Sesli Özet
← Ünite 8

Ünite 8: Sözsüz İletişim: Etkili İletişimin Temeli — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Sözsüz İletişim: Etkili İletişimin Temeli. Kültür kavramı, gündelik dilde belirli görgü kurallarına uygun davranma, nerede ve nasıl davranacağını bilme durumu olan 'kültürlü olmak' şeklinde ele alınır. Bunun yanı sıra edebiyat, müzik, resim gibi sanat alanlarıyla eş anlamlı olarak da kullanılır. Bilimsel dilde ise kültür; uygulamalı bilimi, pratik çalışmaları, teknolojiyi ve toplumun ortak ya da bireysel tüm toplumsal ürünlerini kapsayan geniş bir anlama sahiptir. Kültürün bireysel, grupsal ve toplumsal boyutları bulunmakla birlikte, bireyin ve grubun kültürü içinde bulunulan toplumun başat kültürüne doğrudan bağımlıdır; bu nedenle toplumun kültürü belirleyici ve temeldir. Kültür kelimesinin kökeni Latince 'Cultura' (colere: ekip biçmek) sözcüğünden gelmektedir. Tarihsel süreçte kültür ile uygarlık kavramları farklı olgular olarak nitelendirilmiş olsa da, günümüzde bu iki kavram iç içelik ve eş anlamlılık göstermektedir. Bilimsel alanda kültür uygarlıktır; toplumsal anlamda eğitim sürecinin ürünüdür; estetik alanda güzel sanatlardır; maddi ve teknolojik alanda ise üretme, tarım, çoğaltma ve yetiştirmedir. Türk Dil Kurumu Toplumbilim Terimleri Sözlüğü kültürü, tarihsel toplumsal gelişme sürecinde yaratılan tüm maddi ve manevi değerler ile bunları sonraki kuşaklara iletmede kullanılan araçların tümü olarak tanımlar. Felsefi açıdan kültür, bir ulusun bütün yaşama biçimlerinde birlikli bir üslup kazanması ve tarihin sürekliliği içinde gerçekleşen manevi biçimlenme sürecidir. Antropolojik yaklaşım ise kültürü, insanın bir toplum üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, hukuk, töre, beceri ve alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütün olarak görür. Kültür doğanın insanlaştırılma biçimidir. İnsanın nasıl düşündüğü, duyduğu, değerlerini nasıl düzenlediği ve benimsediği varolma programı kültürün içindedir. Kültür, el değmemiş bakir doğaya karşı insan varlığının ve etkinliğinin vazgeçilmez bir ürünüdür. Kültür, maddi ve manevi olmak üzere iki temel ögeden oluşur. Maddi kültür ögeleri, bir toplumun teknolojik gelişmişlik durumunu, ürettiği eserleri, aletleri ve ekonomik faaliyetleri kapsar. Maddi kültürün düzey farkı, teknolojik açıdan kültürün ileriliğini ya da görece ilkelliğini gösterir. İki ülkenin ekonomik olarak karşılaştırılması bir çeşit maddi kültür karşılaştırmasıdır. Manevi kültür ögeleri ise dil, estetik, eğitim, din, inançlar, tutumlar, gelenekler, toplumsal kurallar, değerler, toplumsal organizasyonlar ve kurumlardan meydana gelir. Kültür çeşitleri genel kültür, alt kültür ve karşıt kültür olarak sınıflandırılır. Genel kültür, bir toplumun sahip olduğu bütün kültürel yapıyı ifade eder ve toplumun hakim inançlarını, değerlerini ve yaptırımlarını kapsar. Genel kültür bağlamında ortaya çıkan 'etnosantrizm' (kültürel içedönüklük), kişinin kendi kültürünü tek doğru yol olarak görmesi ve diğer kültürleri buna göre yargılama eğilimidir. Etnosantrizm toplumsal dayanışmayı sağlayan bir 'zamk' görevi görse de, aşırıya kaçtığında değişme ve gelişmeyi engelleyerek topluma zarar verebilir. Alt kültür (subculture), genel kültür içindeki birtakım değerleri paylaşan ancak etnik yapı, yerleşim yeri, yaş grupları veya ekonomik düzey gibi ortak paydalara bağlı olarak kendilerine özgü değer ve yaşam biçimleri geliştiren grupların kültürüdür. Karşıt kültür (counter culture) ise toplumun genel değerlerine ters düşen ve bu farklılığın bilincinde olan alt gruplardır. Karşıt kültür üyeleri alternatif bir yaşam biçimi sunan 'karşıtlık oluşturan' (counter) gruplar (çiçek çocukları, beatnikler) veya yürürlükteki kültürü tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen 'zıt' (contra) gruplar olarak ikiye ayrılır. Sözsüz iletişim, günlük yaşamdaki ilişkilerde başvurulan, kelime kullanmadan gerçekleştirilen simgesel kodlar bütünüdür. İletişimin doğasıyla ilgili olarak yüz yüze iletişimin sadece konuşmayla başladığı yönündeki yanlış varsayımlar, sözsüz iletişimin bilimsel olarak geç incelenmesine yol açmıştır. Oysa sözsüz iletişim kodlarının kullanımı insanlık tarihi kadar eskidir. Kelime kullanmadan bilgi aktarımı olarak tanımlanan sözsüz iletişim, genel iletişimin yaklaşık %93'ünü oluşturur. Bu oranın %55'ini yüz ifadeleri, vücut hareketleri, takılar ve mesafe algısı oluştururken, %38'ini ses tonu oluşturmaktadır. İletişim Matrisi, sözel ve sözsüz davranışları dört grupta ayırır: Sesli-Sözel İletişim Davranışları, yüksek sesle dillendirilen ifadeleri içerir. Sessiz-Sözel İletişim Davranışları, işitme engelliler alfabesi veya yazılı iletiler gibi yapılandırılmış sembol sistemlerini kapsar. Sesli-Sözsüz İletişim Davranışları, söylenen şeyin içeriğinden çok nasıl söylendiğiyle (sesin yüksekliği, hızı, tonu) ilgilidir ve ilk saf sözsüz iletişim biçimidir. Sessiz-Sözsüz İletişim Davranışları ise sesi tamamen dışarıda bırakarak vücut duruşu, giyim, yüz ifadesi ve dokunma gibi anlam aktaran tüm davranışları kapsar. Sözel ve sözsüz iletişim arasındaki temel farklar yapılandırılmışlık, linguistik olma, süreklilik, doğuştan getirilme ve beyinde işlenme süreçlerinde ortaya çıkar. Sözel iletişim gramer kurallarına sahip ve yapılandırılmışken, sözsüz iletişim kuralsız ve yapılandırılmamıştır. Sözel iletişim kesintili parçalardan oluşurken, sözsüz iletişim ortak mekanda bulunulduğu sürece süreklidir ve durdurulamaz. Kasıtsız sözsüz iletişim kodları doğuştan getirilir (gülmek gibi). Ayrıca sözsüz uyarımlar beynin sağ lobunda işlenirken, analitik ve mantıklı sözel uyaranlar beynin sol lobunda işlenir. Sözsüz iletişimin günlük etkileşimlerde üstlendiği birçok işlev vardır. Tamamlama işlevi, sözel iletiyi destekleyerek etkisini artırır (öğretmenin kızgın bir yüz ifadesiyle bağırması). Çelişme/Yalanlama işlevi, sözel mesajla sözsüz mesajın uyuşmaması durumudur; bu durumda alıcılar genellikle sözsüz mesaja güvenme eğilimindedir. Tekrarlama işlevi, sözel iletiyi el işaretleriyle vurgulamaktır (iki çay isterken parmakla iki işareti yapmak). Düzenleme işlevi, konuşma sırasını belirleyen bir trafik işareti görevi görür (ses tonunun düşmesiyle konuşmanın biteceğini anlamak). Yerini alma işlevi, sözel iletişimin yerine sözsüz işaretlerin kullanılmasıdır (konuşma demek yerine parmağı dudağa götürmek). Vurgulama işlevi, önemli noktalardan önce duraklayarak dikkati çekmektir. Resmetme işlevi ise kelimelere eşlik ederek nesnelerin boyutunu elle göstermektir. Sözsüz iletişimin ortak özellikleri arasında iletişim yokluğunu olanaksız kılması, duyguları yetkin biçimde dile getirmesi, insanlararası ilişkileri ve toplumsal konumu tanımlaması, sözel içerik hakkında bilgi vermesi, daha güvenilir iletiler sağlaması ve kültüre göre biçimlenmesi yer alır. Sözsüz iletişim kodları fiziksel görünüm, giyinme/aksesuarlar, vücut hareketleri (jestler), mimikler, çevre/mekan algısı, dokunma, ses dili, koku/tat, kültür/zaman ve renk tercihleri olarak sınıflandırılır. Fiziksel görünüm, ilişkilerin başlamasında etkilidir ve ince-narin (ectomorfik), kaslı (mesomorfik), ağır-yuvarlak (endomorfik) olmak üzere üç vücut tipi bulunur. Giyinme ve aksesuarlar toplumsal statü, yaş ve ekonomik düzey göstergesidir. Beden dili (kinesics) ise duygu ve düşüncelerin vücut hareketlerine yansımasıdır. Beden dili işaretleri işlevsel olarak amblemler (el sallamak gibi kesin anlamlı hareketler), betimleyiciler (sözel açıklamayı netleştiren hareketler), duygu göstergeleri (yüz ifadeleri), düzenleyiciler (konuşma sırasını belirleyen hareketler) ve uyumlandırıcılar (tırnak yemek, ritim tutmak gibi endişe belirten kasıtsız hareketler) olarak ayrılır. Kodlama açısından ise keyfi kodlar (el sallamak), ikonik kodlar (boğaz kesme işareti yapmak) ve içsel kodlar (kızgınlıktan titremek) mevcuttur. Güçlü insanların duruşu rahat, dik, jestleri dinamik ve bakışları doğrudan olur. Mimikler ve yüz ifadeleri duyguları yoğunlaştırabilir, azaltabilir, nötrleştirebilir veya maskeleyebilir. Esas jest ve mimikler; anlatım, toplumsal ve mimik jestler olarak üçe ayrılırken, ikincil jestler toplumsal nitelikli olmayan esneme, kaşınma gibi hareketlerdir. Gözler ve bakışlar ise dikkat, ikna, içtenlik, düzenleme, etkileme, güç ve izlenim yönetimi işlevlerine sahiptir. Göz bebekleri olumlu durumlarda normalin dört katına kadar büyürken, kızgınlık anında küçülür. Kesintisiz bakış baskınlık ve iktidar ifadesiyken, bakış kaçırmak bir uyumlandırıcıdır. Çevre ve mekan kullanımı (proxemics) kişisel mesafe ve çevre (territory) olarak ikiye ayrılır. Kişisel alan, vücudu saran bir balon gibidir ve dört bölgeden oluşur: İçli-dışlı mesafe (35-40 cm, sadece çok yakınlar için), samimi-kişisel mesafe (40-80 cm, yakın arkadaşlar için), toplumsal mesafe (80 cm-2 m, resmi ilişkiler için) ve kamusal mesafe (2 m ve üzeri, yabancılar için). Çevre ise doğal çevre, mimari, kalabalık ve yoğunluk olarak incelenir. Yoğunluk fiziksel bir ölçüyken, kalabalık psikolojik bir algıdır ve kontrol kaybıyla artar. Dokunma, sözsüz iletişimin en yaygın ve gelişim için en gerekli biçimidir. Şakalaşma, güç, törensellik, nezaket ve sevgi gibi işlevleri vardır. Ses kodları ve susma (paralanguage) ise konuşmanın nasıl yapıldığıyla ilgilidir. Ses kodlarının duyguları aktarma, izlenim yönetimi ve düzenleme işlevleri bulunur. Sesin özellikleri arasında sesin yüksekliği (şiddeti), tonu, rezonansı, perdesi, ritim hızı, süresi, niteliği, düzenliliği, boğumlaması (telaffuz), işitilebilirliği, akıcılığı, hoşa gitmesi, anlamlılığı ve bükümlülüğü (monoton olmaması) yer alır. Sessizlik ve susma rastlantısal değildir ve anlam taşır. Susma tipleri üçe ayrılır: Psikolinguistik susma (düşünme süresi tanımak için dilsel zorunlulukla duraklamak; kısa ve uzun süreli olarak ayrılır), etkileşimsel susma (karar verme, akıl yürütme ve denetim kurma amacıyla susma) ve sosyo-kültürel susma (toplumun kuralları gereği düşük statüdekilerin veya çocukların susması). Koku ve tat ise çekici/itici, hatırlatıcı ve özdeşleşmiş (hastane kokusu) iletiler sağlar. Zaman algısı ise güç ilişkilerini yansıtır; güçlü olan bekletir, güçsüz bekler. Toplumsal cinsiyet (gender), biyolojik cinsiyetin ötesinde kültür tarafından belirlenen davranış kalıplarıdır. Henley'in cinsiyet-statü kuramına göre cinsiyetler arası sözsüz davranış farklılıkları, toplumsal hayattaki güç ve statü eşitsizliklerinden kaynaklanır. Kadınlar sözsüz iletişimi kişisel bağlantılar kurmak için kullanırken, erkekler güç ve baskınlık göstermek amacıyla kullanırlar. Kadınlar erkeklerden daha fazla gülümser, daha çok göz teması kurar, başkalarına daha çok yaklaşır, daha çok jest yapar ve yüz ifadeleriyle duygularını daha doğru yansıtırlar. Erkekler ise daha rahatsız vücut hareketleri yapar, daha yüksek sesle konuşur, daha fazla konuşma hatası ve duraklama dolgusu (eee, ııı) kullanırlar. Kadınlar başkalarının görünümlerini ve sözsüz davranışlarını hatırlamakta erkeklerden çok daha başarılıdır. Bakış ve göz teması açısından erkekler güç göstermek veya meydan okumak için gözlerini dikerken, kadınlar konuşma sırasında ilgiyi sürdürmek için göz teması kurarlar. Dokunma açısından erkekler dokunmayı başlatma ve güç gösterme eğilimindeyken, kadınlar destek ve teselli amacıyla dokunurlar. Alan kullanımı açısından erkekler daha büyük kişisel alanlar kullanır ve diğer insanların, özellikle de kadınların kişisel alanlarını işgal etme eğilimi gösterirler. Kadınlar ise kol ve bacaklarını bedenlerine daha yakın tutarak daha az alan kaplarlar ve yan yana etkileşimi tercih ederler; erkekler ise yüz yüze konuşmayı tercih ederler. Gelişmiş bir iletişim için sözsüz iletişim ipuçları arasında; muhataba doğru hafifçe eğilmek, sık göz teması kurmak, onaylayıcı baş sallamak, ortalama veya hafif düşük konuşma hızı kullanmak ve uygun durumlarda gülümsemek yer alır.