Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Felsefe Lisans Programı » Yurttaşlık Ve Çevre Bilgisi
← Ünite 4

Ünite 4: Sosyal Devlet — Araştır & Paylaş

Ders kitabının araştır–ilişkilendir–anlat etkinlikleri. Konuyu kendi cümlelerinle anlatabiliyorsan öğrenmişsin demektir.

Araştır 1

Sosyal devlet kavramı, sadece ülkenin iktidar yapısı altında değil, sorumluluk alanları çerçevesinde bütün yerel yönetimleri ile vücut bulan bir sistemi içermektedir. Devlet, toplumu ilgilendiren düzenlemelerde, tüm kuruluşları ile birlikte hareket etmektedir. Bu doğrultuda, alt yönetim kadrolarının, uluslararası alanda bağlayıcılığı olan organizasyonlara üyelikler gerçekleştirmek üzere, çalışmalarında aktif rol almaları söz konusu olabilmektedir. Bu faaliyetlerin çevresel çalışmalarla ilgili en önemli örneklerinden biri ICLEI isimli uluslararası çevre organizasyonudur. ICLEI (International Council for Local Environmental Initiatives – Yerel Çevre Organizasyonları Uluslararası Organizasyonu), bünyesinde gerçekleştirilen faaliyetlerle, çevrecilik faaliyetleri, yerel yönetimler bünyesinde vücut bulmaktadır. 1993 yılında şekillenen organizasyon ile, çevresel anlamdaki yaptırımlar, çeşitli hedefler ve vaatler ile şekillenmektedir. Özellikle Avrupa’da CCP (Cities for Climate Protection-İklim Değişikliği ile Mücadele Eden Şehirler) uygulaması ile, yerel yönetimler bağlamında çeşitli faaliyetler yürütmektedir (ICLEI Europe, b.t.). Mevcut üyeler, büyükşehirlerin asli belediyeleri olduğu kadar, bü-

Araştır 2

Sosyal devlet, tüm iktisadi ve sosyo-kültürel yapı içerisinde, halkın refahını yükseltmek adına, rahat yaşam koşullarını temin etmeye yönelik gerçekleştirilen, sermaye grupları ile işgücü arasındaki optimum dengeyi sağlayan bir idari anlayış biçimidir. Bireylerin topluma, toplumun bireye olan sorumlulukları çerçevesinde birlikte bir denge mekanizması kurulmasını hedefleyen bu anlayış biçimi ile, mevcut iktisadi dengenin, toplumun tüm taraflarınca ortak olarak olumlu olarak yansıtılması asli noktayı teşkil etmektedir. Böyle bir kavram içerisinde, devletin sosyal güvence ortamını temin ederek, halkın sağlığı ve çevre ile uyumunu, çeşitli yasal çerçevelerle gerçekleştirmesi, sosyal devletin resmiyet kazanması anlamına gelmektedir. Sistemsel açıdan, idari yönetimler, sosyal devletin gerekliliklerini yerine getirebilmesi için tüm kamu kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşlara bağlı kişilikleri ile sorumluluk taşımaktadır. Sorumluluk alanları, bireylerin refahını arttırıcı her faaliyet alanıyla doğrudan ilgilidir. Hiyerarşik düzen içerisinde, en üst kademeden, en alt kademeye kadar, bütün faaliyet alanları, yurttaşın daha elverişli yaşam koşullarında hayatını idame ettirebilmesi için yaratılması beklenen bir ortamı simgelemektedir. Bununla birlikte, yurttaşlar da, hem yaşadıkları çevreye hem de devletin yasal düzenlemelerine bağlı kalarak; çeşitli yasal yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Sosyal devlet, işte bu karşılıklı sorumluluklar çerçevesinde başarıya ulaşan bir iktisadi mekanizmayı ortaya koyan, taraflardan birini, bir diğerinden üstün tutmadan, eşit mesafede kalkınmayı amaçlamaktadır. Toplum, tüm kademeleriyle bir bütün olarak, devletin paydaşlarını simgelemektedir. Devletin yükümlülüklerine karşın, yurttaşın da devlete yükümlülükleri bulunmaktadır. Kalkınma birlikte ve ortak anlamda çalışılması ile mümkündür. Bu doğrultuda, toplumun içerisinde çıkmış ticari işletmelerin tavırları ile, resmi devlet eliyle kurulmamış olan sivil toplum örgütleri, toplumun refahını etkilemekte modern dünya koşulları ölçüsünde en önemli sebepleri teşkil etmektedir.

Araştır 1

Sosyal devlet kavramı, milli anlamda bir kalkınma ile, küresel anlamdaki yapıya kendini adapte edebilmiş bir sistemi simgelemektedir. Sosyal devlet bir yönetim biçimi değildir. Kavram açısından, ülke idarelerinin, toplumdaki iktisadi ve sosyolojik denge mekanizmalarını gözeten bir anlayışı simgelemektedir. Sosyal devleti tamamen rejim olarak kullanan ülkeler de olmuştur. Ancak günümüzdeki küreselleşen iktisadi sistem anlayışı çerçevesinde bu ülkelerden pek azı kendini devam ettirebilmiştir. Bunun sebebi, küresel iktisadi anlayış çerçevesinde, sermaye girişimlerinin desteklenerek, toplumun maksimum refaha, açık bir iktisadi mekanizma içerisinde kavuşmasının sağlanmasının gerekliliğidir. Özellikle 1970 sonrasındaki dönemde refaha dayalı uygulamaların tüm açık sistemlerde güçlenmesinin sebebi budur. Kapalı sistemler de bunu denemişler, ancak ticaret hatlarında ve üretimde meydana gelen kısıtlamalar sebebi ile, sonuçları başarılı olmamıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki toplantılar, Birinci Dünya Savaşı’ndan alınan dersler neticesinde vücut bulmuştur. Dünyanın yeni bir savaşa sürüklenmemesi ve toplumların reflekslerinin daha rahat bir yaşam alanı bulabilmesini hedefleyen toplumlar, savaşın korkunç sonuçlarının en aza indirilmesi ve yeniden ticari bir birliktelik sağlanmasına yol göstermiştir. Aynı zamanda, iktisadi anlamdaki reformlarla birlikte, önceki 1929’da yaşanan krizin bir benzerinin de önüne geçilerek; farklı huzursuzlukların yaşanmadan son bulması sağlanmıştır. Sonuçları itibarıyla 1970 öncesi ve sonrası olacak şekilde 2 farklı dönemin meydana gelmesini sağlayan toplantılarda, özel sermaye girişimlerinin, toplumla birlikte büyük bir kalkınma yaratması düşüncesi ile gerçekleştirilen toplantılarda, savaştan sonraki düzelme süreçleri ele alınmıştır. Bu toplantıların ardından gelişen iktisadi mekanizma, çevre ve toplumun hassasiyetleri üzerine kurgulanmış bir sorumluluk alanı çizmiştir. Sosyal devlet kavramı, artık toplumsal bilincin yerleştirilmesine odaklanmış bir bütünü simgeler hali almıştır. Sosyal devlet, çevre bilinci ile yetiştirilmiş bireyler yaratılması üzerine çalışmaktadır. Bu sebeple, bireylerin eğitimsel gereksinimlerini karşılarken; bireylerin dışında özel sermaye girişimleri tarafından yaratılan olumsuzluklarla da mücadele etmektedir. Bu mücadele vergilendirmeler ve kirliliğe karşı alınan mali tedbirlerle vücut bulmaktadır. Tedbirlerin sıkılığı, küresel sistemdeki uluslararası örgütlerin bağlantıları ile ortak alan-

Araştır 2

Ticari işletmeler, devletin getirdiği vergi ve yaptırım külfetinin yanında, ticari anlamdaki pazar payını korumak için de sürekli biçimde sosyal sorumluluk projelerine odaklanmaktadır. Bu bir anlamda ahlaki ilkeler olarak yorumlansa da, aslında temel anlamda halkın gözündeki itibarın yok olmamasına odaklanmış çalışmaları simgelemektedir. Çevresel faktörleri bir kenara bırakarak; önemsemeyerek üretimlerini sürdüren işletmeler, toplumların enformasyon çağındaki sosyal iletişim ağından çekinmektedirler. Ancak yine de, sayıları az olmayacak biçimde felsefe olarak çevre korumacılığı ve sosyal sorumluluk anlamında sağlığa, güvenliğe yatırım yapan işletmeler de bulunmaktadır. Buradaki en önemli husus, yine toplumun hassasiyetleri üzerine inşa edilen bir çalışma prensibinin geliştirilmesidir.