Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Hz. Muhammed, 40 yaşına doğru Ramazan ayında Hira Dağı'nda aldığı ilk vahiy ile peygamberlik görevine başlamış ve İslamiyet'i ilk olarak yakın çevresine tebliğ etmiştir. Hz. Hatice, azatlı kölesi Zeyd ve amcasının oğlu Hz. Ali ilk Müslümanlar arasında yer almıştır. Yeni dinin yayılmasından rahatsızlık duyan Mekke ileri gelenleri (Kureyşliler) Müslümanlara karşı baskı ve zulüm politikası uygulamaya başlamışlardır.
Müslümanların Mekke'de ibadet edemez ve yaşayamaz hale gelmesi üzerine Hz. Muhammed, bir grup Müslüman'ın Habeşistan'a göç etmesine izin vermiştir. Mekke'de tebliğ imkanının kalmaması ve Taif denemesinden sonuç alınamaması sonrasında, Medine ahalisinin şehre yerleşme teklifi kabul edilmiş ve 622 yılında Hicret gerçekleşmiştir. Bu göç, İslam takvimine başlangıç (Hicri takvim) teşkil eden tarihi bir dönüm noktasıdır.
Medine'ye varışıyla birlikte Hz. Muhammed sadece dini bir önder değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal işleri yöneten bir lider konumuna gelmiştir. İlk iş olarak bir cami inşa ettirmiş, ardından Muhâcirler (Mekkeli göçmenler) ile Ensâr (Medineli yardımcılar) arasında kardeşlik bağı kurarak toplumsal dengeyi sağlamıştır. Medine'nin Mekke ticaret yolları üzerinde yer alması, Müslümanların siyasi ve ekonomik gücünü artırmıştır.
Hicret'in ikinci yılında (624) gerçekleşen Bedir Savaşı, Ebû Süfyan'ın ticaret kervanını korumak amacıyla gelen Mekkeli müşrik ordu ile Müslümanlar arasında yapılmıştır. Yaklaşık 300 kişilik Müslüman ordusu, Ebû Cehil komutasındaki 950 kişilik Kureyş ordusunu mağlup etmiştir. Bu savaşta Müslümanlar çok az kayıp (14 şehit) verirken önemli ganimetler elde etmiş ve siyasi itibarları artmıştır.
Bedir'deki yenilginin intikamını almak isteyen Mekkeliler, 625 yılında 3.000 kişilik bir orduyla Uhud Dağı eteklerinde Müslümanlarla karşılaşmışlardır. Savaşın başında Müslümanlar üstünlük sağlasa da okçuların yerini terk etmesi sonucu savaş aleyhe dönmüştür. Hz. Hamza dahil birçok Müslüman şehit düşmüş, Kureyşliler savaştan galip ayrılmıştır.
Müslümanların Kureyşlilerle üçüncü büyük mücadelesi 627 yılında Hendek Savaşı olmuştur. Selman-ı Farisî'nin önerisiyle Medine etrafına hendekler kazılmış, 10.000 kişilik Mekke ordusu şehri kuşatmasına rağmen erzaklarının tükenmesi ve şaşkınlığa uğramaları nedeniyle geri çekilmek zorunda kalmıştır. Savaş sonrasında dış ilişkiler hız kazanmış, 628 yılında Hudeybiye Anlaşması imzalanarak Müslümanların hukuki varlığı Mekkeliler tarafından tanınmıştır.
Hz. Muhammed'in 632 yılında vefatının ardından Dört Halife Dönemi başlamıştır. İlk halife seçilen Hz. Ebûbekir (632-634) döneminde, İslam dininden dönme hareketleri (Ridde olayları) bastırılmış, Yemame Savaşı (Akrabâ zaferi) ile yalancı peygamber Müseylime etkisiz hale getirilmiştir. Ayrıca bu dönemde Kur'an-ı Kerim Zeyd b. Sâbit başkanlığındaki heyet tarafından kitap (Mushaf) haline getirilmiştir.
Hz. Ömer Dönemi (634-644), fetihlerin altın çağı olmuştur. Suriye ve Filistin Yermuk Savaşı ile ele geçirilmiş, 637'de Kudüs fethedilmiştir. Kadisiye (635) ve Nihâvend (642) Savaşları ile Sâsânî (İran) orduları tamamen yenilgiye uğratılmış, İslam devletinin sınırları Mısır'dan Ceyhun nehrine kadar genişlemiştir. Hz. Ömer, İranlı köle Ebû Lülü tarafından şehit edilmiştir.
Hz. Osman Dönemi'nde (644-656) Taberistan fethedilmiş, Kıbrıs vergiye bağlanmış ve Kur'an nüshaları çoğaltılarak (istinsah) merkezlere gönderilmiştir. Ancak halifenin Emevi soyundan gelen akrabalarına aşırı kayırma yapması iç huzursuzluklara yol açmış ve evi basılarak şehit edilmiştir. Bu olay İslam dünyasında fitne ve iç çatışmaların başlangıcı olmuştur.
Hz. Osman'ın katillerinin derhal bulunmasını isteyen Hz. Ayşe, Talha ve Zübeyr ile Hz. Ali arasında siyasi anlaşmazlıklar çıkmıştır. Medine'deki desteğin azalması üzerine Hz. Ali başkenti Kûfe'ye taşımıştır. 656 yılında gerçekleşen Cemel Vak'ası'nda (Deve Olayı) Hz. Ali galip gelmiş, Talha ve Zübeyr hayatını kaybetmiştir.
Suriye Valisi Muaviye b. Ebû Süfyan'ın Hz. Osman'ın kanını dava ederek halifeliğe karşı çıkması üzerine 657 yılında Sıffîn Savaşı yapılmıştır. Savaşın mağlubiyet noktasında Muaviye'nin askerlerinin Kur'an sayfalarını mızraklara takmasıyla savaş durdurulmuş ve Hakem Olayı'na başvurulmuştur. Ebû Musa el-Eşarî ile Amr b. As'ın hakemlik yaptığı süreçte yaşanan anlaşmazlıklar Müslümanlar arasında bölünmelere yol açmıştır.
Hakem Olayı'ndan memnun kalmayan bazı gruplar Hz. Ali'den ayrılarak Hâricîler mezhebini kurmuşlardır. 661 yılında Kûfe camiinde namaz kılarken Hâricî İbn Mülcem tarafından şehit edilen Hz. Ali'nin ardından, oğlu Hz. Hasan kısa bir süre halifelik yapmış, haklarını Muaviye'ye devretmesiyle Emevî Devleti resmen kurulmuştur.
Muaviye b. Ebû Süfyan tarafından Şam merkezli kurulan Emevîler, hilafeti babadan oğula geçen saltanat haline getirmişlerdir. Bu dönemde Türkistan (Buhara, Semerkand), Kuzey Afrika ve İspanya yönünde büyük fetihler yapılmış, İstanbul denizden ve karadan kuşatılmış ancak alınamamıştır. Muaviye'nin oğlu Yezid'in iktidarı sırasında 680 yılında Kerbelâ Olayı gerçekleşmiş, Hz. Hüseyin ve ailesinin katledilmesi Şii-Sünni ayrılıklarını ve Emevi karşıtı isyanları tetiklemiştir.
Abdülmelik b. Mervân döneminde Arapça resmi dil kabul edilmiş, ilk İslam sikkesi (altın para) bastırılmış ve Kâbe yeniden inşa edilmiştir. Ömer b. Abdülaziz ise adaletli yönetimiyle tanınmış, mevali (Arap olmayan Müslümanlar) üzerindeki ağır vergileri hafifletmiştir. Ancak son dönemde iç çatışmalar, kabile kavgaları ve Abbasî propagandaları Emevîleri çöküşe götürmüş, 750 yılında yıkılmışlardır.
Emevi hanedanından Abdurrahman b. Muaviye, 756 yılında İspanya'da Kurtuba merkezli Endülüs Emevî Devleti'ni kurmuştur. III. Abdurrahman döneminde halifelik ilan edilmiş, Kurtuba bir bilim, kültür ve medeniyet merkezi haline gelmiştir. XI. yüzyılda iç karışıklıklar ve küçük beyliklere bölünme sonucunda zayıflayan devlet 1031'de tamamen ortadan kalkmıştır.
Emevî zulmüne karşı Ebû Müslim Horasani'nin başlattığı isyanlar sonucunda Ebû'l Abbas tarafından Bağdat merkezli Abbasî Devleti kurulmuştur. Halife Mansur şehri inşa ettirmiş, Harun Reşid dönemi ise devletin en parlak, zengin ve kültürel zirve dönemi olmuştur. Bermekî ailesinin etkili olduğu bu dönemde ticaret, tarım ve bilim en üst düzeye çıkmıştır.
Abbasîler döneminde Horasan'dan gelen Türk askerleri için Samarra şehri kurulmuş, ordu ve idarede Türklerin etkinliği artmıştır. Ancak merkezi otoritenin zayıflamasıyla Tolunoğulları gibi ilk bağımsız Türk-İslam devletleri kurulmuş, Büveyhîler ve Fatımîler halifeliğin siyasi gücünü zayıflatmıştır. 1258 yılında Moğol hükümdarı Hülâgû'nun Bağdat'ı ele geçirmesi ve son halifeyi öldürmesiyle Abbasî Devleti yıkılmıştır.
İslam Medeniyeti; dil, edebiyat, bilim, felsefe, sanat ve mimari alanlarında devasa eserler vermiştir. Arapça ortak iletişim ve bilim dili haline gelmiştir. Beytü'l-hikme'de Yunan felsefesi ve bilim eserleri Arapçaya çevrilmiş; İbn Sina, Razi, Farabi, Biruni ve Harizmi gibi dâhiler tıp, matematik, astronomi ve felsefeye yön vermiştir. Mimaride Şam Emevi Camii, Kubbetü's-Sahra, Kurtuba Ulu Camii ve Elhamra Sarayı İslam sanatının şaheserleri olarak inşa edilmiştir.