Bireyler arasında veya bireylerle devlet arasında çıkan uyuşmazlıkların, bağımsız ve tarafsız mahkemelerce hukuki yöntemler kullanılarak çözümlenmesini sağlayan anayasal devlet işlevidir.
Mahkemelerin ve hâkimlerin görevlerini yerine getirirken yasama, yürütme ve diğer tüm dış etkenlerden, baskılardan uzak, sadece Anayasa'ya ve hukuka uygun olarak karar verebilmesidir.
Hâkim ve savcıların azlolunamayacağını, kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye ayrılamayacağını ve kadro kaldırılması halinde dahi mali haklarından yoksun bırakılamayacağını güvence altına alan sistemdir.
Hukuki nitelikleri bakımından benzerlik gösteren uyuşmazlıkların toplandığı ve kararları aynı yüksek mahkeme tarafından denetlenen, kendine özgü usul kuralları olan mahkemeler bütünüdür.
İlk derece veya istinaf mahkemelerince verilen kararların, usul ve kanun yönünden hukuka uygun olup olmadığının tespiti amacıyla bir yüksek mahkeme tarafından denetlenmesi yoludur.
Aynı uyuşmazlık hakkında adli ve idari yargı mercilerinin her ikisinin de kendisini görevli veya görevsiz görmesi durumunda ortaya çıkan ve çözümü Uyuşmazlık Mahkemesince yapılan uyuşmazlıktır.
Adli ve idari yargı mercilerince aynı konuda verilmiş, kesinleşmiş çelişkili kararlar nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin imkansızlaşması durumunda ortaya çıkan uyuşmazlık türüdür.
Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin veya TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesi'nde açılan soyut norm denetimi davasıdır.
Görülmekte olan bir davada uygulanacak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasıdır.
Cumhurbaşkanı, bakanlar ve yüksek yargı organı üyeleri gibi üst düzey devlet görevlilerinin görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Anayasa Mahkemesi'nde yargılandıkları özel yargılama sıfatıdır.
Anayasa'da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde yer alan temel haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden bireylerin, iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasıdır.
Ceza davaları ile kişiler arasındaki borçlar, aile, ticaret gibi özel hukuk uyuşmazlıklarının çözüme kavuşturulduğu, yüksek mahkemesi Yargıtay olan genel yargı düzenidir.
İdarenin ve yürütme organının hukuka aykırı eylem ve işlemlerine karşı açılan iptal ve tam yargı davalarının görüldüğü, yüksek mahkemesi Danıştay olan yargı düzenidir.
Kamu idarelerinin ve sosyal güvenlik kurumlarının gelir, gider ve mallarını TBMM adına denetleyen ve sorumluların hesaplarını kesin hükme bağlayan hesap mahkemesi niteliğindeki anayasal organdır.
İdarenin faaliyetlerini özel hukuk kuralları dışında tutarak ayrı hukuk kurallarına tabi kılan ve bu kuralları uygulayacak idari mahkemeleri adli mahkemelerden ayıran yönetim sistemidir. Fransa kökenli bu sistemde idareye üstün kamu kudreti ayrıcalıkları tanınır.
İdarenin kamu yararını gerçekleştirebilmek amacıyla, özel hukuk kişilerinin rızasını aramaksızın tek taraflı işlemler yapabilmesini sağlayan üstün yetki ve ayrıcalıklardır. Kamulaştırma kararı alınması bu gücün somut bir örneğidir.
İdarenin işleyişinin ve işlemlerinin özel hukuk kurallarına tabi olduğu, idare ile bireyler arasındaki uyuşmazlıkların genel adliye mahkemelerinde çözümlendiği sistemdir. Bu sistemde idare, bireylerle eşit hukuki statüdedir.
İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından en az biri yönünden hukuka aykırı olduğu iddiasıyla, menfaati ihlal edilenler tarafından idari yargıda açılan davadır. Amacı hukuka aykırı işlemin geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasıdır.
İdari işlem ve eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından, uğranılan zararın tazmin edilmesi, bir hakkın yerine getirilmesi veya eski durumun iadesi amacıyla açılan tazminat nitelikli idari davadır.
İdari yargı düzeni içinde yer alan mahkemeler arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarında, davanın hangi mahkeme tarafından çözümleneceğinin bölge idare mahkemesi veya Danıştay tarafından belirlenmesi işlemidir.
Aynı maddi veya hukuki sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek kararın diğer davayı doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu, bu nedenle birlikte görülmesi gereken davalardır.
Bir kamu hizmetinin özel hukuk tüzel kişisi tarafından kurulmasını veya kurulmuş bir hizmetin belli bir süre boyunca sözleşmecinin kendi kâr ve zararına işletilmesini öngören idari sözleşmelerdir.
Yargısal bir hüküm niteliği taşımayan, sadece görüş bildirme amacı güden ve idareyi doğrudan bağlamayan kararlardır. Osmanlı dönemindeki Şura-yı Devlet kararları bu nitelikteydi.
Yüksek mahkemelerin süreklilik arz eden, alt mahkemelere örnek oluşturan ve bir hukuk kuralının veya maddi olayın nasıl yorumlanması gerektiğini gösteren ilkesel kararlarıdır.
İlk derece mahkemeleri olan idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, maddi ve hukuki yönlerden yeniden incelenmesi talebiyle bir üst mahkeme olan Bölge İdare Mahkemesine başvurulmasını sağlayan kanun yoludur.
Bölge idare mahkemelerinin veya Danıştay'ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararların, hukuka uygunluk yönünden denetlenmesi amacıyla yüksek mahkeme olan Danıştay tarafından incelenmesi sürecidir.
İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan idari dava türüdür.
İdari işlem ve eylemlerden dolayı hakları muhtel olan (zarara uğrayan) kişilerin, uğradıkları zararların tazmin edilmesi talebiyle idareye karşı açtıkları tazminat davasıdır.
Danıştay daireleri veya kurulları arasındaki kararlarda ortaya çıkan aykırılık ve uyuşmazlıkları gidermek amacıyla İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından verilen, Resmi Gazete'de yayımlanan ve tüm idari yargı yerlerini bağlayan kararlardır.
Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen, idari yargıdaki tek hâkimle çözümlenecek davaların parasal sınırlarının güncellenmesinde kullanılan artış katsayısıdır.
İdarenin faaliyet ve işlemlerini özel hukuk kuralları dışında tutarak ayrı kamu hukuku kurallarına tabi kılan ve bu uyuşmazlıkları adli mahkemelerden ayrı örgütlenmiş idari mahkemelerde çözen yönetim sistemidir.
Danıştay'da dava dosyalarını detaylıca inceleyerek ilgili daire veya kurullara gerekli açıklamaları yapmak, duruşma tutanaklarını hazırlamak ve karar taslaklarını kaleme almakla görevli yargı mensubudur.
Bölge idare mahkemelerinde başkanın başkanlığında, HSK tarafından daire başkanları arasından seçilen iki asıl üyeden oluşan ve adliye personelinin özlük işleri ile idari görevlerini yürüten kuruldur.
Bölge idare mahkemesi başkanı ile daire başkanlarından oluşan, daireler arasındaki iş bölümü uyuşmazlıklarını çözen ve kesin kararlar arasındaki aykırılıkların giderilmesi için Danıştay'a başvurulmasına karar veren kuruldur.
İdarenin tek yanlı, egemenliğin bir parçası olarak emretme gücünü kullanarak yaptığı işlem ve eylemlerin idare hukukuna tabi olduğunu ve uyuşmazlıkların idari yargıda çözülmesi gerektiğini savunan ölçüttür.
İdarenin toplumsal ihtiyaçları karşılamak ve kamu yararını sağlamak amacıyla yürüttüğü faaliyetler sırasında yaptığı işlem ve eylemlerin idari yargının görev alanına girdiğini belirten ölçüttür.
İdarenin kamu hizmeti yürütürken aynı zamanda özel hukuku aşan, özel hukukta rastlanmayacak üstün yetkiler ve kamu gücü kullanması durumunda uyuşmazlığın idari yargıda çözüleceğini kabul eden güncel ölçüttür.
İdarenin, kişi hak ve hürriyetlerine veya mülkiyet hakkına yönelik, idarilik niteliğini kaybettirecek boyuttaki açık, ağır ve haksız müdahale teşkil eden eylemleridir; haksız fiil hükümlerine göre adli yargıda dava edilir.
Yasama, yargı ve yürütme işlevleri dışında kalan, toplumun günlük ve kesintisiz ihtiyaçlarını karşılamak, kamu hizmetlerini yürütmek amacıyla gerçekleştirilen sürekli kamusal faaliyetlerdir.
Yasama organının kanun koymak, değiştirmek, kaldırmak, bütçeyi kabul etmek ve yürütmeyi denetlemek gibi doğrudan anayasal ve siyasi yetkilerini kullanması sürecindeki faaliyetleridir.
Bağımsız mahkemelerde görevli hakimlerin, önlerine gelen uyuşmazlıkları belirli yargılama usulü kuralları çerçevesinde kesin olarak çözüme kavuşturması faaliyetidir.
Yürütme organının yüksek siyaset, milli güvenlik, yabancı devletlerle ilişkiler ve anayasal organlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, idare işlevinden ayrı nitelikteki hükümet tasarruflarıdır.
Yürütme organının yasama organıyla ilişkileri, anayasa değişikliği süreçleri veya yabancı devletlerle olan ilişkileri çerçevesinde yaptığı, idari yargı denetimi dışında kalan yüksek siyasi nitelikli işlemlerdir.
Kamu hizmeti imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların, idari yargı yerine taraflarca belirlenen milli veya milletlerarası hakemler marifetiyle çözümlenmesini öngören alternatif uyuşmazlık çözüm yoludur.
Kanunların idareye, kamu yararını gerçekleştirebilmesi için işlem yapıp yapmama, işlemin sebebini, konusunu, zamanını veya yöntemini belirleme konusunda tanıdığı yasal hareket serbestisidir.
Hukuka uygun bir idari işlemin isabetli, yararlı veya uygun olup olmadığının yargı yeri tarafından denetlenmesi olup, idari yargı mercileri için anayasal olarak yasaklanmıştır.
İdari eylem ve işlemlerin yürürlükteki mevzuata, üst hukuk normlarına, yargı içtihatlarına ve süreklilik kazanmış idari uygulamalara uygun olup olmadığının araştırılmasıdır.
İdarenin takdir yetkisini kullanırken yaptığı, hemen fark edilebilen, getirdiği çözüm adalet duygularına açıkça ters düşen belirgin ve ağır tercih hatasıdır.
Suç işlenmesini önlemekten ziyade, işlenmiş suçları ve suç kanıtlarını arayıp toplamak ve adli mercilere ulaştırmak amacıyla Cumhuriyet savcısının emir ve gözetiminde yürütülen, idare işlevi dışındaki faaliyettir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararlarına karşı, ilgililerin kararın tebliğinden itibaren on gün içinde aynı daire veya Genel Kuruldan kararın tekrar değerlendirilmesini isteme hakkıdır.
Yüksek Askeri Şura'nın, terfi ve kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma işlemleri hariç olmak üzere, askeri personelin orduyla ilişiğinin kesilmesine yönelik tesis ettiği ve yargı yolu açık olan kararlarıdır.
İdarenin kamu hizmetini yürütmek amacıyla, özel hukuku aşan üstün yetkiler ve şartlar içeren, uyuşmazlıkları kural olarak idari yargıda çözülen sözleşmelerdir.
İdarenin, mülkiyet hakkı sahibine herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın ve bedel ödemeksizin taşınmaza fiilen el koyması durumudur; fiili yol teşkil eder.
Anayasa'nın 141. maddesinde düzenlenen, davaların en az giderle ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını ifade eden, bazı idari davaların adli yargıya bırakılmasında gerekçe gösterilen ilkedir.
Ortada iki taraflı bir uyuşmazlık bulunmaksızın, tek taraflı olarak davacının talebi üzerine hakimin yargılama usullerini uygulayarak karar verdiği yargısal faaliyettir.
İdari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından biri yönüyle hukuka aykırı olmaları nedeniyle geriye etkili olarak ortadan kaldırılması için açılan davadır. Örneğin, usulsüz verilen bir disiplin cezasının iptali istemiyle açılan dava bu niteliktedir.
İdari işlem ve eylemler nedeniyle kişisel hakları doğrudan ihlal edilenlerin uğradıkları zararların tazmini veya haklarının iadesi için açtıkları davadır. Örneğin, idari bir aracın çarpması sonucu yaralanan kişinin açtığı tazminat davası bu türdendir.
İptal davası açılması halinde, dava konusu işlemin uygulanmasının dava sonuna kadar ertelenmesini sağlayan geçici hukuki koruma önlemidir. Bu karar için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç zararların doğması şartları aranır.
İdari işlemlerin, aksine bir mahkeme kararı verilinceye kadar hukuka uygun kabul edilerek ilgililer üzerinde doğrudan doğruya hukuki sonuç doğurmasıdır. Bu karine nedeniyle iptal davası açılması, dava konusu işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz.
İlgililerin idareye yaptıkları başvurulara, kanunda öngörülen altmış günlük yasal süre içinde idare tarafından hiçbir yazılı cevap verilmemesi durumunda talebin reddedilmiş sayılmasıdır. Bu sürenin dolmasıyla dava açma süresi başlar.
Kanunen dava açılmadan önce idari makamlara başvurulmasının zorunlu kılındığı hallerde, bu başvuru yolu tüketilmeden doğrudan mahkemede dava açılması durumudur. Bu durumda mahkeme dilekçeyi görevli idari makama gönderir.
İdari makamların kamu gücü kullanarak, tek taraflı irade beyanıyla hukuk aleminde doğrudan doğruya değişiklik meydana getiren kesin ve yürütülmesi zorunlu tasarruflarıdır. Memur atama kararı veya ruhsat iptali buna örnektir.
İdarenin bir hukuki işleme dayanmayan, fiziksel veya maddi nitelikteki her türlü faaliyeti, hareketi, icraatı veya hareketsiz kalması durumudur. Kar temizleme çalışması yapan belediye iş makinesinin bir binaya zarar vermesi idari eylemdir.
Bir kişinin kendi davranışlarıyla haklar edinebilme ve borçlar altına girebilme iktidarıdır. İdari yargıda dava açabilmek için davacının fiil ehliyetine sahip olması veya kanuni temsilcisi aracılığıyla hareket etmesi gerekir.
Kanun gereği velayet veya vesayet altında bulunan ya da fiil ehliyeti olmayan kişilerin ad ve hesabına hukuki işlemleri ve dava açma gibi usul işlemlerini gerçekleştiren kişidir.
İptal davası açabilmek için davacı ile dava konusu idari işlem arasında bulunması gereken güncel, meşru, ciddi ve makul ilişki durumudur. Bu ilişki kişisel bir hakkın ihlali kadar ağır bir şart içermez.
İdarenin yürüttüğü kamu hizmetinin kurulmasında, düzenlenmesinde veya işleyişinde meydana gelen aksaklık, gecikme veya eksiklik (hizmet kusuru) nedeniyle kişilere verdiği zararlardan sorumlu tutulmasıdır.
İdarenin herhangi bir kusuru veya hatası olmasa dahi, yürüttüğü riskli faaliyetler veya kamu külfetlerinde eşitlik ilkesi gereğince, eylemi ile meydana gelen zarar arasındaki nedensellik bağına dayanarak sorumlu olmasıdır.
Kamu yararı amacıyla yürütülen faaliyetlerin getirdiği yük ve zararların toplumun sadece belirli bir kesimi veya kişisi üzerinde kalmaması, bu zararın tazminat yoluyla idare tarafından karşılanarak topluma dağıtılması ilkesidir.
İdarenin kanunlara aykırı olmamak üzere, genel, soyut, objektif ve sürekli uygulanma kabiliyetine sahip kurallar koyduğu işlemlerdir. Yönetmelikler ve tebliğler düzenleyici işlemlere örnek teşkil eder.
İhale, özelleştirme, acele kamulaştırma gibi hızlı çözümlenmesi gereken belirli uyuşmazlıklarda uygulanan, dava açma ve yargılama sürelerini kısaltan özel ve hızlı bir idari yargılama usulüdür.
Aynı maddi veya hukuki sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek hükmün diğer davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğu, birlikte görülmesi gereken birden fazla idari davadır.
Bir davanın görüleceği mahkeme konusunda çıkan yetki veya görev uyuşmazlıklarında, davanın hangi mahkemede çözümleneceğini belirlemek üzere üst mahkeme (Danıştay veya Bölge İdare Mahkemesi) tarafından yapılan belirleme işlemidir.
Bir idari uyuşmazlığın çözümünde Danıştay, idare mahkemeleri veya vergi mahkemeleri arasında, davanın kendi görev alanlarına girip girmediği konusunda çıkan anlaşmazlıktır.
Aynı yargı koluna dahil iki farklı coğrafi yerdeki idare mahkemesi veya vergi mahkemesi arasında, uyuşmazlığa hangi yer mahkemesinin bakacağı konusunda çıkan anlaşmazlıktır.
Bir kamu hizmetinin özel hukuk tüzel kişileri tarafından kurulmasını veya işletilmesini öngören, idarenin üstün yetkilerini içeren kamu hukuku sözleşmeleridir.
Her türlü idari faaliyet ve eyleminde hukuka bağlı olan, vatandaşlarına tam bir hukuki güvenlik sağlayan ve idarenin tüm işlemlerini yargısal denetime tabi tutan devlet modelidir.
İdari yargıda davanın açılmasından karara bağlanmasına kadar olan sürecin kural olarak evrak üzerinden yürütülmesi ve duruşma yapılsa dahi incelemenin yazılı belgelere dayandırılması esasıdır.
Birden fazla idari işlemin aynı maddi olay ve sebeplere dayanılarak tesis edilmesi durumudur. Örneğin, bir memura aynı fiili nedeniyle hem disiplin cezası verilmesi hem de görev yerinin değiştirilmesi işlemlerine karşı tek dilekçeyle dava açılabilir.
Dava konusu edilecek birden fazla idari işlemin dayandığı hukuk kurallarının aynı olması ve bir işlem hakkındaki hukuki çözümün diğer işlemleri de doğrudan etkileyecek nitelikte bulunması durumudur.
Bir idari işlemin doğurduğu hukuki sonucun, bir başka idari işlemin tesis edilmesine gerekçe teşkil etmesidir. İmar planı kararı ile bu plana dayanılarak yapılan kamulaştırma işlemi buna örnektir.
Kanunen dava açılmadan önce idari makamlara zorunlu başvuru yapılması gereken hallerde, bu başvuru yolu tüketilmeden doğrudan idari yargıda dava açılması durumudur.
Davanın yöneltildiği davalı tarafı ifade eder. İdari yargıda davanın yanlış idari makama karşı açılması durumunda mahkeme davayı reddetmez, dilekçeyi gerçek hasım idareye tebliğ eder.
Mahkemenin, tarafların iddia, savunma ve talepleriyle bağlı kalmaksızın, uyuşmazlığın çözümü için gerekli her türlü bilgi, belge ve delili kendiliğinden toplama ve inceleme yetkisidir.
Dava dilekçesi, savunma, cevaba cevap ve ikinci savunma aşamalarının tamamlanarak dosyanın karar verilebilecek olgunluğa ve eksiksizliğe ulaşması aşamasıdır.
Kanunda belirlenen ivedi işlerde yargılama sürelerini kısaltan, ikinci dilekçeler aşamasına yer vermeyen ve dosyanın tekemmülünden itibaren bir ay içinde karar verilmesini öngören özel yargılama usulüdür.
Dava dilekçesinde İYUK'un 3. veya 5. maddelerine aykırılık ya da eksiklik tespit edilmesi halinde, bu eksikliklerin 30 gün içinde giderilmesi amacıyla mahkemece verilen geçici nitelikteki karardır.
Harç veya posta ücretindeki eksikliğin verilen sürede tamamlanmaması ya da adresi tespit edilemeyen davacının bir yıl içinde yeni adres bildirmemesi durumunda davanın hukuken hiç açılmamış kabul edilmesidir.
Çok üyeli mahkemelerde yapılan oylamada, çoğunluğun kararına katılmayan başkan veya üyelerin, karara katılmama gerekçelerini belirttikleri yazılı hukuki düşüncedir.
Tam yargı davalarında dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılmasını sağlayan dilekçedir.
Mahkemelerin vermiş olduğu kararların hukuka aykırı veya hatalı olduğunu düşünen taraflara, bu kararların bir üst derece mahkemesi tarafından denetlenmesini isteme hakkı tanıyan hukuki yoldur. İdari yargıda istinaf ve temyiz olağan kanun yollarıdır.
Mahkeme kararının yeterince açık olmaması veya hüküm fıkralarının birbirine aykırı olması durumunda, tarafların kararın netleştirilmesi için kararı veren mahkemeye başvurmasıdır. Bu başvuru kararın infaz edilmesine kadar yapılabilir.
Kararı veren mahkemeden, karardaki tarafların kimlik bilgileri, sıfatları, iddiaları veya hüküm fıkrasındaki hesap hatalarının düzeltilmesini isteme yoludur. Açıklamadan farklı olarak, bu başvuru için herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır.
İlk derece mahkemesi kararlarının hem maddi olay yönünden hem de hukuki yönden bölge idare mahkemesi tarafından denetlenmesini sağlayan, tebliğden itibaren otuz günlük süreye tabi olağan kanun yoludur.
Bölge idare mahkemelerinin kanunda sayılan kararları ile Danıştay dava dairelerinin ilk derece kararlarının, sadece hukuka uygunluk yönünden Danıştay tarafından denetlenmesini sağlayan kanun yoludur.
Kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı, kanunda sınırlı olarak sayılan ağır hata, hile veya yeni delil gibi durumların varlığı halinde davanın yeniden görülmesini sağlayan olağanüstü kanun yoludur.
Kesinleşen ancak yürürlükteki hukuka aykırı sonuçlar içeren kararlara karşı, ilgili bakanlığın istemi veya Danıştay Başsavcısı'nın kendiliğinden harekete geçmesiyle başvurulan, kararın fiili sonuçlarını değiştirmeyen ancak hukuka aykırılığı saptayan yoldur.
İhale işlemleri, acele kamulaştırma gibi hızlı çözülmesi gereken uyuşmazlıklarda uygulanan, istinaf yolu kapalı olup doğrudan on beş günlük süre içinde temyize tabi olan hızlandırılmış yargılama usulüdür.
Bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sırasında ihtiyaç duyması halinde, delil toplama veya keşif gibi bazı yargısal işlemlerin başka bir yerdeki idare veya vergi mahkemesi aracılığıyla yerine getirilmesi yöntemidir.
Danıştay'ın bozma kararı üzerine, bölge idare mahkemesinin kendi ilk kararının doğru olduğunu savunarak bozma kararına uymaması ve eski kararında direnmesidir.
Dava konusu idari işlemin uygulanmasını dava sonuna kadar erteleyen, kanun yollarına başvurulmuş olmasının kararın icrasını durdurmaması kuralının istisnasını oluşturan geçici hukuki koruma önlemidir.
Kararın açıklanmasını talep eden tarafça hazırlanan, karşı taraf sayısından bir nüsha fazla verilmesi gereken ve kararı veren mahkemeye sunulan resmi başvuru belgesidir.
Benzer hukuki uyuşmazlıklarda mahkemelerin farklı kararlar vermesini önleyerek kanunların tüm ülkede aynı şekilde yorumlanmasını ve uygulanmasını sağlayan, üst mahkeme denetiminin temel amaçlarından biri olan ilkedir.
İdari yargı yerlerince hukuka aykırı bulunan idari işlemlerin, tesis edildikleri tarihten itibaren geçmişe etkili olarak ortadan kaldırılmasına ve hükümsüz kılınmasına yönelik verilen karardır.
İdarenin hukuka aykırı işlem veya eylemleri nedeniyle bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların giderilmesi amacıyla mahkemece hükmedilen parasal ödeme kararıdır.
İdarenin, mahkeme kararlarını uygulamayan veya kusurlu davranan kamu görevlileri yüzünden ödemek zorunda kaldığı tazminat miktarını, sorumluluğu oranında ilgili kamu görevlisinden talep etmesidir.
Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken hizmetle ilgisi olmayan, salt kişisel kusurlarından veya haksız fiillerinden dolayı şahsen sorumlu tutulmalarıdır.
İdarenin mahkeme kararının gereklerini yerine getirmesinin fiilen veya fiziksel olarak mümkün olmaması durumudur. Hukuka aykırı olarak yıkılan bir tarihi binanın yıkım işleminin iptali durumunda binanın aynen iade edilememesi buna örnektir.
Mahkeme kararının uygulanmasının, yürürlükteki başka bir emredici hukuk kuralı veya statü değişikliği nedeniyle hukuken imkansız hale gelmesidir. Yaş haddini dolduran memurun göreve iade kararının uygulanamaması bu duruma örnektir.
Hukuki düzenlemelerin birey hakkında uygulanarak onun lehine tüm hukuki sonuçları doğurması ve bu durumun hukuk düzenince korunmasıdır.
İdari işlem ve eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından, uğranılan zararın tazmini veya ihlal edilen bir hakkın yerine getirilmesi amacıyla açılan idari dava türüdür.
İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davanın sonuna kadar işlemin icrasını askıya alan geçici nitelikteki karardır.
İdarenin sunduğu kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi nedeniyle ortaya çıkan ve idarenin tazminat sorumluluğunu doğuran hukuka aykırılık durumudur.
Tazminat ve vergi davalarında, mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süre için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre hesaplanan faiz türüdür.
Kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan bir özel malın, idari bir kararla kamu yararına özgülenmesi ve bu yolla haczedilmesinin engellenmesi işlemidir.
Kamu tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunmakla birlikte, doğrudan kamu hizmetine veya kamu yararına tahsis edilmemiş olan ve haczedilmesi hukuken mümkün olan mallardır.
Anayasa'nın 138/4. maddesi uyarınca, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olması ve bu kararları hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ifade eden ilkedir.
Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olmasını öngören temel haktır.
Uluslararası hukukun ve anayasal düzenin genel bir ilkesi olup, kesinleşmiş mahkeme kararlarının taraflar ve idare yönünden tartışmasız kabul edilmesini ve uygulanmasını gerektiren ilkedir.
Eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, insan haklarına saygılı, adil bir hukuk düzeni kuran ve kendini hukukun üstün kurallarıyla bağlı sayan devlet modelidir.
Hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bireylerin duyduğu acı, elem ve üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi amacıyla mahkemece hükmedilen manevi tatmin aracıdır.
İdarenin kanunlara dayanarak çıkardığı, genel, soyut ve objektif kurallar içeren tüzük, yönetmelik gibi normatif işlemlerdir.
Genel ve soyut nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak, belirli kişiler hakkında tesis edilen somut ve bireysel nitelikteki idari işlemlerdir.