Eski ABD Başkanı George W. Bush, Türkiye ziyaretinde doğu ve batı toplumlarının barışması gerektiği mesajını daha etkili kılmak için konuşma mekanı olarak Boğaz Köprüsü'nün Avrupa yakası kıyısını seçmiştir.
McDougall tarafından 1908 yılında tanımlanan bu olguya göre, eşleri doğum sancısı çeken bazı erkeklerin de benzer fiziksel sancılar hissetmesi sempatinin en somut örneklerinden biridir.
Mutluluk göstergesi olan gülmek eylemi, kentte veya Batı kültüründe doğal bir davranış olarak algılanırken; kırsalda veya Doğu kültüründe utanç ya da kibir anlamına gelebilmektedir.
Şahin (2010) iletişim becerisini; saygı ve empatiyi temel alan, maske takmadan ben dili kullanmayı sağlayan ve bireyin toplumda yaşamasını kolaylaştıran öğrenilmiş davranışlar olarak tanımlar.
Zıllıoğlu (2010) tarafından aktarılan araştırmalara göre, bir konuşmayı dinleyen kişiler konuşmanın hemen ardından bu konuşmanın ancak %50'lik bir kısmını anımsayabilmektedir.
1994 yılında Zıllıoğlu tarafından kaleme alınan 'İletişim Nedir?' başlıklı kitapta, literatürde tespit edilen tam 4560 farklı iletişim tanımının varlığından bahsedilmektedir. Bu veri, iletişimin tek bir kalıba sığdırılamayacak kadar geniş kapsamlı ve disiplinlerarası bir olgu olduğunu somut bir şekilde ortaya koymaktadır.
İletişimi oluşturan unsurların etki düzeyleri üzerine yapılan araştırmalara göre, kelimeler mesajın sadece %10'unu oluştururken, ses tonu %30, beden dili ise %60 oranında rol oynar. Bu durum, mesajın içeriğinden ziyade veriliş şeklinin (%90) doğru anlaşılmada ne derece kritik olduğunu gösterir.
İnsanlar dakikada ortalama 150 kelime söyleyebilirken, aynı süre zarfında ortalama 500 kelimeyi dinleyip işleme kapasitesine sahiptir. Aradaki bu büyük hız farkı, dinleyicilerin konuşma esnasında kolayca sıkılmasına, dikkatlerinin dağılmasına ve 'dinliyor gibi görünme' hatasına düşmelerine zemin hazırlar.
Psikolog McDougall, 1908 yılında yaptığı çalışmada, eşleri doğum sancısı çeken erkeklerin de benzer fiziksel sancılar hissetmesi gibi durumları incelemiş ve bireylerin başkalarının acılarını doğrudan kendi bedenlerinde hissetmesi olgusuna 'sempatik acı çekmek' adını vermiştir.
İletişim gereksinimi tarih boyunca farklı yöntemlerle karşılanmıştır. Mağara duvarlarına çizilen resimler, Kızılderililerin ateş dumanı kullanması ve Afrika yerlilerinin tam tam sesleri, ilkel toplulukların uzak mesafelerle iletişim kurmak ve varlıklarını sürdürmek için geliştirdikleri ilk somut teknolojilerdir.
Gülmek evrensel bir eylem gibi görünse de algısı kültürlere göre değişir. Kentlerde veya Batı kültüründe gülmek doğal bir istek ve mutluluk göstergesi olarak algılanırken, kırsal kesimlerde veya Doğu kültürlerinde bazen utanç, kibir ya da saygısızlık olarak yorumlanabilmektedir.
Bilişsel süreçler üzerine yapılan araştırmalar, bir konuşmayı pürdikkat dinleyen kişilerin bile konuşmanın hemen ardından anlatılanların ancak %50'sini (yarısını) anımsayabildiklerini göstermektedir. Bu durum insan beyninin bilgiyi seçme ve işleme sınırlarından kaynaklanır.