1952 yılındaki felaketten 4 yıl sonra Londra'da tekrarlayan ve 1000 kişinin daha ölümüne yol açan bu ikinci büyük sis vakası, İngiliz Hükümeti'ni hava kirliliğine karşı radikal yasal önlemler almaya mecbur bırakmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesi, 'Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir' ifadesiyle çevre sağlığını ve temiz havayı anayasal bir hak ve devlet-vatandaş ödevi olarak tanımlar.
Atmosferdeki doğal derişimi ortalama 315-360 ppm seviyelerinde olan CO2 gazı, fosil yakıt tüketimine bağlı olarak her yıl yaklaşık 1 ppm kadar artış göstermekte ve küresel ısınmayı tetiklemektedir.
ABD İş Güvenliği ve Sağlığı İdaresi (OSHA), iş yeri iç ortam havasında çalışanların sağlığını korumak amacıyla Karbonmonoksit (CO) için 8 saatlik izin verilebilir maruziyet sınır değerini 50 ppm olarak belirlemiştir.
OSHA tarafından iç ortamlarda kanser riskini önlemek amacıyla önerilen radyoaktif Radon gazı maruziyet sınır değeri, solunan her bir litre hava için en fazla 4 piko-Curie (4 pCi/L) olarak sınırlandırılmıştır.
Türkiye'de Tozla Mücadele Yönetmeliği kapsamında, mesleki maruziyette akciğer hastalıklarını önlemek için solunabilir alüminyum tozu sınırı 5 mg/m³, bakır tozu sınırı 1 mg/m³ ve kobalt tozu sınırı 0.1 mg/m³'tür.
Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik uyarınca kurşun sınır değeri 0.15 mg/m³, kloroform sınırı 10 mg/m³ ve amonyak sınırı 14 mg/m³ olarak belirlenmiştir.
Kutuplardaki buz kütlelerinde yapılan kimyasal analizlerde, bölgede hiçbir üretim olmamasına rağmen tamamen sentetik olan poliklorlu bifenil (PCB) bileşiklerine rastlanması, kirliliğin küresel taşınımını kanıtlamıştır.