Sesli Özet
← Ünite 7

Ünite 7: Servet Vergileri — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Metni oku

Tarihsel süreçte vergileme insanlığın varoluşundan beri farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır. Geçmiş dönemlerde zenginliğin temel kaynağı toprak ve topraktan elde edilen ürünler olmuş, para sisteminin henüz yaygın olmadığı dönemlerde vergiler ürün miktarının belirli bir yüzdesi şeklinde ayni olarak alınmıştır. On sekizinci yüzyıldan sonra ise modern vergileme türleri şekillenmeye başlamış ve bunlardan biri de arazi, bina ve kişisel varlıklar üzerinden alınan servet vergileri olmuştur. Servet vergileri, genel olarak servetin yapısında meydana gelen artışlar ya da servet üzerindeki mülkiyet hakkının başkalarına intikali durumunda vergiye tabi tutulması prensibine dayanır. Türk vergi sisteminde servet üzerinden alınan vergiler temel olarak üç grupta incelenmektedir: Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV), Veraset ve İntikal Vergisi (VİV) ve Emlak Vergisi. Bu vergilerden MTV ve Emlak Vergisi belirli bir mal veya değere sahip olma (mülkiyet) dolayısıyla alınırken, Veraset ve İntikal Vergisi ise servetin bir kişiden diğerine karşılıksız (ivazsız) veya ölüm yoluyla transferini vergilendirmektedir. Türk vergi sisteminde kişilerin sahip olduğu tüm taşınır ve taşınmaz varlıkları kapsayan genel bir servet vergisi bulunmamaktadır. Bunun yerine kişilerin sahip oldukları belirli servet unsurlarını toplam servetlerinden bağımsız olarak vergilendiren özel servet vergisi niteliğinde uygulamalar mevcuttur. Bu durum vergi idaresine uygulama kolaylığı sağlarken, servetin farklı unsurlarının kendine has kanuni düzenlemelerle takip edilmesine imkan tanımaktadır. 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu kapsamında düzenlenen MTV, motorlu taşıta sahip olunan süre boyunca yıllık olarak ödenen ve belirli bir tarihe bağlı olarak kendiliğinden tahakkuk eden bir servet vergisidir. Yönetimi son derece kolay olan ve vergi kayıp ve kaçağının nispeten az olduğu bu verginin toplam vergi gelirleri içindeki payı hiçbir zaman çok büyük boyutlara ulaşmamıştır. MTV'nin konusuna girebilmek için bir taşıtın sadece motorlu olması yeterli değildir; aynı zamanda Kanunda yer alan tarifelerde açıkça sayılmış olması ve ilgili sicile kayıt ve tescil edilmiş bulunması gerekmektedir. Taşıtların vergi mükellefiyeti, trafik sicili ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından tutulan sivil hava vasıtaları siciline kayıt ve tescil ile başlamaktadır. Vergiyi doğuran olay bakımından kayıt ve tescil işleminin yılın ilk altı ayı veya son altı ayı içinde yapılmasına göre mükellefiyetin başlangıç ve bitiş dönemlerinde farklılıklar söz konusudur. Yeni kayıt ve tescil edilen taşıtlarda yılın ilk altı ayında işlem yapılırsa takvim yılı başında, son altı ayında yapılırsa son altı aylık dönemin başından itibaren mükellefiyet başlar. Kaydı silinen taşıtlarda ise silinme ilk altı ayda olursa ikinci altı aylık dönemin başında, ikinci altı ayda olursa takip eden takvim yılı başında mükellefiyet sona erer. Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununda vergi dışı bırakılmış taşıtlar beş grupta toplanmaktadır. Bunlar genel ve özel bütçeli kamu kurumları, diplomatlara ait taşıtlar, malül ve engellilere ait özel tertibatlı taşıtlar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) intikal eden bankalara ait taşıtlar ve Türk Kuşu ile Türk Hava Kurumuna ait uçak ve helikopterlerdir. Kanunda istisna terimi geçmesine rağmen, bu düzenlemelerin esas itibariyle verginin konusundan ziyade mükellefi esas alan birer muafiyet niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. MTV spesifik matrahlı bir yapıya sahiptir; bu nedenle advalorem (değere göre değişen oranlı) matrahlara uygulanan tek bir vergi oranından söz etmek mümkün değildir. Her taşıt için maktu vergi miktarları tarife şeklinde düzenlenmiştir. Kanunda (I) sayılı tarife otomobil, arazi taşıtları ve motosikletleri; (II) sayılı tarife minibüs, otobüs, kamyon ve çekicileri; (IV) sayılı tarife ise uçak ve helikopterleri kapsamaktadır. 01/01/2018 tarihinden sonra kayıt ve tescil edilen otomobil ve arazi taşıtlarında vergi miktarını yaş ve silindir hacminin yanı sıra taşıtın değeri de etkilemektedir. İlk kayıt ve tescil tarihindeki taşıt değerine isabet eden satır, sonraki yıllarda da vergi tutarlarının belirlenmesinde esas alınmaya devam eder. Sadece elektrik motoru olan taşıtlar ise elektrikli olmayan muadillerinin vergi tutarlarının %25'i oranında vergilendirilmektedir. MTV, taşıtların kayıt ve tescilinin yapıldığı yerin vergi dairesi tarafından her yıl Ocak ayının başında yıllık olarak tahakkuk ettirilmiş sayılır. Tahakkuk ettirilen vergi ayrıca mükellefe tebliğ olunmaz; tahakkuk ettirilen günde tebliğ edilmiş sayılır. Hesaplanan vergi her yıl Ocak ve Temmuz aylarında iki eşit taksitte ödenmektedir. Vergi güvenlik önlemleri kapsamında trafik sicil memurları ve sivil hava vasıtaları sicil memurları, tescil ettikleri taşıtları bir ay içinde ilgili vergi dairesine bildirmek zorundadır. Ayrıca noterler ve ilgili sicil memurları, taşıtların satış ve devir işlemlerini yapmadan önce o güne kadar ödenmemiş motorlu taşıtlar vergileri ile gecikme zamları ve cezalarının ödendiğini gösteren belgeyi istemek mecburiyetindedirler. Fenni muayene yapmaya yetkili kişiler ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü de taşıtların fenni muayenelerini yapmadan veya uçuşa elverişli belgelerini vermeden önce verginin ödenip ödenmediğini araştırmak zorundadır. Vergisi ödenmemiş veya taksitlendirilmemiş taşıtlara fenni muayene yapılmamakta ve uçuş belgesi verilmemektedir. Veraset ve intikal vergisi, veraset yoluyla (ölüme bağlı tasarruflar) veya sağlar arasında ivazsız (karşılıksız) olarak gerçekleşen servet transferlerini konu alan, subjektif, özel nitelikli ve dolaysız bir servet vergisidir. Verginin subjektif olması mükelleflerin kişisel ve ailevi durumlarını dikkate almasından, dolaysız olması ise başkasına yansıtılamamasından kaynaklanır. Kanunumuzda tereke vergisi yerine miras payı vergisi sistemi benimsenmiştir. Bu yöntemde tereke bir bütün olarak değil, terekeden mirasçılara intikal eden paylar üzerinden vergilendirilmektedir. Bu sayede mirasçının vergi ödeme gücü dikkate alınmakta ve vergiye subjektif bir karakter kazandırılmaktadır. Veraset ve intikal vergisinin konusuna, T.C. uyruğunda bulunan şahıslara ait mallar ile Türkiye'de bulunan malların veraset yoluyla veya herhangi bir suretle ivazsız bir şekilde bir şahıstan diğer şahsa intikali girer. Verginin mükellefi ise, kendilerine veraset yoluyla veya ivazsız suretle mal intikal eden gerçek ve tüzel kişilerdir. Veraset ve intikal vergisinde vergiyi doğuran olay bir kişinin ölümü, gaiplik kararına varılması veya hayatta iken yapılan bağış ve karşılıksız edinimlerle meydana gelir. Mükellefler intikal eden malları Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve kanunda öngörülen özel değerleme ölçülerine (ticari sermaye, emlak vergisi değeri, rayiç bedel vb.) göre değerleyerek beyanname vermek zorundadır. Beyannamenin verileceği süre ölümün veya işlemin nerede gerçekleştiğine bağlı olarak değişir. Örneğin ölüm Türkiye'de gerçekleşmişse ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmelidir. Şans oyunları ile yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiyelerde ise kaynakta kesinti (tevkifat) yoluyla %20 oranında vergi alınmakta, ikramiye kazananların ayrıca beyanname vermesi gerekmemektedir. Vergi Usul Kanununda sadece veraset ve intikal vergisine mahsus olmak üzere iki ek beyan süresi düzenlenmiştir. Beyanname verme süresinin sonundan başlayarak 15 gün beklenir; bu sürede verilirse vergi ziyaı cezası kesilmez. Ayrıca tebligat yapılarak ikinci bir 15 günlük süre daha tanınabilir. Emlak vergisi, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan bina, arsa ve araziden alınan, hasılatı ve yönetimi yerel idarelere bırakılmış, sürekli, objektif ve özel nitelikte bir servet vergisidir. Emlak vergisi objektif niteliktedir; yani yükümlülerin kişisel ve ailevi durumları dikkate alınmaz ve tek oran uygulanır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu bina vergisi ve arazi vergisi olmak üzere iki ayrı vergiyi düzenlemektedir. 1986 yılına kadar merkezi yönetim tarafından toplanan bu verginin yönetimi ve gelirleri 1985 yılında çıkarılan 3239 sayılı kanunla belediyelere devredilmiştir. Emlak vergisinin matrahı gayrimenkullerin kanuni usullere göre tespit edilen 'vergi değeri'dir. Bina ve arazi vergilerinde vergi değerleri, her yıl bir önceki yıla ait değerin Vergi Usul Kanununa göre tespit edilen yeniden değerleme oranının yarısı nispetinde artırılması suretiyle güncellenmektedir. Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bina vergisinin konusunu oluşturur. Binanın ne tür malzemeden yapıldığı önemli olmayıp, vergilendirme açısından esas olan sabit inşaat niteliğinde olması ve sürekli bir amaç için kullanılmaya elverişli bulunmasıdır. Yüzer havuzlar, çadırlar ve seyyar evler bina sayılmaz. Bina vergisinin mükellefi binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerdir. Kanunda daimi muafiyetlerin yanı sıra belirli sürelerle geçici muafiyetler de düzenlenmiştir. Örneğin konut olarak kullanılan bina ve dairelerin vergi değerinin 1/4'ü, inşaatın bitimini izleyen yıldan itibaren 5 yıl süreyle geçici muafiyetten faydalandırılır. Bina vergisinin oranı konutlar için binde 1, diğer binalar için binde 2'dir. Büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bu oranlar %100 artırımlı olarak (konutlar için binde 2, diğer binalar için binde 4) uygulanır. Arazi vergisinin konusunu Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsalar oluşturur. Sınırları tabii veya suni işaretlerle belirtilmiş yeryüzü parçası arazi; belediye sınırları içinde bulunan ve belediyelerce parsellenmiş arazi ise arsa olarak tanımlanmaktadır. Arazi vergisinin mükellefi arazinin maliki, varsa intifa hakkı sahibi veya malik gibi tasarruf edenlerdir. Arazi vergisinin oranı arazilerde binde 1, arsalarda ise binde 3'tür. Büyükşehir belediyesi sınırları içinde bu oranlar %100 artırımlı uygulanır. Ayrıca mükelleflerin bir belediye sınırları içinde bulunan arazisinin vergi değerinin 10.000 TL'si arazi vergisinden istisnadır. Emlak Vergisi Kanununun üçüncü kısmında bina ve arazi vergilerine ortak hükümler yer almaktadır. Yeni inşa edilen binalar veya vergi değerini değiştiren sebeplerin ortaya çıkması halinde ilgili bütçe yılı içinde belediyeye bildirim verilmesi zorunludur. Emlak vergisi her yıl iki eşit taksitte (birinci taksit Mart-Mayıs ayları arası, ikinci taksit Kasım ayında) ödenir.