Türk Borçlar Kanunu m.64/2'ye göre bir kişi kendini veya başkasını yakın bir zarar tehlikesinden korumak için başkasının malına zarar verirse, hakim tazminatı hakkaniyete göre belirler (örn. yangından kaçarken komşunun kapısını kırmak).
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür; davacı iddiasını, davalı ise savunmasını kanıtlamak zorundadır.
Borçluya alacağın devredildiği bildirilmemişse, borçlu önceki alacaklıya iyiniyetli olarak ifada bulunarak borcundan tamamen kurtulur (TBK m.186).
TMK m.707 kapsamında sahipsiz bir taşınmaz üzerinde aslen mülkiyet hakkının kazanılmasını sağlayan yola işgal denir; taşınırlarda ise bu yol ihraz olarak adlandırılır.
Adana'da evine girip bebeğini çalmak isteyen hırsızı öldüren çift hakkında savcı, meşru savunma ve zorunluluk halinin dikkate alınarak ceza verilmemesini talep etmiştir.
Zilyetlik irade dışında elden çıkmış olsa bile, para ve hamiline yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açılamaz (TMK m.990).
Mirastan yoksunluk sebebi varlığına rağmen miras bırakan o kişiyi affederse, miras bırakan tarafından mahrum edilemez; bu durum duygu açıklamalarına bağlanan hukuki sonuca örnektir.
TBK m.480/2 uyarınca başlangıçta öngörülemeyen olağanüstü durumlar götürü bedelle eserin yapılmasına engel olursa yüklenici hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını isteyebilir.
TMK m.737 gereğince taşınmaz maliki mülkiyet yetkilerini kullanırken komşularını rahatsız edecek duman, toz, gürültü gibi hoş görülebilecek dereceyi aşan taşkınlıklardan kaçınmak zorundadır.
TMK m.7 gereğince resmi sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur; içeriğinin doğru olmadığını ispat yükü karşı taraftadır.
Eski yasada yer alan 'bilerek' sözcüğünün yeni TCK'da kaldırılmasıyla hırsızlık malını satın alan kişilerin beraat etmesi zorlaştırılmış, mahkumiyet riski artırılmıştır.