günlerinden itibaren işlemeye başlar. Şemalar ayrıca örgütleme yoluyla da değişir; örgütleme, farklı şemaların daha üst düzeyde gruplanarak tutarlı ve sistematik bir bütün haline getirilmesidir.

Özümleme ve uyumsama genellikle bir denge içinde gelişir. Ancak çocuklar sahip oldukları bilgi ve becerilerin çok üstünde durumlarla karşılaştıklarında uyum sağlamakta zorlanırlar ve dengesizlik oluşur. Piaget, denge ve dengesizlik arasındaki bu git-gelleri ve yeni bir denge durumuna ulaşma sürecini 'dengeleme' olarak adlandırır. Dengeleme, bilişsel gelişimin temelindeki en önemli itici güçtür. Dengelemenin olduğu her durum ve zaman, daha fazla etkin şemanın üretilmesine hizmet eder ve bilişsel gelişimde bir aşamadan daha üst bir aşamaya geçmeyi sağlar.

2Piaget'nin Bilişsel Gelişim Dönemleri

Piaget, bilişsel gelişimi sırasıyla duyu-motor (0-2 yaş), işlem öncesi (2-7 yaş), somut işlemler (7-11 yaş) ve soyut işlemler dönemi (11 yaş ve üzeri) olmak üzere dört temel döneme ayırmıştır. Tüm çocukların bu gelişim aşamalarını dönem atlamadan sırasıyla geçtiği belirtilmektedir; ancak çocukların bu dönemlere girme ve tamamlama yaşları bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak farklılık gösterebilir. Piaget her bir gelişim döneminde gelişimi bir bütün olarak ele alır.

Duyu-motor dönem (0-2 yaş), bebeğin dış dünyayı keşfetmek için duyularını ve motor becerilerini kullandığı evredir. Dönem refleksif eylemlerle başlar ve karmaşık duyu-motor beceriler ile sembolik düşünmeye doğru ilerler. İşlem öncesi dönem (2-7 yaş) ise zihinsel temsilde olağanüstü artışın olduğu, dilin geliştiği ve benmerkezciliğin baskın olduğu evredir. Bu dönemde çocuklar algıya dayalı düşünürler, tersine çevrilemezlik yaşarlar ve korunum ilkesini henüz kazanamamışlardır. Sembolik düşünmenin gelişimiyle 'mış gibi' oyunları (sembolik oyun) oynamaya başlarlar.

Somut işlemler dönemi (7-11 yaş), ilkokul yıllarını kapsar ve bilişsel gelişimde temel bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde düşünme mantıklı, esnek ve örgütlü bir hale gelir; çocuklar benmerkezcilikten uzaklaşarak olaylara başkalarının bakış açısından bakabilirler. Tersine çevrilebilirlik, korunum ve hiyerarşik sınıflama/sıralama gibi zihinsel beceriler bu dönemde tamamen kazanılır. Soyut işlemler dönemi (11 yaş ve üzeri) ise ergenlikle başlar. Ergenler soyut, sistemli ve bilimsel düşünebilir; varsayımsal-tümdengelimsel akıl yürütme ve önermesel düşünme becerilerini sergilerler.

3Vygotsky’nin Sosyokültürel Biliş Kuramı

Vygotsky’nin sosyokültürel biliş kuramı, çocuğun içinde bulunduğu sosyal çevrenin ve sosyal ilişkilerin bilişsel gelişimdeki birincil rolünü savunur. Çocukların edindikleri kavramların, fikirlerin, becerilerin ve tutumların kaynağı doğrudan sosyal çevredir. Vygotsky de Piaget gibi çocukların bilgiyi etkin biçimde yapılandırdığına inanmakla birlikte, sosyal etkileşimin ve kültürün bilişsel gelişim üzerindeki etkisinin Piaget'nin öngördüğünden çok daha fazla olduğunu ileri sürer.

Vygotsky'e göre tüm kişisel psikolojik süreçler, çocuk ve yetişkin arasında paylaşılan sosyal süreçlerle başlar. Bilişsel gelişim, başkaları tarafından düzenlenen dışsal davranışlardan bireyin kendi kendini düzenlediği içsel davranışlara doğru bir ilerleme gösterir. Yetişkinlerin temel görevi, dışsal denetimi giderek azaltıp çocuğun içsel denetimini beslemek, yani onları bağımsız problem çözücüler haline getirmektir. Dil, gelişimi yönlendiren en önemli kültürel ögedir ve kontrollü dikkat, bellek, planlama ve akıl yürütme gibi üst düzey bilişsel süreçlerin temelini oluşturur.

Kuramın üç temel kavramı içselleştirme, yakınsal gelişim alanı ve desteklemedir. İçselleştirme, çocukların başlangıçta yetişkin yardımıyla yaptıkları işleri zamanla kendi başlarına yapabilir hale gelmelerini sağlayan gelişimsel mekanizmadır. Yakınsal gelişim alanı, çocuğun tek başına yapabildikleri (alt sınır) ile bir yetişkin veya daha becerikli bir akran rehberliğinde yapabilecekleri (üst sınır) arasındaki açıklıktır. Destekleme (iskele kurma) ise yetişkinin, çocuğun performans düzeyine göre rehberlik ve diyalog düzeyini ayarlayarak öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır.

4Bilgi İşleme Kuramı ve Bruner'in Bilişsel Gelişim Kuramı

Bilgi işleme kuramı, çocukların bilgiyi elde etme, hatırlama, geri çağırma ve sorun çözerken bu bilgiyi kullanma süreçlerini inceler. Kuramın üç temel ögesi dikkat, bellek ve metabiliş-yürütücü biliştir. Dikkat, öğrenmenin ilk adımıdır. Bellek ise duyusal kayıt, kısa süreli bellek (çalışan bellek) ve uzun süreli bellek olmak üzere üç depodan oluşur. Duyusal kayıttaki bilgilerden dikkat edilenler kısa süreli belleğe aktarılır, burada işlenip kodlanarak sınırsız kapasiteye sahip uzun süreli belleğe gönderilir. Metabiliş ise bireyin kendi bilişsel süreçlerinin ve nasıl öğrendiğinin farkında olmasıdır.

Bruner, bilişsel gelişim kuramında bilginin kodlanması, işlenmesi, depolanması ve sıralanması süreçlerine odaklanır. Bruner'e göre de dil bilişsel gelişimde anahtar bir role sahiptir ve gelişim için sistemli bir öğretici-öğrenici etkileşimi şarttır. Bruner bilişsel gelişimi üç döneme ayırır: Eylemsel dönem (0-3 yaş), çocukların nesnelere dokunarak ve psikomotor eylemlerle öğrendiği evredir. İmgesel dönemde bilgiler görsel imgeler ve resimlerle taşınır. Sembolik dönemde ise çocuk, dil ve matematik gibi sembol sistemlerini kullanarak dünyayı temsil eder.

5Atipik Bilişsel Gelişim ve Özel Gereksinimli Çocuklar

Bireysel farklılıklar, çocukların zihinsel, devinsel ve problem çözme süreçlerindeki çeşitliliği ifade eder. Zihin yetersizliği olan çocukların bilişsel özellikleri gelişimsel yaklaşım ve gelişimsel farklılık yaklaşımı ile açıklanır. Organik nedenli zihin yetersizliğinde bilişsel sistemde biyolojik bir sorun vardır ve bu çocuklar genellikle ağır düzeyde etkilenmiştir. Ailesel nedenli zihin yetersizliği olan çocuklar ise normal gelişim gösteren akranlarıyla aynı aşamalardan daha yavaş geçerler; ancak dikkatlerini toplamada, bilgiyi hatırlamada ve genellemede güçlük yaşarlar.

Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların zekâ düzeyleri değişkenlik gösterir; yaklaşık %60'ının zekâ bölümü 50'nin altında, %20'sinin 50-70 arasında ve %20'sinin ise 70 ve üzerindedir. OSB'li çocukların %10'unda müzik, resim veya görsel hafıza gibi alanlarda şaşırtıcı 'savand' yetenekleri görülebilir; ancak genel olarak atipik algı, esnek düşünme ve başkalarının bakış açısını anlama gibi bilişsel alanlarda sınırlılık yaşarlar.

Görme yetersizliği, çocukların boyut, renk ve uzaysal ilişkileri doğrudan elde etmesini engellediği için kavram gelişimini ve serbest hareket etme becerilerini sınırlar; bu çocukların gerçek nesnelerle daha fazla yaşantı kazanması gerekir. İşitme yetersizliği olan çocuklar ise ek bir engelleri yoksa genellikle normal zekaya sahiptirler; ancak sözel dili edinmedeki güçlükler ve iletişim problemleri nedeniyle akademik performanslarında, özellikle okuma ve matematik alanlarında akranlarına göre daha düşük başarı gösterebilirler.

6Dil Gelişimi, Kuramları ve Dönemleri

Dil gelişimi, kelimelerin ve sembollerin öğrenilmesi ile dilin kurallarına uygun kullanılmasını kapsayan süreçtir. Dil gelişimini açıklayan kuramlardan Davranışçı Yaklaşım (Skinner), dilin edimsel koşullama, pekiştirme ve taklit yoluyla kazanıldığını savunur. Sosyal Öğrenme Kuramı (Bandura), çocukların gözlem ve sosyal etkileşim yoluyla dili edindiğini belirtir. Bilişsel Gelişim Kuramı (Piaget), dilin bilişsel gelişimi ve zihinsel temsil becerisini yansıtan esnek bir simgesel araç olduğunu savunur.

Doğuştancı/Doğacı Yaklaşım (Chomsky), çocukların doğuştan bir 'Dil Edinme Donanımı' (LAD) ile dünyaya geldiklerini ve biyolojik olarak programlandıklarını ileri sürer. Etkileşimci Yaklaşım ise içsel kapasite ile çevresel etkilerin, bilgi işleme süreçlerinin ve sosyal deneyimlerin dinamik etkileşimine vurgu yapar. Dil gelişim dönemleri konuşma öncesi ve konuşma dönemi olarak ikiye ayrılır. Konuşma öncesi dönem ağlama (0-1 ay), gığıldama (1-4 ay), babıldama (4-6 ay), vokal oyun (6-8 ay), ekolali (8-12 ay) ve jargon (9-12 ay) evrelerini içerir.

Konuşma dönemi, çocuğun ilk gerçek sözcüklerini ürettiği tek sözcük evresiyle başlar. Bu evrede çocuklar 'aşırı genişletme' (örneğin tüm erkeklere baba demek) yapabilirler. Yaklaşık 200 sözcük ürettiklerinde iki sözcüklü cümlelerin kurulduğu telgrafik konuşma evresine (örneğin 'anne mama') geçilir. 27. aydan itibaren dil yapısında adıllar, çekim ve eylem ekleri artar; 4 yaşına gelindiğinde ise çocuğun sözdizimi yetişkinlerinkine oldukça benzer hale gelir.

7Atipik Dil Gelişimi ve Sosyal Gelişime Giriş

Çocuklarda gelişimsel aksaklıkların ilk ve en önemli belirtisi genellikle gecikmiş dil ve konuşmadır. Zihin yetersizliği, OSB, işitme kaybı, beyin travmaları ve psikososyal yoksunluk dil gecikmesine yol açabilir. Okul öncesi dönemde konuşma bozukluğuna yol açan en yaygın fiziksel nedenlerden biri, orta kulakta sıvı birikmesine yol açan akut kulak iltihabı yani otittir. Otit tedavi edilmediğinde kalıcı işitme kaybına ve dil gecikmesine yol açar. Ayrıca damak-dudak yarıkları ve ağız-çene yapısındaki patolojiler de konuşma güçlüğü yaratır.

Zihin yetersizliği olan çocuklarda artikülasyon, ses ve akıcılık bozuklukları sık görülür ve yetersizlik derecesi arttıkça dil sorunları da ağırlaşır. OSB olan çocuklar ise dili iletişimsel amaçla kullanmada, zamirleri doğru kullanmada ve sözel olmayan ipuçlarını anlamada ciddi sorunlar yaşarlar; sıklıkla ekolali (sesleri aynen tekrarlama) sergilerler. İşitme yetersizliği olan çocuklarda ise alıcı ve ifade edici dil becerileri işitme kaybının derecesine bağlı olarak önemli ölçüde gecikir.

Sosyal ve duygusal gelişim, çocuğun kendisini ifade edebilmesi, duygularını kontrol edebilmesi ve çevresiyle uyum içinde yaşayabilmesini kapsar. Okul öncesi dönem (0-6 yaş), güven duygusunun, empati yeteneğinin, akran ilişkilerinin ve kişilik temellerinin atıldığı en kritik dönemdir. Bu gelişim alanının en önemli yapı taşlarından biri 'benlik' kavramıdır. Benlik, bireyin kendisini nasıl algıladığı, tanıdığı ve değerlendirdiği ile ilgili zihinsel yapıdır ve çevresindeki önemli kişilerin tutumlarıyla biçimlenir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250