İdari yargılama hukukunda yazılı yargılama usulü geçerlidir ve uyuşmazlıkların incelenmesi kural olarak evrak üzerinden gerçekleştirilir. İdari davalar, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış, davacının veya vekilinin imzasını taşıyan dilekçelerle açılır. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (İYUK) 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinde; tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad, soyad veya unvanları ile adresleri, gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, davanın konusu, sebepleri ve dayandığı deliller, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim (tebliğ) tarihi ve uyuşmazlık konusu miktar gösterilmelidir. Ayrıca dava konusu işlemin ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenmeli, dilekçe ve eklerinin örnek sayısı karşı taraf sayısından bir fazla olmalıdır. Uygulamada kamu görevlilerinin açtıkları tam yargı davalarında, zararın işlem anında kesinlikle tespit edilememesi veya işlemin yürürlükte kaldığı süreyle bağlantılı olarak değişmesi nedeniyle, miktar gösterilmesi zorunluluğu aranmamaktadır. Danıştay İçtihadı Birleştirme kararı ile kamu görevlilerine miktar belirtmeksizin dava açma imkanı tanınmıştır. Ayrıca, 6459 sayılı Kanun ile İYUK'un 16/4. maddesine eklenen hüküm uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir (ıslah benzeri miktar artırımı). Dava dilekçeleri doğrudan ilgili mahkemeye verilebileceği gibi, bu mahkemelere gönderilmek üzere idare ve vergi mahkemesi başkanlıklarına, bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı ülkelerde Türk konsolosluklarına teslim edilebilir. Dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra derhal deftere kaydı yapılarak kayıt tarihi ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır; dava bu kayıt tarihinde açılmış sayılır ve davacıya pulsuz bir alındı kağıdı verilir. Başka yerlerden gönderilen dilekçeler en geç üç gün içinde taahhütlü olarak ilgili mahkemeye postalanır. Harç veya posta ücretinin eksik olması halinde davacıya otuz günlük tamamlama süresi tebliğ edilir; gereği yerine getirilmezse bildirim bir kez daha tekrarlanır, yine tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. İdari yargılama hukukunda esas kural, her idari işleme karşı ayrı ayrı dava açılmasıdır. Ancak İYUK'un 5. maddesi, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek bir dilekçe ile dava açılmasına izin vermektedir. Maddi bağlılık, işlemlerin aynı maddi sebeplere dayanarak tesis edilmesidir; örneğin bir kamu görevlisine aynı eylem nedeniyle hem disiplin cezası verilmesi hem de görev yerinin değiştirilmesi durumunda tek dilekçeyle dava açılabilir. Hukuki bağlılık ise işlemlerin hukuki dayanaklarının aynı olması ve birinin çözümünün diğerini etkileyecek nitelikte bulunmasıdır. Sebep-sonuç ilişkisinde ise bir işlemin konusu veya sonucu, diğer işlemin sebebini oluşturur; imar planı ile bu planın uygulanmasına yönelik kamulaştırma işlemi buna örnektir. İYUK, hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması koşuluyla birden fazla kişinin ortak tek bir dilekçeyle dava açmasına da olanak tanır. Örneğin, iştirak halinde mülkiyete konu bir taşınmazın kamulaştırılması işlemine karşı tüm hissedarlar ortak dilekçeyle dava açabilirler. Aynı şekilde, düzenleyici işlemlere karşı bu işlemlerden etkilenenlerin, çevre veya kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına ilişkin işlemlere karşı birden fazla yurttaşın ya da tüzel kişiliği kaldırılan bir beldede yaşayanların ortak dilekçeyle dava açması mümkündür. Tam yargı davalarında ise aynı eylem nedeniyle zarara uğrayan aile bireyleri ortak dilekçe kullanabilirler. Birden fazla işleme karşı tek dilekçeyle veya birden fazla kişinin ortak dilekçeyle dava açabilmesi, yargılama sürecini hızlandırır, dava masraflarını azaltır ve en önemlisi aynı maddi olay hakkında farklı mahkemelerin çelişkili kararlar vermesini önler. Bu durum, Anayasa'nın 141. maddesinde yer alan "davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" ilkesinin doğrudan bir gereğidir. İdare mahkemelerinin İYUK'un 5. maddesi uygulamasına ilişkin (dilekçe reddi gibi) kararlarına karşı temyiz yolu kapalıdır; mahkemeler bu konuda takdir yetkisine sahiptir. Mahkemeye sunulan dava dilekçeleri, Danıştay'da tetkik hakimi, mahkemelerde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından ilk incelemeye tabi tutulur. İlk inceleme süresi dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gündür. Ancak ilk inceleme konularından birinin davanın sonraki aşamalarında tespit edilmesi halinde de ilgili kararlar verilebilir. İlk inceleme kanunda öngörülen kesin bir sıraya göre yapılmak zorundadır. Bu sıranın ilk basamağı "Görev ve Yetki" incelemesidir. Davanın adli yargıda açılması gerektiği anlaşılırsa görevsizlik sebebiyle reddedilir; idari yargı içinde yanlış mahkemede açılmışsa görev veya yetki yönünden reddedilerek dosya görevli/yetkili mahkemeye gönderilir ve bu karar kesindir. İkinci sırada "İdari Merci Tecavüzü" incelenir. Dava açılmadan önce idareye başvurulması zorunlu olan hallerde doğrudan dava açılmışsa, mahkeme dilekçenin ilgili idari merciye tevdiine karar verir. Üçüncü sırada "Ehliyet" yönünden inceleme yapılır; davacının iptal davasında menfaat, tam yargı davasında hak ihlali bulunup bulunmadığı ve medeni hakları kullanma ehliyeti denetlenir. Ehliyetsizlik durumunda dava reddedilir; avukat olmayan vekilce açılmışsa 30 gün içinde bizzat veya avukatla açılması için dilekçe reddedilir. Dördüncü sırada "İdari Davaya Konu Olacak Kesin ve Yürütülmesi Gereken Bir İşlem Olup Olmadığı" incelenir; kesin ve icrai nitelikte olmayan işlemlere karşı açılan davalar reddedilir. Beşinci sırada "Süre Aşımı" incelenir ve süresinde açılmayan davalar reddedilir. Altıncı sırada "Husumet" incelenir; davanın yanlış idari makama karşı açılması durumunda mahkeme dilekçeyi gerçek hasım idareye tebliğ eder ve bu karar kesindir. Yedinci sırada "Dilekçede Eksiklik Olup Olmadığı" (İYUK md. 3) incelenir; eksiklik varsa 30 gün içinde giderilmesi için dilekçe reddedilir, bu süre içinde eksiklik giderilmezse dava reddedilir. Son sırada ise "Tek dilekçeyle birden fazla işleme dava açılıp açılamayacağı veya ortak dilekçeyle dava açma şartlarının bulunup bulunmadığı" (İYUK md. 5) incelenir; aykırılık halinde 30 gün içinde uygun dava açılması için dilekçe reddedilir, düzeltilmezse dava reddedilir. İlk inceleme aşamasında herhangi bir kanuna aykırılık görülmeyen dava dilekçesi ve ekleri, davalı idareye tebliğ edilir. Davalı idare, dava konusu işleme ilişkin işlem dosyasının aslını veya onaylı örneğini de ekleyerek hazırladığı savunmasını mahkemeye sunar. Davalının savunması davacıya tebliğ edilir; davacı buna karşı ikinci dilekçesini (cevaba cevap) sunar. Davacının ikinci dilekçesi davalıya tebliğ edilir ve davalı da ikinci savunmasını verir. İkinci savunmaya karşı davacının kural olarak cevap hakkı yoktur; ancak davalının ikinci savunmasında davacının açıklama yapmasını gerektiren yeni hususlar bulunursa mahkeme davacıya ek süre verebilir. Tarafların tebliğ edilen dilekçelere karşı cevap verme süresi tebliğ tarihinden itibaren otuz gündür. Bu süre, haklı sebeplerin varlığı halinde taraflardan birinin istemi üzerine, mahkeme kararıyla bir defaya mahsus olmak üzere en fazla otuz gün uzatılabilir; sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri reddedilir. İvedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda savunma süresi on beş gün olup, en fazla on beş gün uzatılabilir. Merkezi ve ortak sınavlara ilişkin uyuşmazlıklarda ise savunma süresi üç gün ile sınırlandırılmış ve en fazla üç gün uzatılması öngörülmüştür. Bu özel usullerde ikinci dilekçeler aşaması bulunmaz; savunmanın verilmesi veya süresinin geçmesiyle dosya tekemmül eder. İYUK'un 16. maddesinde davacının dilekçesi ve eklerinin davalıya tebliğ edileceği açıkça belirtilmişken, davalının sadece savunmasının tebliğ edileceği, savunma eklerinin ve işlem dosyasının davacıya tebliğ edilmeyeceği düzenlenmiştir. Bu durum uygulamada davacının mahkemeye giderek dosyayı incelemesi külfetini doğurmakta, hatta bazen incelemeye izin verilmemektedir. Ancak adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereğince işlem dosyasının davacı tarafından incelenmesi zorunludur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2008 tarihli kararı da işlemin dayanağı olan belgelerin davacı tarafından incelenmesinin önemini ve gerekliliğini vurgulayarak bu eksikliği gidermektedir. İdari yargılama usulünde, davanın çözümü için gerekli olan her türlü bilgi ve belgenin tarafların sunmasına veya talebine bağlı kalmaksızın mahkeme tarafından kendiliğinden toplanıp incelenmesine "resen araştırma ilkesi" denir. Bu ilke, idari yargı denetiminin bir hukuka uygunluk denetimi olması ve kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle hayati öneme sahiptir. Ayrıca, üstün kamu gücü ayrıcalıklarına ve uyuşmazlığa ilişkin tüm bilgi/belgelere sahip olan idare karşısında, güçsüz konumda bulunan bireyler arasındaki eşitsizliği dengelemeyi amaçlar. İptal davaları sadece kişisel menfaatleri değil, idarenin hukuka uygun çalışmasını da koruduğundan hakim uyuşmazlığı aydınlatmak için her türlü araştırmayı kendiliğinden yapar. İYUK'un 20. maddesi uyarınca Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri bakmakta oldukları davalara ilişkin her çeşit incelemeyi kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler, belirledikleri süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilginin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler; bu taleplerin yerine getirilmesi zorunludur. Resen araştırma yetkisi; idareden bilgi ve belge isteme, keşif yapma, bilirkişiye başvurma ve gerektiğinde uyuşmazlıkla ilgili kişilerin yazılı beyanlarını alma yetkilerini kapsar. Özellikle sınav davalarında mahkeme üyesi aracılığıyla sınav kağıtlarının idareden bizzat alınması, belgelerin kaybolduğu yönündeki iddiaların önüne geçer. Kanun, Devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine (yabancı devletlerle ilişkiler dahil) ilişkin bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulmamasını kabul etmiştir. Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcısı veya ilgili bakan gerekçesini bildirmek suretiyle bu gizli belgeleri mahkemeye vermeyebilir. Ancak, bu şekilde mahkemeye sunulmayan ve gizli tutulan bilgi ve belgelere dayanılarak idare lehine savunma yapılamaz ve mahkemece bu belgelere dayanılarak karar verilemez. Resen araştırma yetkisi esasen ilk derece mahkemelerine ve işin esasına giren istinaf mercilerine aittir; temyiz mercii olan Danıştay ise kural olarak vakıa incelemesi yapamadığından bu yetkiyi Danıştay Kanunu'nun 49. maddesi sınırlarında kullanır. İdari yargıda yazılı yargılama usulü esas olmakla birlikte, belirli şartların varlığı halinde duruşma yapılması öngörülmüştür. İYUK'un 17. maddesine göre; Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında, yirmi beş bin lirayı aşan tam yargı davalarında ve tarh edilen vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların zam ve cezaları toplamı yirmi beş bin lirayı aşan vergi davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılması zorunludur. Duruşma talebi dava dilekçesinde veya savunma dilekçelerinde belirtilmelidir. Ayrıca mahkeme, tarafların talebi olmasa bile kendiliğinden (resen) duruşma yapılmasına karar verebilir. Duruşmalar mahkeme veya daire başkanı tarafından yönetilir ve kural olarak halka açık yapılır; ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerektirdiği durumlarda mahkeme kararıyla duruşmanın bir kısmı veya tamamı gizli tutulabilir. Duruşmalarda taraflara ikişer defa söz verilir. Taraflardan sadece biri gelirse onun açıklamaları dinlenir; hiçbiri gelmezse duruşma açılmaz ve inceleme dosya üzerinden tamamlanır. Danıştay'da yapılan duruşmalarda savcının bulunması zorunludur; taraflar dinlendikten sonra savcı yazılı düşüncesini açıklar ve taraflara son sözleri sorularak duruşma bitirilir. Duruşma, dosyanın tekemmül etmesinden (tüm dilekçelerin verilmesinden) sonra gerçekleştirilir; bu nedenle İYUK'un 19. maddesi uyarınca duruşma yapıldıktan sonra en geç on beş gün içinde karar verilmesi zorunludur. İdari yargı duruşmalarında tutanak tutulmaz, hakimler sadece not alırlar. Tutanak tutulmaması, duruşmada yapılan açıklamaların sonradan incelenmesini zorlaştırsa da genellikle dilekçelerdeki iddialar tekrar edildiği için büyük bir hak kaybına yol açmamaktadır. İlk derecede duruşma yapılması tarafların talebi halinde zorunlu iken, istinaf ve temyiz aşamalarında duruşma yapılması tarafların talebine ve ilgili yargı merciinin takdirine bağlıdır. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi veya kişilik/niteliğinde değişiklik olması durumunda uygulanacak kurallar İYUK'un 26. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, davayı takip hakkı kendisine geçenin (mirasçıların veya yeni temsilcinin) başvurmasına kadar veya gerçek kişinin ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Dosyanın işlemden kaldırılmasından itibaren dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmezse, varsa verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Sadece öleni ilgilendiren (kişiye sıkı sıkıya bağlı) davalarda ise dilekçeler iptal edilir. Davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamaması halinde, yeni adres bildirilinceye kadar dava dosyası işlemden kaldırılır ve varsa yürütmenin durdurulması kararı hükümsüz hale gelir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde yeni adres bildirilerek davanın yenilenmesi istenmezse, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve bu karar taraflara tebliğ edilir. İYUK, idari yargılama usulünü tüm detaylarıyla düzenlemediğinden, hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine atıf yapmıştır. İYUK'un 31. maddesine göre; hakimin davaya bakmaktan yasaklılığı ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, vekiller, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım ve duruşma disiplini konularında HMK hükümleri uygulanır. Ancak davanın ihbarı idari yargıda mahkemece resen yapılır. HMK kuralları idari yargıda doğrudan değil, "idari davaların nitelikleriyle bağdaştığı ölçüde" yorumlanarak uygulanır; örneğin kamu yararı düşünülerek bazı davalarda feragat kabul edilmeyebilir. Bu durum uygulamada belirsizlik yarattığından, bu konuların doğrudan İYUK içinde düzenlenmesi daha isabetli olacaktır. İYUK'un 20/5. maddesi uyarınca dava dosyaları; kanunlarda belirtilen öncelik durumları, Danıştay Başkanlar Kurulu ve Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenip Resmi Gazete'de ilan edilen öncelikli işler göz önüne alınarak geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül sırasına göre karara bağlanır. Öncelikli işler dışında kalan dosyalar, tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılmalıdır. İvedi yargılama usulüne tabi davalar tekemmülden itibaren en geç bir ay, merkezi ve ortak sınavlara ilişkin davalar ise en geç on beş gün içinde karara bağlanmak zorundadır. Ağır iş yükü bu sürelere uyulmasını zorlaştırsa da idarenin hukuk devleti ilkesine uygun davranması dava sayılarını azaltacaktır. Davaların karara bağlanması sürecinde konular aydınlandığında meseleler sırasıyla oya sunulur. Yargılama usulüne ilişkin konularda azınlıkta kalan üyeler de işin esası hakkında oy kullanmak zorundadır; azınlıkta kalanların karşı oy gerekçeleri kararın altına yazılır. Her dava için görüşmeye katılanları, dosya numarasını, dava konusunu, karar neticesini ve oy dağılımını gösteren bir görüşme tutanağı düzenlenir ve aynı toplantıda imzalanarak dosyada saklanır. Mahkeme kararlarında; tarafların ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri, davacının iddialarının ve davalının savunmasının özeti, Danıştay'da tetkik hakimi ve savcının adları ve düşünceleri, duruşma yapılıp yapılmadığı, kararın dayandığı hukuki sebepler ve gerekçesi, hüküm fıkrası (tazminat miktarını da içerecek şekilde), yargılama giderleri, kararın oybirliği veya oy çokluğuyla verildiği, kararı veren hakimlerin ad, soyad, imzaları ve varsa karşı oyları ile dosyanın esas ve karar numaraları yer almak zorundadır. Kararın imzalı asılları karar ve dava dosyasına konulur, mühürlü ve tasdikli birer örneği taraflara tebliğ edilir.