Sesli Özet
← Ünite 3

Ünite 3: Emek Talebi — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

Tam rekabetçi emek piyasası, gerçek hayatta tüm varsayımlarıyla birebir gözlenmesi zor olan ancak kaynak dağılımının en etkin şekilde gerçekleştiğini gösteren ideal bir piyasa modelidir. Bu piyasanın var olabilmesi için firmaların kârlarını, işçilerin ise faydalarını maksimize etme peşinde koşması, piyasanın şeffaf olması, işçilerin ve işverenlerin piyasadaki tüm işler ile ücretler hakkında tam bilgiye sahip olması gerekmektedir. Ayrıca işlerin ve işgücünün homojen olması, piyasada çok sayıda işçi ve işverenin bulunması, sendikaların yer almaması ve emek hareketliliğinin (mobilitenin) maliyetsiz olması şarttır. İktisadi analizde piyasa dengesi, emek arzı (SL) ile emek talebi (DL) eğrilerinin kesiştiği noktada meydana gelir. Bu kesişim noktasında oluşan denge ücretine 'piyasayı temizleyen ücret' veya 'denge ücreti' adı verilir. Bu ücret düzeyinde çalışmak isteyen herkes iş bulabildiği için piyasada işsizlik söz konusu olmaz. Dengenin en önemli özelliklerinden biri kararlı bir yapıya sahip olmasıdır; yani piyasa dışı etkenlerle bu dengeden uzaklaşılsa bile piyasa mekanizması tekrar dengeyi kurar. Eğer piyasa ücreti denge ücretinin üzerine çıkarsa, yüksek ücret işçiler için cazip hale gelerek emek arzını artırır ancak işverenler bu yüksek maliyet nedeniyle daha az işçi çalıştırmak ister. Bu durum 'emek arz fazlası'na ve işsizliğe yol açar. İş bulamayan işçiler arasındaki rekabet, ücretlerin kademeli olarak tekrar denge düzeyine inmesini sağlar. Tam tersi durumda, ücret denge düzeyinin altında kalırsa işverenler daha fazla işçi talep eder fakat işçiler bu düşük ücrete razı olmaz; bu da 'talep fazlası' yaratarak işverenler arasındaki rekabetle ücretlerin yükselmesine neden olur. Aynı meslek grubunun farklı coğrafi alt piyasaları arasında kısa vadede ücret farklılıkları görülebilir. Ancak tam rekabet piyasasının şeffaflık ve tam mobilitelik varsayımları sayesinde, düşük ücretli bölgedeki işçiler yüksek ücretli bölgeye göç edecektir. Bu göç hareketi göç alan piyasada emek arzını artırıp ücretleri düşürürken, göç veren piyasada emek arzını azaltıp ücretleri yükseltir. Sonuçta uzun dönemde alt piyasalar arasında ücretler eşitlenir ki buna iktisatta 'Tek Ücret Kanunu' denilmektedir. Emek piyasaları son derece dinamik yapılardır; her yıl piyasaya yeni işçiler katılır, firmalar kapanır veya yeni işverenler piyasaya girer. Bu dinamizm, arz ve talep dengesinde sürekli değişimleri beraberinde getirir. Dengenin bozulduğu durumlarda piyasanın yeniden dengeye gelmesini sağlayan temel unsurlar talep fazlası ve arz fazlası durumlarıdır. Talep fazlası, emek arzı sabitken emek talebinin artması ya da emek talebi sabitken emek arzının azalması sonucunda ortaya çıkar. Örneğin, sektöre yeni işverenlerin girmesiyle emek talep eğrisi sağa kaydığında, mevcut denge ücretinde işçi açığı (talep fazlası) doğar. Bu açık, işverenlerin işçi bulabilmek için birbirleriyle rekabet etmesine ve ücretleri yukarı çekmesine yol açar; sonuçta hem ücret düzeyi hem de istihdam miktarı eskiye göre artar. Arz fazlası ise emek talebinde bir değişme yokken emek arzının artması (örneğin çalışma koşullarının iyileşmesiyle bölgeye işçi akını olması) ya da emek arzı sabitken ürün talebinin düşmesi nedeniyle emek talebinin azalması durumlarında meydana gelir. Arz fazlası durumunda, iş bulamayan işçiler işe girebilmek için ücretleri aşağıya çekme yönünde rekabete girerler. Bu rekabet sonucunda ücretler düşerken yeni bir denge noktasına ulaşılır. Gerçek hayatta parasal ücretlerin artabildiği ancak sendikalar, toplu sözleşmeler veya işveren tutumları nedeniyle azalma yönünde yapışkan (rijit) olduğu bilinmektedir. Ücret katılığı durumunda piyasada arz fazlası (işsizlik) oluştuğunda klasik anlamda ücret düşüşüyle denge sağlanamaz. Bu durumda devreye nispi ücretler ve faktör hareketliliği girer; kriz bölgesindeki ücretler diğer bölgelere göre nispi olarak ucuzlar, işçiler canlı piyasalara göç eder ve zaman içinde yeni bir denge tesis edilir. Tam rekabetçi bir emek piyasasında faaliyet gösteren ve ürettiği malı da tam rekabet piyasasında satan bir firma, piyasada belirlenen ücreti veri olarak kabul eden bir 'fiyat alıcısı' konumundadır. Firmanın tek başına piyasa ücretini değiştirebilme gücü yoktur. Bu nedenle firma, piyasada oluşan denge ücretinden (WTR) dilediği kadar işçi çalıştırabilme imkanına sahiptir. Firma bütün işçilere aynı ücreti ödediği için, ortalama emek maliyeti (ACL) ve marjinal emek maliyeti (MCL) işçiye ödenen ücrete eşit olur. Grafikte bu durum yatay eksene paralel bir emek arz eğrisi (SL = ACL = MCL) ile gösterilir. Bu sonsuz esneklikteki arz eğrisi, firmanın maliyeti değiştirmeden istediği istihdam düzeyine ulaşabileceğini ifade eder. Ürün piyasasında da tam rekabet koşulları geçerli olduğunda, firmanın emek talep eğrisi (DL) aynı zamanda marjinal ürün gelirine (MRP) ve marjinal ürün değerine (VMP) eşit olur. Marjinal ürün değeri, ilave işçinin istihdamıyla toplumun elde ettiği ekstra üretimin parasal karşılığıdır (verimlilik ile ürün fiyatının çarpımı). Kâr maksimizasyonunu hedefleyen tam rekabetçi bir firma, ne denge ücretinin altında ne de üstünde işçi çalıştırmak ister. Şeffaflık varsayımı gereği işçiler piyasa ücretini bildiği için alt ücretlerden çalışmak istemez; firma ise zaten piyasa ücretinden istediği kadar işçi bulabildiği için daha yüksek ücret ödemeyi reddeder. Sonuçta denge istihdam düzeyi emek arzı ile emek talebinin kesiştiği noktada belirlenir.